Topraktan geldik de cana büründük
Seste eylemde renk tende göründük.
Vakit tamam olup bitince vade
Kefen kundağımız, beşik büründük.
Sonraya hesaplar emanet defter
Kafamda kırk tane kırk ayak
Kırkının da ayak izleri kırkından farklı.
Kırık bir kalp taşır ruhum
Kırka yaklaşmış adımlarım
Kırk bohça içinde gizli bir sır
Anlamadığım kahramanlar kırık bir aynada.
Kurtlar sofrasında türlü kaşıklar
Plastik çelikten tahta kaşıklar
Doymak bir tecelli doymamak kısmet
Edepli edepsiz serde kaşıklar.
Biz nankörlüğü sevilip de kaybolan yalanlardan öğrendik.
Ve bir adam nasıl satılır biz bunu paranın olduğu yerde satılırken öğrendik.
Umudun olmadığı yerde isyanı,
Neşenin olduğu yerde umut etmeyi öğrendik.
Sonu yok zannedilen büyüklüğümüzde ihtirası öğrendik.
Azığı sabır ve bazen de gözyaşı olan sevgimizde hasreti,
Bir kol saatinin mat sarılığında
Resmi kıyafetlerin donukluğunda
Makam koltuğunda..
Uzayan sorular kısalan sürelerde
Bulurum seni bir yerlerde.
Üzülecek varsa o dert olmalı,
Sürü olmaktansa yalnız kalmalı.
Bu dünya kör kuyu ipi bulmalı,
Ağlamak bülbüle göze yakışır.
Yürek isyankarsa yar suçsuz mudur?
Hayatın boyunca hep kapılardan geçeceksin.
Önce doğum kapısından geçip geleceksin dünyaya.
Gözyaşlarınla eriyip gidecek ilk naylon kapı.
Sonra sevda kapısının önünde duracaksın.
Bu kapı ağaç kapıdır.
Buradan girebilirsen diğer kapıları da göreceksin.
Kaba bir adamım, anlamam
Şiirden, imadan, masaldan.
Öyle dup diye söylemeli dil
Ortaya düşmeli zınk diye, ses.
Kaçmamak kendinden
Başka gurbete.
Dünyanın çivisi çıktı dediler,
Neredeymiş çivi, bulasım geldi.
Adem isyan doldu, bıktı dediler
Çiviye hesabı sorasım geldi.
Elimde çekiçle çıkıp yollara,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!