Boş kafa, gür sada... (Haşmetli cehalet)
Deryayı görmemişsin, katrede boğulursun
Her kelamın bir zehir, kendinle yoğrulursun
Aynaya bakmazsın ama aleme mizan verirsin
Sıfır noktasında durup, arşa değdim dersin
(Halt ettin!)
(Ad-lib: Cehl-i mürekkebsin evlat...)
Her mevzuya hakimsin, lakin özün kupkuru
Egon bir kale olmuş, yıkar geçer bu nuru.
Dışın saray gibi lakin için harabe (Viran-ı dil)
Lafın çok ama hükmün bir tek hubabe (Boş köpük)
Dönüyorsun etrafında, sanırsın bir gülle
Lakin çarptığın duvar, kendi nefsin, bu dille!
(Ad-lib: Haddini bil, bi-çare...)
Bilmişlik taslarsın, meclis-i ulemada
Aslında bir hiçsin, kaybolursun duada
Kibrin bir dağ olmuş, yolunu gözler kaza
Fikrin yok, zikrin çok, uğradın itiraza
(Ad-lib: Hodbin! Hodfüruş!)
Sözlerin iğreti, ruhun ise bir pazar
Kendi kuyunu kazdın, işte o dar mezar.
Susmak... (Sükût-u lisan)
En büyük cevaptır sana (Selamet-i insan)
Ama sen durmazsın...
Cannonball gibi gel lakin camdan kalen var
Hicv-i şahane bu, sana dünyayı dar eyler
Lafazan... (Heba...)
Bi-edeb... (Feda...)
(Mü-te-keb-bir...)
Kayıt Tarihi : 20.1.2026 06:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!