Biz sizinle aysız bir mecrada acı üzerine sevişmek isteriz dedi çatı katı. Oysa sabah, ışığını bağrının kör noktasına kadar ulaştırmıştı…
Bir sakinliğin giriftarı olmak değildi sana iştiyakım… Bir kaybolmanın, yüksekte bir saklanmanın… İçinden geçen karanlığın bir kuytusunda kuyu içre kuyu olmanın…
Işığı emen her ulaşılmaz gibi bir beklenti görünmek… fark edilmek bir saklanmanın su boğan havuzunda… Pazar gününden kurtulmak istercesine fakat bir pazartesi telaşına düşmeden…
Ruhumun ışığa yakın zeminde serilişi bir sanat… Bir sanat dizlerini karnına çekmiş oturan sandalyenin beni öylece izlemesi… Aklımdan geçen seni hangi eşya sallanan bir sandalye kadar tahayyül edebilir ki… Telleriyle kendi sesini tam boğazının solundan boğmuş bir gitar?
Seni ele sevirem ki...
Diyirsen ki, niye?
Ne bilim işte ele!
Seni görende bir hoş olir, ölür ölür ölirem...
Ahşam olir davar, nahır, mal gelir.
Komlar, ahırlar dolir
Devamını Oku
Diyirsen ki, niye?
Ne bilim işte ele!
Seni görende bir hoş olir, ölür ölür ölirem...
Ahşam olir davar, nahır, mal gelir.
Komlar, ahırlar dolir




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta