İnsan dört yanını çevreleyen teller gibi dolandıkça
o tehlikeli yalnızlığa
O çıkar yolu bulunmayan derin acıya
İniltilerini sabaha saklamadan tüketiyor bilinçsizce..
Ne zaman gelecek o soylu davranış etten kemikten halimize
Ne zaman yollar katlanıp cebimize sığacak
Ulaşmak tek bir kertede ne kadar uzak varsa
şimdi ne kadar katlanılması güç dalkavukluk, iki yüzlülük varsa
Tek bir darbesiyle demir dökümlü kılıç kadar mevcudiyetimiz
Çabucak kanatabilse keşke..
Parlak kırmızı elmaların sergilendiği manav tezgahlarından
başlayıp koşmaya
göğün mavisini göğsümüze saplarcasına koştuğumuz o yokuş
dizlerimizdeki yorgunluğa, siyatik ağrılara bakmadan
bitebilse keşke..
Üfürür tabiat elde avuçta kalan birikimimizi
Dinç ve diri bedenler çürür elbet
Söylenmesi zor bir şarkı kalır dudaklarımızda
mısraları kesik kesik suzinak makamından
Elbette burun kıvırır martılar
O üretken beynin şimdilerdeki ufunet kokusuna..
Kayıt Tarihi : 15.7.2015 01:54:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!