Gül dudak ötesi ıssız öpüşmeler
Karafatmalar, hamam böcekleri dem vurduğumuz isilik
İlle de sen ille de ben yaşamadıklarımız
Çocuklar yuvarlanır tepelerden, ağızlarında hayat
Kulaklarım savaş artığı kaç desibel?
Kızılırmak ellerimin infazı heyhat!
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




YAŞANAMAYANLAR MI YAŞATIR?
Olumsuzdan olumluya yöneliş mi?
Görünen o ki, önce bir hayıflanma seziliyor. Öpüşmelerin de gül dudaktan öteye geçemeyişi…
Tabi nasıl bir öpüşme hayali veya özlemi ise arzulanan…
Sonra akla bin türlü haşarat… Sanki zihinde karıncalaşmalar…
Yaşanılamayanların iç yakıcılığı, gönül fokurdamaları ve dışa vuran isilik kızartıları, kabarcıkları…
Yaşamadan ölmemeye karar verme…
Çocuklar, hiçbir şeyi düşünmeden tepelerden aşağı kendilerini bırakırlar. Diledikleri gibi koşup oynaşırlar. Onları frenleyecek hiçbir engel yok. Hayatı olduğu gibi ve çocukça yaşamak var.
Sanki onların hayata bağlılık çığlıkları, kulaklarda savaş naralarının artığı…
İnsanın kendi çocuk yanıyla, iç sesiyle savaşı..
Kızılırmak gibi coşkuyla akıp giden duygular. Taşsa neye yarar? Kendi ellerimle boğazlıyorum bu coşkulu akışı…
Çünkü ille de sen ve ben bir olup akamadıkça…
Coşkumuzu yaşamadıkça ve yazamadıkça…
Korkmuyor gibiyiz aslında.
Ama bir esaret var, iliklerimize kadar işlemiş ve bizi mahkûm etmiş… Hâlbuki özgürlüğümüz birbirine… Ama yetmiyor, yılların hoyratlığına. Zaman akıp geçiyor, aşkla ve şevkle ille de sen, ille de ben dedikçe birbirimize…
Şafağın birbirimize doğmasını beklemek…
Yolların birbirimize gitmesini beklemek…
Biz, birbirimiziz.
Hangimiz?
Can tanem… (Kim?)
Helalim… (Helaline böylesine bağlılık ne güzel…)
Beklenilen ilk adım mı?
İlle de sen!..
Niye beklenir ki?
Neden hep “sen – ben” beklentisi içinde oluruz ki?
Neden, hep ilk adımı karşıdan bekleriz?
Neden, “önce sen – ben” havasına gireriz?
Tereddüt mü?
Şüphe mi?
Gurur mu?
Çeşitli acabalar mı?
*
Ben sadece şiirle konuşmaya çalıştım.
Biraz kendi dünyamla bağlantılandırarak kendimle çekiştim.
Belki kendimi sorguladım, irdeledim.
Güzel bir şiir Feriha Hanım
Kutluyorum.
Sevgi ve saygılar zatınıza…
Hikmet Çiftçi
23 Mayıs 2015
“GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ”
Neresinden tutsam şiirin bilemedim, her kıta ayrı bir ağıt, güzeldi sevgili Feriha kutlarım...
Güzel ve duyarlı şiirinizi ve kaleminizi yürekten kutlarım Feriha Deniz Hanım. Mutluluklar sizinle olsun.(10on*ant)
Sözcük sözcük ;dize dize lirizm...Mutlak bir şiirsellik...
Aşkın taraflarını tanımak adına önemli duygu geçişleri var şiirde.Bambaşka bir sevisel iklim.
Keyifle okudum.
Kutlarım.
Nicelerine.Erdemle.
Insan, şiirlerinizi okuduğunda ne yazsam da şiirin hakkını versem diye düşünmeden edemiyor. Saygılarımla.
yüreğinizin güzelliğinden
dökülen dizeler ile
harika bir şiir okudum
etkilenmemek elde değil.
kutluyorum şiir tadında kalın
Usta kalemınızden dökülen nadıde satırlarınız için yuregınıze teşekkürlerimi sunarım saygılarımla üstadım
öğretmenim ince dokunuşlar vede anlatılması gerekenler sevgi dolu,kutlarım.
Müthiş bir şiirsel akışkanlık içinde müthiş bir şiir serüveni...Dehşetle kutluyorum sayın şair...Saygılar sunuyorum...
İlle de sen ille de ben yazamadıklarımız
Korku yok, çokca esaret var iliklerimizle bir
İlle de sen ille de ben birbirimize özgürlüğümüz
Yıllar alıp götürür mü sorgusuz hoyratlığı?
İlle de sen ille de ben aşk kendini bilir…
KORKU YOKSA NEDENDİR YAZAMADIKLARIMIZ...
Her patika bizimdir biraz yollar aşina
İlle de sen ille de ben kavgamız
Hevalim helalim ille de sen…
BÜTÜN YOLLAR E 5 DEĞİL CANCAĞIZIM DEMİŞTİM BİR ŞİİRİMDE... İŞTE AYNEN ÖYLE. E 5 OLSA ZATEN SORUN YOK. MARİFET PATİKALARDAN GEÇEREK AYDINLIPA KARANLIKTA ULAŞMAK....
KUTLARIM SEVGİLİ FERİHA DENİZ... NİCELERİNE...
Bu şiir ile ilgili 14 tane yorum bulunmakta