Bir akşamüstü
oturup
hapisane kapısında
rubailer okuduk Gazalî'den:
'Gece:
büyük lâciverdî bahçe.
Altın pırıltılarla devranı rakkaselerin.
Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Devamını Oku
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
tutsak özgür, kör görür olsa
kapı sen, yol sen olsan
kulak duysa sesini, o hap solmuş yaralı
yine de insana derin sevgiyle bağlı
söylesen bana tekrar- tekrar,
yaşam sözlerinden.
ansızın mezarlar açılsa,
dirilse ölüler.
ve yaslansa yorgun başım
bir kitabına…
Hüseyin Çelikten
minti name
üstad nazım'ın şiirlerine ilham olan çankırı cezaevi şarin mısralarına özlem ve barış olan hapisane odaları şimdilerde şiirdeki sevdalılara umutlara ve de özgürlüklere mekan sahipliği yapmaktadır şair geçmiş zamanlardan anlamış burasının yarım asır sonra doğaya insanlara ev sahipliği yapan güzellikere çiçek açan ve acacak olan karatekin parkının varlığından sanki haberi varmış saygılarımla polatlı -ankara'dan özcan çalışkan
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta