Yakar mıydın sen de canın, Çanakkale harında!
Döker miydin asil kanın, hayatın baharında!
Ne akıl! Islanmak; kurşun, bomba ve şarapnel yağmurunda..
Ne mantık! Can taşımak cephelerden, insan kalburunda!
Terk mi ederdin vatan uğrunda anayı, atayı, yari!
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Üstad Aşık Cinasi, şiirin mahiyet ve tasnifini mükemmel tarzda ortaya koymakla kalmıyor, duygularımıza da tercüman olup yeni eserler vücuda getirme şevki kazandırarak makama uygun bir portre ortaya koymuş oluyor. Değerlendirmeleriniz için teşekkürler Muhterem Hocam!..
Bu güzel şiiri okurken her dizede Merhum Akif’in “Çanakkale Şehitlerine” şiirini okuyormuşçasına etkilendim.
Anasından ayrılan Mehmed’in, meleklerin kollarında son mekânına taşınışına kadar bütün merhaleler ayn’el yakin görürcesine anlatılmış.
Bu tarafta, şahadetin mukadder olduğunu bilerek evladını gönderen annenin tunçtan silueti beliriyor gözlerimizde.
Öbür tarafta, ölüm acılarından habersiz ölümler yaşanıyor.
Semada, ölümsüzler tebessümle bu mahşeri seyrediyor.
Şiirin muhtevası çok mükemmel.
Şekilde; Sayın Kurukaya’nın, şiiri hecenin sayısal kurallarına boğmamak adına mesnevi tarzındaki beyitlerini hece sayılarına bağlı kalmaksızın yazdığını düşünüyorum.
Yaşayarak, hissederek yazılmış derinlikli bir şiir.
Kutluyorum.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta