Karanlık gece, hava buz gibiydi
Çanakkale’de rüzgâr sert esiyordu.
Rüzgâra inat, Mehmet’im türkü söylüyor
Nusret’im adeta mayın ekiyordu.
Her mayın, bir umuttu özgürlük adına,
Anadolu’da çiçek olup açıyordu.
aşkımız bir gün uçup giderse aramızdan sevgilim
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken
Devamını Oku
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken




Ben, aşını ekmeğini yedim bu toprağın,
Tarlasında saban sürdüm,
Dağlarda koyun güttüm.
Bu topraklarda ağladım,
Bu topraklarda güldüm.
Bu topraklara, nice canlar verdim.
Özgürlük özlemlerimi bu topraklara ektim.
Bunun için benim savaşım…
Hey karşı yakadan bakan asker,
Düşündün mü sen hiç?
Şimdi neredesin, yaptığın savaş kimin için?
Muhteşem bir finalle taçlanmış değerli şiiri ve şairini kutluyorum...
Şiirin son bölümü çok anlamlı, çok doğru. Hiçbir savaşta toprağını, ülkesini savunanlar dışında hiç kimse bilmez neden orada olduğunu, neden savaştığını.
Kaleminize sağlık sayın Reşat Karabağ..., güzel ve anlamlı şiirinizi kutluyorum...
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta