cana yakın travmalar
İbrahim Halil Dülüloğlu’na
kendi etrafında dönerek orantılı açılarla kendini özgürleştiren şehrin cesetleri, parmak uçlarında izleri sıcak basınçlarla elenmiş soğuk ve çıplak sıyrıklar yankılıyor yüzünün kadavrasında.
çapakları diri yalnızlığın ortasında durmadan sağa sola koşuşan menenjitli açık yaralar, kıvrımlarını fısıldıyor şehrin kulağına. rahminde berduş narasıyla neşterlenmiş ağrılar besleyen iç organları, tahriş edilmiş özgürlüğün şefkatiyle ölümcül sevişmelerine kavuşuyor. hızlı hızlı kabuk değiştiren iç karartıları, ansızın kaybolan ve buzlaşan sesler yankılıyor suskunluk kadranında.
Sevmek gibi geliyordu her şey,
sevmek gibi gidiyordu kadın
adının anlattığı,canın teni yakmasıydı,
bir bulut evet ama aslolan
bulutun suyu yağmasaydı...
Devamını Oku
sevmek gibi gidiyordu kadın
adının anlattığı,canın teni yakmasıydı,
bir bulut evet ama aslolan
bulutun suyu yağmasaydı...




kapitalist sistemin insanlar üzerinde kurgulanmış düzeneği düşünülmeli..kent yaşantısı manipülasyon deformasyon ve dejenerasyonlarla mekanize edilmiş durumda..hastalıklı bir şahir hastalıklı bir nüfusa denktir sırrı bey..empati kurmalıyız
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta