Damarlarından yaşlar gözlerinden kan akacak bundan böyle insanoğlunun. Her ölen ağlayacak ve geride kalanlar kanayacak onun ardından. Acıdığı yerden yaşaracak, ağır yaş kayıplarını ilan edecek ajanslar ve yaşlar bağışlayacak birbirlerine insanlar. Ruhlar alınıp satılacak, ıskartaya ayrılacak canlar. Az kullanılmış bedenler yerine, duygularını çıkaracak tezgaha orospular. Tedavülden kalkacak para ve fahişelerin bedelleri kan ile ödenecek. Her gün değil sadece aybaşlarında ağlayacak kadınlar. Tam ‘’dört kere lacivert’’ kanayacak Müjganın gözleri ve Sadri Alışık silecek yine onları. Otuz Yedi yaşında, bu kere laciverte boyayacak asumanı, sonra kızıl kırmızı düşecek yağmur toprağa ve masmavi kalacak sonsuza kadar Orhan Velinin gökyüzü. Dilim kör benimse, gözlerim sağır, kulağım lal. Ne laciverti tadacak, ne de kırmızıyı duyacağım. Ölü katılığında bedenim. Ellerim, ellerim yaşarıyor. Hissediyorum. Biliyorum. Tam işte orası acıyor.
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta