İlk baştan mecburiyettendi tanışıklığımız.
O yüzdendi her sabah tokalaşmamız…
Takvim sayıyordu yapraklarını,
Başladı arkadaşlığımız,
Yavaş yavaş samimileşerek.
Dostluğa dönüştü arkadaşlığımız,
En tatlı muhabbetler ile…
Takvim sayıyordu hala yapraklarını…
Bizler de büyüyor gün geçtikçe,
İlişkilerimizde olduğu gidi…
Yavaş yavaş gün ağarıyordu.
Tren ufukta salınıyordu…
Bu gün bitecekti elbet,
Tren de yanaşacaktı istasyona.
Getirecekti umutları, özlemleri…
Doğacaktı az sonra yeni bir gün,
Taptaze, narin filizler ile,
Sımsıcak ilişkiler ile…
Yürüyecektik batıya doğru;
Güneş hep bizde kalsın,
Karanlık ardımızda sürsün diye…
Veya getirecekti ya hani
Umutları, özlemleri tren.
Getirmese umutları, özlemleri,
Hani getirse de yerinde hüzünleri, göz yaşları…
Makinist bağıracaktı ‘‘ son durak’’ diye…
İşte gün yerini karanlığa bırakıyor.
Bıraktı bile, üstümüze de çöktü,
İçimizden taşarak…
Geride kaldı ışıldayan yıldızlar.
Ya hayallere ışık tutacak,
Yada mazideki günlere, gülümseyişlere…
Doğacak mıydı bir daha güneş,
Beraberinde yemyeşil filizler ile…
Uğrayacak mıydı başka bir tren.
Beraberinde özlemleri, umutları,
Getirecek miydi ki bir daha bizim için…
Yok… Yoksa ötesi yok bunun…
Tepemizde kalacaktı zifiri karanlık,
Yıldızlar sönercesine…
Tren de istasyonda kalacaktı,
İstasyon ile beraber
Kaderine terk edercesine…
Birisini beklercesine…
Beraberinde umutları getirircesine…
Özlemleri getirircesine…
Özcan AskarKayıt Tarihi : 24.12.2007 20:10:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
TÜM YORUMLAR (1)