CaN Ali Destanı Şiiri - Ali Avlamaz

Ali Avlamaz
151

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

CaN Ali Destanı

Kitap olmayacak kadar kısa, şiir olmayacak kadar uzun bir çalışma

Adı:Ali
Soyadı:Can'dı
Daha doğarken şanssız gelmişti dünyaya kendi doğarken annesini vermişti kara toprağa
Babasından başka kimsesi yoktu hayatta
Babada babaydı hani 25 yaşında 1.80 boyunda 80 kilo ağırlığında heybetli arslan yürekli bir adamdı. Zümrüt yeşili gözleri çakmak çakmak bakışları vardı
Eşini kaybeden baba ayaktaydı, ama içten yıkılmıştı, o heybetli adam küçülmüştü adeta. Karşı komşuları sahip çıktı Ali'ye, kendi çocukları yoktu geç yaşta evlenmişler çocukları henüz olmamıştı kendi çocukları gibi bağırlarına bastılar Ali'yi Ali'de onları sevdi kendi ailesi bildi hep ama aile Ali'nin aklı biraz ermeye başlayınca babasının o adam olduğunu söylediler. Ali babasınıda sevmişti hem öz babasına hemde kendini alan aile arasında mekik dokuyordu küçücük yüreği iki tarafada yetiyordu.
Ali mahalledede çok seviliyordu sokağa çıktığı zaman her gören kişi bir makas alıyordu yanağından ne haber yakışıklı diyordu. Ali gülücükler dağıtıyodu herkese, güldüğü zaman yüzünde güller açardı. Oyunlar oynardı mahalenin çocukları ile çocuklar onunla oynamak için can atardı çünkü Ali hiç mızıkçılık yapmaz kavga etmez edenleride uyarırdı küçücük boyuyla kavga eden büyükleri bile uyarırdı.
7 yaşına okul çağına gelmişti Ali, hazırlıklar yapıldı okula gitmeye başladı, zekiydi her söyleneni hemen anlıyor verilen şekilleri hemen çiziyor ağır başlılığıyla göz dolduruyordu okulda herkes seviyordu Ali'yi öğretmenler arkadaşları pervane oluyordu çevresinde.
Ali okul çıkışı babasının çalıştığı fabrikaya gidiyordu.Babası makina ustası idi, Ali gide gele fabrikadada gönülleri fethetmişti işçiler biri seviyor bırakıyor diğeri alıp seviyordu, fabrikada babası ile olmak hoşuna gidiyordu Ali'nin tamirata merakı vardı ve seviyordu tamir etmeyi yavaş yavaş işide öğreniyordu babası çalışırken neyi nasıl yaptığını meraklı gözlerle takip ediyor ve beynine kazıyordu Ali daha 8 yaşında iken işçiler patronla Ali'nin arızayı yapacağına bahse girmiş kazanmışlardı bunun üzerine patron Ali'ye küçükte olsa bir maaş bağlamıştı, Ali ilk maaşı aldığında babasına götürdü babası ise sende kalsın oğlun sen onu sen kazandın en iyi şekilde değerlendireceğine eminim dedi. Ali paranın bir kısmını okul harçlığı için ayırıyor bir kısmını babasına ve diğer ailesine hediyeler alıyor geri kalanı ilede çocuklara büskivi çikolata gazoz alıyordu.
Bu arada diğer ailesinin bir çocuğu olmuştu, yumuk yumuk elleri, kar gibi beyaz teni, altın sarısı saçları vardı, Ayşe adını verdiler ona ama Ali bıcırık diye seviyordu onu, ailesi sen büyüdün artık abi oldun diye gaz veriyordu kıskanmaması için Ali'ye (Ali ise kıskanmak ne kelime sevinçten havalara uçuyordu) evet ben artık büyüdüm kardeşimin giysilerini bezini ben alacağım tüm ihtiyaçlarını ben karşılıyacağım diyordu büyük adam edası ile.
Aradan günler aylar yıllar geçti Ali büyüdü serpildi 13 yaşınada yağız bir delikanlı oldu yaşına göre çok iriydi tıpkı babasına benziyordu, o yaşta boy pos yerindeydi babası gibi heybetli bir duruşu vardı, yakışıklıydı uzun kirpikleri, zümrüt yeşili gözleri çakmak çakmak bakıyordu çocuk gibi davranmıyordu erken yaşta olgunlaşmıştı, sanki büyümüşte küçülmüş gibi ağır abi takılıyordu, babasıda diğer aileside gurur duyuyordu Ali'nin bu davranışından. mahallede fabrikada çok seviliyordu, gözdesiydi adeta insanların, ona küçük adam diyorlardı, fabrikada bir arıza olsa Ali usta şu makina arızalandı bir bakıver diyorlardı, tam anlamıyla öğrenmişti makina ustalığını, çünkü makinaların arasında büyümüştü.
Günlarden bir gün vakit acı bir olaya gebe, Ali'nin babası makinayı tamir ederken makina kendiliğinden çalışmış babasını içine çekmişti, zavallı adam oracıkta can vermişti, bağırtılar çağırtılar arasında herkes koştu oraya Ali'de ne oluyor diye koştu oraya işçilerden biri Ali'yi hemen uzaklaştırdı ordan, Ali hemen anladı babasına birşey olduğunu feryat figan baba baba diye bağırıyordu. Ali'ye babasının cenazesini göstermeden verdiler toprağa, Ali perişandı hayatta kimsesi kalmamıştı diğer ailesinden başka, dört elle sarıldı ailesine, birini daha kaybetmeye gücü yoktu çünkü, ailesi ile konuştu okulu bırakıp fabrikada çalışacağını söyledi ailesi karşı geldi okuyacak büyük adam olacaksın sen dedi, ama Ali'nin kararı kesindi hemen fabrikaya gidip patrondan babasının işini kendine vermesini istedi patron kabul etti ve babasının aldığı maaşla işe başladı.
Aradan yıllar geçti o günden sonra tek dünyası çocuklar olmuştu, kazancının bir bölümünü kendine ayırıyor bir bölümünü ailesine harcıyor kalanınıda hergün iş çıkışında 1 poşet büskivi çikolata gibi şeyler dolduruyor mahallenin çocuklarına dağıtıyordu, çocuklarda küsleri barıştırıyor dertlerini dinliyor sorunlarını konuşuyordu. Ali birgün bu böyle olmayacak dedi daha güzel birşey yapmak lazımdı, evin bahçesinde kocaman bir boşluk vardı, büyüklerine anlattı kafasından geçenleri, herkes beğendi Ali'nin düşüncesini tüm mahalleli seferber oldu başladılar çalışmaya kısa zamanda kocaman bir baraka yaptılar tam istediği gibi olmuştu baraka herkes rahat rahat sığardı, Ali çocuklara ve ailelere tembih verdi her cumartesi çocuklar barakaya toplanacaktı, ve ilk cumartesi akşamı çocuklar yavaş yavaş gelmeye başlamıştı Ali çok heyecanlıydı her gelen çocuk Ali'ye sarılıp öpmeden geçmiyordu barakaya, tüm çocuklar eksiksiz gelmişti o gün sadaca sohbet edildi çocukların sorunları dinlendi oyunlar oynandı yenildi içildi, çocukların neşesi görülmeye değerdi mutluluktan gözleri parlıyordu Ali'de çok mutluydu saat dokuz olunca çocuklar bugünlük bu kadar yeter haftaya cumartesi yine burda toplanacağız dedi. Çocuklar mutlu bir şekilde evlerinin yolunu tuttu ve cumartesiler birbirini takip etti. Aslında toplantı çocuklar için düşünmüştü Ali ama büyüklerde hoşlanıpta gelmeye başlayınca saat belirlendi büyükler için saat dokuzdan sonra büyüklerde katılmaya başladı toplantıya, o saate kadar çocukların sorunları konuşuluyor dersi zayıf olanlara ders veriliyor Atatürk Bayrak Vatan sevgisi aşılanıyordu, ayrıca din dersi güzel ahlak hakkında ders veriliyordu, büyükler sadece eğlence kısmına katılıyordu.
Çocuklarla bereber olunca acısı hefiflemişti Ali'nin, hatta unutmuştu müjdeli bir haberle, bıcırığın papucu dama atılıyordu bir kardeş daha gelmişti Ali'ye sevinçten havalara uçmuştu, adını sen ver dediler, Ali annesinin adını verdi ona Elif Elif olsun adı dedi ama Elif diye çağıramadı onu, her Elif dediğinde hiç görmediği annesi geliyordu aklına, Elif'ede Prenses diye çağırmaya başladı.
Kötü günler geride kalmıştı bundan sonra güzel günler bekliyordu onları, Artık her cumartesi toplanılıyordu,(tabiki bıcırık abisinin peşinde her zaman olduğu gibi abisi için ölüyordu adeta abiside onun için tabi) Prenses'te hergün biraz daha büyüyor gülücükler saçıyordu, Bıcırık'ta Ali'de deli oluyordu onun için onunla oynamaya başladılarmı zamanın nasıl geçtiğinin farkında olmuyorlardı.
Okula gitme zamanı gelmişti Bıcırık'ın, abisinin yanına nazlı nazlı gelerek abi ben okula başlıyacağım bana defter kitap alırmısın dedi, Bıcırık'ın bu haraketi Ali'nin çok hoşuna gitmişti, hemen kardeşini kucakladığı gibi kırtasiyeye gitti kendine beğendirdi herşeyi, ne istediyse aldı hatta eklemeler bile yaptı listeye ve okula başladı Bıcırık, hergün abisinin yolunu bekliyor ders yapmıyordu annesi dersini yap kızım dediğinde abimi bekliyorum abimle beraber yapacağım dersimi diyordu Ali hiç şikayet etmiyordu bu durumdan hoşuna gidiyordu kardeşiyle ilgilenmek.
Günlerden bir gün Ali rahatsızlanmış işe gitmemişti sokakta çocuklarla konuşuyor sohbet ediyordu birden sokağın başında kardeşi belirdi ağzı burnu kan içindeydi hemen yerinden fırladı bir koşuda kardeşinin yanına vardı, ne oldu kim yaptı bunu dedi.
Bıcırık: Öğretmen abi Öğretmen dövdü beni dedi, kan sıçramıştı Ali'nin beynine gözlerinden alev fışkırıyordu sanki, hemen kardeşini annesine bırakıp hışımla gitti okula, çocuklar tenefüsteydi Öğretmen bahçede dolaşıyordu büyük bir hınçla yakaladı boğazından sen benim kardeşimin kanını akıttın bende senin canını alacağım diyordu bir yandanda yumruk atıyordu öğretmenin yüzüne, Öğretmenin nefesi kesiliyor gözleri büyüyordu çevreden yetişti diğer öğretmenler bıraktırmaya açmaya çalıştılar Ali'nin elini, Ali sıktıkça sıkıyordu Öğretmenin boğazını ve bırakmayada hiç niyeti yoktu, Ali bir yandanda bağırıyordu o benim kardeşimin kanını akıttı bende onun canını alacağım diyordu, zorda olsa kurtardılar Öğretmeni Ali'inin elinden Ali sinirden köpürüyordu hazmedemiyordu küçücük çocuğun dayak yemesini, Öğretmen kendini biraz toparlayınca, seni polise şikayet edeceğim yaptıklarını ödiyeceksin diye bağırmaya başladı.
Ali: Sen bir daha kardeşime dokun asıl ben o zaman sana ne yapıyorum bak diye bağırdı. sonra hemen eve doğru yola çıktı kardeşini çok merak ediyordu, içinden inşallah ciddi bişeyi yoktur diyordu, eve gelir gelmez kardeşini kucağına alıp sımsıkı sarıldı, canım canım benim sana dokunacak elleri kırarım senin bir damla kanına dünyaları yakarım diyordu. O sırada kapı çaldı gelen polisti Öğretmen karakola şikayet etmişti polisler Ali'yi alıp karakola götürdüler, Başkomsere Ali'nin getirildiğini bildirdiler, Ali'nin ifadesini alıp Başkomser'in odasına aldılar
Başkomser: Öğretmeni senmi tartakladın dedi
Ali: Evet ben tartakladım dedi,
Başkomser: Bir Öğretmeni tartaklamak hangi kanunda yazıyor söylermisin bana dedi
Ali: Başkomserim yedi yaşında bir çocuğun ağzını burnunu kanatıncaya kadar dövmek hangi kanunda yazıyorsa bir Öğretmeni tartaklamakta aynı kanun kitabında yazıyor dedi
Başkomser: Öğretmene dönerek doğrumu hocam dedi
Öğretmen: Sadece elim çaptı dedi
Ali: Hemen kükredi Başkomserim eğer el çarpmasıyla ağız burun kan içinde kalıyorsa, benimde elim çarptı o zaman dedi
Başkomser: Sesini yükseltme burası karakol dedi
Ali: Başkomserim ağzı burnu kan içinde kalan sizin çocuğunuz olsa siz ne yapardınız
Başkomser: Bir suç varsa karakola gelip şikayetçi olursunuz, herkes kendi ceza vermeye kalkarsa biz neciyiz burda dedi ve Aliyi dışarı çıkardı Öğretmene dönüp hocam siz isterseniz şikayetinizi geri alın bu çocuğun yaşı küçük cezai ehliyeti yok şikayetçi olsanız bile ifadesi alınıp serbest bırakılır o zaman size tepkisi daha büyük olur en iyisi ben sizi barıştırayım dedi
Öğretmen: biraz düşündükten sonra tamam dedi
Başkomser: Aliyi odasına çağırdı bak oğlum herşey olmuş bitmiş hocam şikayetini geri alacak el sıkışın bu konu burda kapansın dedi
Ali: Ölürümde el sıkışmam bu adamla, okulda mahallemden kardeşlerim var herhangi birinin kılına dokunulacak olursa o zaman kork benden hoca azrail olur canını alırım senin dedi.
Başkomser: Burda böyle konuşamazsın diye bağırdı ve Öğretmeni gönderdi ve Aliyi oturtup bak oğlum sözünü kimseden esirgemeyen mert korkusuz bir delikanlıya benziyorsun bu işler böyle halledilmez bir sorunun olduğunda bana gel, kanun çerçevesinde ne yapılması gerekiyorsa beraber yapalım böyle yaparsan suçlu muamelesi görürsün dedi
Ali: Başkomserim ben doğarken annemi kaybetmişim bu mahalle beni öz evladı gibi bağrına bastı babamıda geçen bir kaç sene içinde kaybettim başka kimsem kalmadı hayatta, ben gözümün gördüğü hiç birşeyden korkmam ama sevdiklerimi kaybetme korkusu beni öldürüyor kan beynime sıçrıyor kendimi kontrol edemiyorum elimde değil dedi.
Başkomser sen genede sakin olmaya çalış kartımı vereyim sana başın şıkıştığında beni ara ben gelirim senin yanına dedi. Ali teşekür edip çıktı başkomserin odasından karakolun kapısına doğru yöneldi karakolun kapısından tam çıkmıştıki bir alkış koptu tüm mahalle sanki karakola taşınmıştı Ali şaşırmıştı bir anda beklemiyordu böyle birşeyi, kalabalığın içine daldı bir anda sarılan sarılana öpen öpene helede çocuklar Ali'nin canları kardeşleri çocuklar! ! ! bacağına sarılmış Ali abi Ali abi diye bağırıyordu büyükleri bıraktı canlarına sıkı sıkı sarıldı onlara, Bıcırık'ta gelmişti o haliyle abisini götürmeye, durduramamışlardı, zaptedememişlerdi onu, abisinin boynuna sarılmış sıkıca bırakmıyordu. Bıcırık abisinin kucağına çevresinde çocuklarla mahllenin yolunu tuttular sokağın başına gelince herkese teşekür etti geldikleri için ve eve geçti ailesiyle.
Birkaç ay sonra bir cumartesi günüydü yine toplanılmıştı erken olduğu için büyükler gelmemişti daha ders veriliyordu çocuklara, bir araba sesiyle irkildi, Ali dışarı sese bakmak için dışarı çıktı her taraf Polis dolmuştu baktıki Başkomserde aralarında hemen yanına gitti,
Ali: Başkomserim hayırdır beni görmeye böyle bir kalabalıklageleceğinizi bilmiyordum diye esprili bir giriş yaptı söze
Başkomser: Ali'yi görünce şaşırdı sen ne arıyorsun burda dedi
Ali:Burası benim mahallem, bu evde benim evim Başkomserim dedi
Başkomser: İhbar aldık bu sokakta yasa dışı eğitim veriliyormuş dedi
Ali: Hafifçe tebessüm etti Başkomserim bizim mahallemizde böyle birşey olmaz size yanlış bilgi verilmiş burda bir eğitim veriliyor ama sizin aradığınız gibi bir eğitim değil buyrun barakaya bakın dedi
Başkomser sessizce barakaya yaklaşıp içeriyi süzmeye başladı tam karşıda 2 türk bayrağı arasında Atatürk'ün resmi duruyordu altındada Ne Mutlu Türküm Diyene yazıyordu, Başkomser Ali'ye gel diye işaret ederek barakadan içeri girdi, çocuklar ayağa kalktı çünkü bir büyük gelmişti öyle öğretilmişti kendilerine
Başkomser: Oturun çocuklar ben sizi ziyarete geldim ve gelmişken size bir kaç soru soracağım, ne yapıyorsunuz? burda dedi çocuklarlardan biri ayağa kalkarak sohbet ediyoruz oyunlar oynuyoruz yiyip içip eğleniyoruz dedi
Başkomser: Tamam o zaman size iyi eğlenceler deyip Ali'yle beraber barakadan dışarı çıktı
Ali Başkomserle yanlız konuşmak için eve davet etti salona geçip oturdular Ali hemen söze başladı Başkomserim biz burda çok güzel şeyler yapmaya çalışıyoruz dersi zayıf olan çocuklarımız oldukça fazla biz bu çocuklara zayıf olduğu derslerde destek vermeye çalışıyoruz, çocuklara, Bayrak, Vatan, Atatürk sevgisi aşılıyoruz güzel ahlaklı bir insanın insanlara nasıl davranacağını öğretiyoruz, çocukların sorunları oluyor çözmeye çalışıyoruz, aramızda eğlenceler düzenleyip çocukların mutlu olmasına çalışıyoruz saat dokuz'dan sonra büyükleride davet edip hep beraber eğlenmelerini sağlıyoruz, kim ve neden bizi şikayet ediyor anlamıyorum dedi.
Başkomser: Hayran hayran bakıyordu Ali'ye yüzündeki tatlı bir tebessümle, Ali'nin sözü bitince senin adın Ali soyadın Can'dı değilmi dedi
Ali: şaşkın bir ifadeyle evet Başkomserim dedi
Başkomser: bundan sonra sana Can Ali diyeceğim çünkü sen gerçek bir cansın dedi ve devam etti sözüne, aslında ben bu ihbarı alınca pek ciddiye almadım senin kötü birşey yapmıyacağını biliyordum, buraya gelmemin amacı hem görevimi yapmak hemde senin yaptığın güzel işleri görmekti içindi aferin sana Can Ali çok güzel ve hayırlı işler yapıyorsun aynı yolda devam et her zaman yanındayım bana ihtiyacın olursa hiç çekinme bana gel dedi. Ve kalktı dışarı çıktılar beraber, dışarda herkes merakla bekliyordu
Başkomser: Kalabalığa seslenerek merak etmeyin önemli birşey yok ben sadece Can Ali'yi ziyarete geldim bundan sonra bu delikanlının adı Can Ali öyle güzel işler yapmışki bu ismi hak ediyor dedi kalabalık derin bir oh çekerek kötü birşey olmadığı için şükretti Başkomser kalabalıkla tek tek el şıkışıp Allahaısmarladık dedi ve arabasına binip ayrıldı mahalleden.
O günden sonra herkes Ali'yi Can Ali diye çağırmaya başladı, Ali bu isimden çok memnundu
Günler aylar böyle gelip geçti Can Ali'nin askerliği gelmişti bir gün gençleri topladı içlerinden en beceriklisi en gözü kara olanı yerine atadı, ben yokken kardeşlerim size emanet neye mal olursa olsun kıllarına bile zarar gelmiyecek yoksa hesabını sizden sorarım ona göre kardeşlerime iyi sahip çıkın dedi.
Ertesi gün otobüse binmek için evden çıktı dışarda tüm mahalleli toplanmıştı yolcu etmeye.
Can Ali: Kimse gelmeyecek ben yanlız gideceğim dedi (normal işe gider gibi gitmek istiyordu böyle daha kolay olacaktı ayrılmak) sadece çocukları öptü sarıldı tek tek allahaısmarladık dedi ve sokağın çıkışına doğru yürüdü.
Aradan aylar geçti Can Ali askerliğini bitirmiş geliyordu, (kimse karşılamaya gitmemişti, Can Ali istememişti çünkü) mahallede bayram havası vardı mahallelinin yüzünden mutluluğu okunuyordu. Bu arada prenses 8 yaşına girmiş Bıcırık'ta 14 yaşında çok güzel bir genç kız olmuştu, Prensesle Bıcırık sabahtan sokağın başına oturup biricik abisinin yolunu gözlüyordu, uzakta sarı bir taksi belirdi (sanki abisinin o takside olduğu içine doğmuştu) bağırmaya başladı Prensesle beraber işte abim geliyor abim geliyor diye bağırdı bunu duyan herkes bir anda sokağa döküldü, taksi sokağın başına gelince durdu arka kapısı açıldı Can Ali'ydi taksiden inen, Bıcırık'la prenses koştu abisine doğru sarıldılar boynuna hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladılar özlemişlerdi bırakmak istemiyorlardı abisini Can Ali: Hemen bir espri patlattı kardeşlerini güldürmek için kızlar abinizin geldiğine üzülüyormusunuz seviniyormusunuz belli değil dedi.
Çocuklar: İkisi birden abim canım abim bunlar sevinç gözyaşları seni çok özledik dediler.
Can Ali: Gülümseyerek biliyorum canlarım biliyorum ben şaka yaptım size bende sizi özledim gözümde tüttünüz hepiniz dedi ve kardeşleri ile beraber kalabalığın arasına daldı her yerden bir ses geliyordu sağdan soldan uzanan eller dokunmaya çalışıyordu Can Ali'ye Can Ali şaşırmıştı ne yapacağını, sanki düğün yeri gibiydi sokak, genç yaşlı çocuk çoluk herkes ordaydı, kalabalıkla evin önüne kadar gelmişlerdi annesi ve babası evin önünde bekliyordu Can Ali'yi Can Ali hemen koşup özlemle sarıldı annesine ve babasına çok özlemişti ennesini ve babasını, Can Ali bu kalabalıkla buraya sığmayız barakaya geçelim dedi, hep beraber barakaya geçtiler sohbetler ediliyor yemekler yeniyor barakadan kahkahalar yükseliyordu o gün öyle güzel geçti gitti.
Günler birbirini izledi Can Ali işe başlamış yine herşey eskisi gibi devam ediyordu. Günlerden bir gün Can Ali işten dönüyordu çocuklar yine sarmıştı çevresini Ali abi hoş geldin diyorlardı sarılıp öpmek için sıraya girmişlerdi Can Ali hepsini tek tek öptü yanaklarından
O sırada bir ses: çocuklar rahat bırakın abinizi yorulmuştur zaten işyerinde birde siz yormayın dedi ve ekledi Can Ali oğlum gel bir çay iç yorgunluğu alır dedi,(bu sesin sahibi annesi kadar sevdiği Ayla teyzesiydi) yabancı misafirleri vardı o muhitten olmadıkları belliydi misafirler biri 50 yaşlarında bir kadın diğeri 20 yaşlarında bir genç kızdı, kız orta boylu beyaz tenli inci siyahı saçları vardı kız çok güzeldi Can Ali etkilenmişti kızdan ama belli etmedi onun gözünde misafire yan gözle bakmak yoktu
Can Ali: teşekkür ederim teyze rahatsızlık vermeyim dedi
Ayla teyzesi: Ne rahatsızlığı oğlum sen yabancımısın sanki, sende benim oğlum değilmisin dedi
Can Ali: Biraz mahçup biraz utangaç yaklaştı bahçe duvarına misafirleri başıyla selamlıyarak hoş geldiniz mahallemize dedi genç kız ve yaşlı kadın hoş bulduk dediler.
Ayla teyzesi: Hemen lafa girerek bizim mahalleden zaten oğlum arka sokakta oturuyorlar pazarda tanıştık çaya davet ettim dedi. Can Ali çayını yudumlarken bir yandan sohbet ediyordu Ayla teyzesi ile bir ara gözüne takıldı kız hafif hafif kendini süzüyordu oda boş değildi Can Ali'ye karşı Can Ali çayını son defa yudumlayıp müsade istedi kibarca size iyi akşamlar dileyip eve doğru yürüdü
O günden sonra bu aile sık görünür oldu sokakta, bir gün Can Ali işten eve dönmüştü önce annesine geçerdi herzaman yine öyle yaptı annesine geçti, misafirleri vardı annesinin, birde baktı yine onlar, her zaman olduğu gibi başıyla kibarca selamladı hoş geldiniz dedi ve annesinin yanına yaklaşıp nasılsın anneciğim deyip bir öpcük kondurdu yanağına kızlar dururmu, hoş geldin abiciğim deyip sarıldılar abisinin boynuna, Bıcırık hemen sandalye getirip oturttu abisini
Yaşlı kadın: Can Ali oğlum toplantı yapıyormuşsunuz cumartesi günleri bizde katılabilirmiyiz toplantıya dedi.
Can Ali: tabi teyze buyrun gelin bizim toplantımız herkese açıktır ama saat dokuz'dan sonra katılabiliyor büyükler toplantıya dedi. Biraz zaman geçince misafirler müsade isteyip kalktılar. Can Ali annesine ben barakaya geçiyorum anne deyip kalktı. Az sonra Bıcırık damladı yanına, misafir kızla arkadaş olmuş onun hakkında öğrendiklerini heyecanla anlatmaya başladı abisine. Kızın adı Aysel, bu kadının kızı değil, kadın kızın dadısı, kız zengin bir ailenin kızı, ailesi sürekli yurt dışında olduğundan bu kadın büyütmüş kızı, bulundukları çevreyi beğenmeyip dadısının evine taşınmışlar, kızın ailesi razı olmasada kız diretince mecburen kabul etmişler, kız hukuk fakültesi öğrencisi, abi çok iyi bir kız arkadaş olduk onunla dedi. Can ali umusamaz bir tavırla sedece hafifçe gülümsedi.
Cumartesi günü gelmiş akşam üstü hazırlıklar yapılıyordu barakada, o sırada Aysel geldi merhaba kolay gelsin dedi
Can Ali: Hoş geldiniz ama erken geldiniz büyükler saat 9 dan sonra katılabiliyor dedi.
Aysel: Gülümseyerek size yardıma geldim, dersi zayıf çocuklara ders veriyormuşsunuz kabul ederseniz bende ders verebilirim dedi
Can Ali: Çok memnun oluruz dersi zayıf olan çok çcouğumuz var dedi. Bıcırık Ayselin kolundan tutarak gel hadi beraber bir işin ucundan tutalım dedi gülerek.
O cumarteside güzel geçti ve cumartesiler takip etti birbirini, yine bir cumartesi herzamanki gibi neşeyle sevinçle bitmişti, herkes gitmiş Can Ali ve Aysel kalmıştı barakada, bahçeye çıkıp sohbete başladılar, önce havadan sudan bahsetmeye başladılar söz kız erkek ilişkisine dayandı.
Aysel: kız arkadaşın varmı dedi, (aslında olmadığını biliyordu Bıcırıktan öğrenmişti)
Can Ali: Hayır yok şimdiye kadarda hiç olmadı.
Aysel: Peki kızlardan kendini nasıl koruyorsun.
Can Ali: Mahallemdeki kızlar evvelden beri beni abileri bilirler bende onları kardeşim bilirim
Aysel: Hafifçe gülümseyerek ana ben senin kardeşin değilim.
Can Ali:İstersen olursun
Aysel: Hayır istemem
Can Ali: Neden ben abin olamayacak kadar kötü birimiyim sence
Aysel: Hayır öyle değil
Can Ali: Ya nasıl ben anlamadım
Aysel: Can Ali'nin gözlerinin içine bakarak insan aşık olduğu birine abi diyemez dedi pat diye.
Can Ali şok olmuştuböyle bir sözü hiç beklemiyordu (aslında kendiside kıza karşı boş değildi ama kızın zengin olması ve hukuk fakültesinde okuması kendisininde ortaokul terk olması geride tutuyordu kendisini) bir kaç saniye sonra kendini toparlayıp olmaz Aysel sen ve ben olmaz dedi, şok olma sırası Aysel'deydi böyle bir cevap beklemiyordu kendi çevresinde olsa böyle bir teklife balıklama dalarlardı bir kez daha aşık olmuştu Can Ali'ye bu davranışından dolayı
Aysel: Boğuk bir sesle neden dedi.
Can Ali:Bak Aysel çok güzel birisin ama sen ve ben birbirimize denk değiliz, sen kültürlü ve zengin bir ailedensin üniversite okuyorsun bense kara cahil bir işçiyim, hemen olmasa bile ilerde acı sonuçlar doğurabilir dedi
Aysel: Sende bana karşı birşey hissetmiyorsun dedi. Can Ali bir an sustu cevap vermedi.(Aysel Can Ali'nin bu suskunluğundan kendine karşı boş olmadığını anlamıştı gurur yapıyor diye düşündü ama bu saçma gururuna anlam verememişti.)
Can Ali: Aysel bu sevdadan vazgeç unut.
Aysel: Titrek bir sesle unutamam Can Ali unutamam ben senden vazgeçemem dedi Aysel bu sözleri söylerken ağlıyordu
Can Ali: Unutmalısın Aysel başka yolu yok bunun olmaz çünkü aramızdaki fark yüzünden ilerde ikimizde çok acı çekeriz.
Aysel: Sesini yükselterek unutamam, unutmak istemiyorum seni çok seviyorum senden vazgeçemem dedi,ve koşarak bahçe kapısından çıktı. Can Ali'nin içi acııyordu ama başka çaresi yoktu ilerde üzüleceğimize şimdi üzülmek daha hayırlı diye geçirdi içinden. saat çok geç olmuştu ama Can Ali'nin canı sıkılmıştı uykusu yoktu ama uyumalıydı uyumazsa daha çok canı yanacaktı eve geçip önce duş aldı ve yattı bir zaman yatakta döndü durdu sabah Ezanı okunurken Can Ali uyumuştu. Sabah olmuştu Can Ali hala uyuyordu Bıcırık abisine kahvaltı getirmiş abisini barakada göremeyince şaşırmıştı, halbuki abisi her sabah erkenden kalkar barakaya geçerdi, hemen eve yönelip kapıyı çaldı ses yoktu birdaha kapıyı çalarak abiiii abiiii diye seslendi, Can Ali uyandı saate baktı saat dokuz olmuştu hemen kalktı kapıyı açtı. Bıcırık gülümseyerek günaydın abiciğim hayırdır sen bu saate kadar uyumazdın dedi
Can Ali: Gece uykum kaçtı uyuyamadım sabah Ezanı gibi uyumuşum ondan uyanamadım dedi.
Bıcırık: Tamam abi kahvaltı hazırladım hadi gel başbaşa kahvaltı yapalım seninle dedi.
Can Ali: Tamam yüzümü yıkayıp hemen geliyorum Bıcırığım dedi gülümseyerek. Az sonra barakaya geldi Bıcırıkla beraber kahvaltı yaparken bir yandanda sohbet ediyorlardı.
Can Ali: Bıcırığım akşam neden erken gittin herzaman kimse kalmayıncaya kadar beklerdin
Bıcırık: Abiciğim akşam çok yorgun hissettim kendimi o yüzden erkenden gidip yattım
Can Ali: Hımmm demek çok yordular benim Bıcırığımı sorarım onlara dedi gülümseyerek
Bıcırık: Sor abim sor bakalım nasıl yorarlar küçük Bıcırığı dedi gülerek
Ve sohbet uzadıda uzadı öğle olmuştu zamanın nasıl geçtiğini farketmemişlerdi annelerinin sesi geldi ayşeeee ayşeeee diye
Bıcırık: Abi işte yandım ben sohbete daldım işleri unuttum annem beni kesecek geliyorum anneee diye bağırdı ve kalktı. O gün öylesine geçti. Aradan bir hafta geçmişti Aysel hiç görünmemişti mahallede, cumartesi günü hazırlıklar yapılıyordu ama Aysel yoktu görünürde Bıcırığa sen Aysel'i gördünmü yakınlarda geçen cumartesinden beri hiç gözükmedi
Bıcırık: Evet abi hasta yatıyor 1 haftadır
Can Ali: Neyi varmış ciddi birşeymi
Bıcırık: Bilmiyorum abi birşey demiyor sadece hastayım diyor
Can Ali: Peki geçmiş olsun dileklerimi ilet kendisine dedi
O cumartesi günüde herkes çok eğlendi ve mutlu ayrıldı. Birkaç gün sonra günlerden perşembe'ydi Can Ali işten gelmiş dinleniyordu barakada o anda Ayselin dadısı girdi içeri hemen ayağa kalkarak buyrun teyzeciğim dedi (yaşlı kadın üzüntülüydü bu yüzünden okunuyordu)
Yaşlı kadın: Can Ali oğlum zamanın varmı seninle konuşmam gerek dedi
Can Ali: Buyrun teyzeciğim sizi dinliyorum buyrun otururun dedi.
Yaşlı kadın: Sandalyeye oturup anlatmaya başladı. Aysel hiç iyi değil oğlum bir haftayı geçti evde yatıyor.
Can Ali: Bıcırık'tan duydum teyzeciğim çok geçmiş olsun nesi var? isterseniz yarın doktora götürelim
Yaşlı kadın: Hastalığı doktorluk birşey değil oğlum hastalığı sensin
Can Ali: Bir an sustu anlamıştı yaşlı kadının demek istediğini, biraz sonra sessizliğini bozarak teyzeciğim bizim dünyalarımız ak'la kara gibi farklı bunu Aysel'e anlattım ben ve Aysel olmaz
Yaşlı kadın: Aysel bana konuştuklarınızı tek tek anlattı ama senin bilmediğin şeyler var ben de sana anlatayım, Aysel senin bildiğin gibi bir kız değil, onu doğduğu günden itibaren ben büyüttüm annesi babası sürekli yurt dışında olduğundan bu yaşına kadar Aysel'i bir kaç defa gördü ben onu kendi kızım gibi büyüttüm, hiçbir zaman zengin çocuğu gibi davranmadı, onun için hiç bir zaman para pul önemli olmadı, istediği tek şey vardı oda sevgiydi.
Can Ali: Yaşlı kadını can kulağıyla dinlemişti başını iki elinin arasına alarak bilmiyorum teyzeciğim kafam karıştı biraz düşünmem gerek dedi. yaşlı kadın peki oğlum ama iyi düşün sana anlattıklarımı dedi ve kalktı Can Ali ayağa kalkarak yaşlı kadını kapıya kadar yolcu etti ve oturup düşünmeye başladı ne yapmalıydı yaşlı kadının anlattıklarından sonra kafası karışmıştı canının sıkıntısından Bıcırık'ın getirdiği yemeği bile yememişti aç değilim diyerek geri göndermişti yemeği saat gece 11 olmuş hala düşünüyordu bir çıkış yol bulamamıştı aklına annesi geldi hemen annesigile giderek kapıyı çaldı kapıyı annesi açtı
Can Ali: İyi geceler anneciğim seninle biraz konuşmak istiyorum dışarıya gelirmisin
Anne: Gece gece hayırdır oğlum
Can Ali: Hayır anneciğim hayır anlatacağım dedi
Balkona geçtiler Can Ali herşeyi tek tek anlattı (gerçi yaşlı kadın anneside anlatmıştı olanları, ama annesi oğlunun kendisi ile konuşmasını beklemişti)
Anne: Can Ali'nin konuşması bitince gülümseyerek oğlunun başını şevkatle okşadı ve elini oğlunu kalbine götürerek burası ne diyor oğlum dedi
Can Ali: Çok seviyor anne çok seviyor ama mantığım olmaz diyor dedi buğulu bir sesle
Anne: Yavrum sana bir tek şey diyeceğim kalbinin sesini dinle o sana en doğru yolu gösterecektir dedi Can Ali annesinin her söylediği herşeyi doğru kabul ederdi ve yine öyle yaptı annesinin elini öptü iyi geceler dileyerek oradan ayrıldı ve Ayselin evine doğru yürüdü az sonra Aysel'in kapısı önündeydi lambaları hala yanıyordu zili çaldı kapıyı yaşlı kadın açtı
Can Ali: İyi geceler teyzeciğim kusura bakmayın sizi bu saattte rahatsız ettim Ayselle konuşabilirmiyim dedi.
Yaşlı kadın:Gülümseyerek ne rahatsızlığı oğlum buyur gel ben Ayseli çağırayım dedi
Can Ali içeri geçti yaşlı kadın salonu göstererek sen salona geç ben Ayseli çağırayım dedi az sonra Aysel salonun kapısında belirdi bitkin bir görünümü vardı Ayselin sanki zayıflamıştı birkaç gün içinde
Aysel: Zoraki gülümsemeye çalışır gibi tebessüm ederek hoş geldin Can Ali dedi
Can Ali: Hoş bulduk Aysel otururmusun seninle konuşalım biraz dedi
Aysel: Can Ali'nin sözüne riayet ederek yanına oturdu
Can Ali: Kendini bu hale getirecek kadar çokmu seviyorsun beni dedi buğulu bir sesle
Aysel: Seni uğruna ölecek kadar çok seviyorum dedi, bitkin ve titrek bir sesle
Can Ali: Sevgiyle gülümsedi Aysel'e peki bir deneyelim ama şartlarım var dedi
Aysel:Sevinçli ve şaşkın bir ifadeyle ne şartı dedi
Can Ali: Bak Aysel okulunda başarılı olman için haftada 1 gün cumartesi günleri görüşeceğiz ve sen derslerine çok çalışacaksın
Aysel: Hemen itiraz etti hayır olmaz ben seni bir gün görmeye dayanamazken bir hafta görmemeye nasıl dayanırım
Can Ali: Başarılı olmak için derslerine zaman ayırman lazım yoksa derslerinde nasıl başarılı olursun
Aysel: Ben derslerime ayıracak zaman bulurum gel şunu iki günde bir yapalım dedi gülümseyerek
Can Ali: Hayır olmaz derslerine yeterince çalışamazsın
Aysel: Ne olur Can Ali iki günde bir görüşelim bak deneyelim ders notlarımda düşüş olursa senin dediğin olsun dedi.
Can Ali: Aysel'i daha fazla üzmemek için kabul etti tamam Aysel anlaştık dedi gülümseyerek.
Aysel'e can gelmişti sanki o hasta yüz ifadesinden eser kalmamıştı yüzünde güller açmıştı çok mutluydu
Can Ali: Geç oldu artık ben kalkayım yarın işe gideceğim uykusuz kalmamam lazım
Aysel:Üzgün bir ifadeyle Biraz daha kalsan olmazmı
Can Ali: Aysel biliyorsun işim çok tehlikeli uykusuz kalırsam hata yaparım kazaya meydan veririm
Aysel: Peki o zaman yarın görüşürüz dedi
Can Ali:Gülümseyerek Peki yarın görüşürüz dedi ve kalktı iyi geceler dileyerek ayrıldı Aysel'den Böylece aradan bir ay geçti Can Ali ve Aysel nişanlanma kararı aldılar nişan günü belirlendi derken nişan günü geldi çattı, nişana 7 den 70 e herkes gelmişti herkes çok sevinçliydi Can Ali nişanlanıyordu büyük bir olaydı bu herkes için o gece herkes çok eğlendi ve mutlu ayrıldı.
Bir buçuk yıl su gibi aktı Aysel okulunu birincilikle bitirmiş mezun olmuştu, staja başlıyacaktı bir cuma günü akşam barakada oturup sohbet ediyorlardı, derken evliliğe geldi söz
Can Ali: Aysel bu ay sonu evlenelimmi dedi pat diye
Aysel: Sevinçle sevdiği adamın boynuna sarıldı evet evet evet diye bağırdı sevinçle
Can Ali: Yarın herkese kararımızı açıklayalım o zaman dedi.
Ertesi gün akşam toplantı günüydü akşam olmuş çocukların toplantısı bitmiş büyüklerde katılmıştı toplantıya.
Can Ali ve Aysel: Barakadakilere seslenerek lütfen bizi dinlermisiniz biraz dedi herkes sustu merakla beklediler açıklamayı
Can Ali: Biz Aysel'le bu ay sonu evlenmeye karar verdik dedi
Ve o anda herkes bir anda sevinçle haykırdı mutlulukları ikiye katlamıştı. ertesi gün düğün hazırlıklarına başladı tüm mahalleli derken düğün günü geldi çattı sokağı mahşeri bir kalabalık doldurmuştu adım atacak yer yoktu biraz sonra düğün başladı herkes çok eğleniyordu Can Ali ve Aysel'i hiç sormayın zaten mutluluktan ayakları yere değmiyordu sanki öyle muhteşem bir düğün olduki tüm mahalleli böyle bir düğün görmedik diyordu
Aradan beş ay geçmiş Aysel bir hukuk bürosunda staja başlamıştı, stajer olduğu için çok yoruluyor eve yorgun argın geliyordu Can Ali çok üzülüyordu bu duruma, karısının yorulmasını istemiyordu, Aysel her akşam eve geldiğinde kocasını sanki günlerdir görmemiş gibi hasretle sıkıca sarılıyordu, ona sarıldığı zaman tüm yorgunluğunu unutuyor saatlerce sohbet ediyorlardı derken Aysel'in stajı bitmiş avukatlık belgesini almıştı artık avukat olmuştu aynı hukuk bürosunda avukat olarak çalışmaya başladı artık eskisi gibi yorulmuyor çevresine ve kocasına daha rahat zaman ayırabiliyordu. Yine bir akşam başbaşa sohbet ediyorlardıçocuklardan konu açıldı
Aysel: Canım benim işim hafifledi bir çocuğumuz olsun istermisin dedi
Can Ali: Karısına sarılarak ikimizden bir parça olacak nasıl istemem dedi
Günler sonra Aysel hamile olduğu müjdesini verdi kocasına Can Ali sevinçten havalara uçtu baba olacaktı içi içine sığmıyordu bu haber mahalleye yayıldı kısa zamanda herkes Can Ali ve Aysel'in çocuğu olacağını konuşuyordu Can Ali ve Aysel'in çocuğu olacaktı çok güzel bir haberdi.
Günler geçiyor Aysel'in karnı her gün biraz daha büyüyordu sık sık doktora gidiyorlar doktor herşey normal diyordu aylar geçti bir gün Can Ali'ye telefon geldi telefon eden Bıcırıktı abi yengemin sancıları başladı biz hastaneye gidiyoruz çabuk gel dedi Can Ali vakit kaybetmeden hastaneye koştu, hastaneye vardığında Aysel'i doğumhaneye almışlardı aradan 2 saat geçmiş hala bir haber çıkmamıştı bu durum Can Ali'yi çileden çıkartıyordu Bıcırık ve annesi Can Ali'yi sürekli sakinleştirmeye çalışıyordu ama Can Ali sakinleşemiyordu bir türlü her gördüğü doktora hemşireye karısını soruyor cevap alamıyor hiddeti daha fazla artıyordu, az sonra doğumhanenin kapısında bir doktor belirdi Aysel Can'ın yakınları diye seslendi (doktorun yüzünde üzüntülü bir ifade vardı kötü birşey olmuştu yüzünden belliydi)
Can Ali: Hemen doktora doğru koşarak doktor karım çocuğum nasıl iyilermi dedi yüksek bir sesle
Doktor: Oğlunuz çok iyi çok sağlıklı dedi ve sustu
Can Ali: karım karım nasık doktor diye haykırdı
Doktor: Malesef karınızı kaybettik dedi yere bakarak Can Ali o anda büyük bir acıyla hayırrrrrr diye haykırdı ve kaca cüssesiyle yere yığıldı acıyla haykırıyordu, çevredeki tüm Doktorlar hemşireler koştu Can Ali'nin bu halini görünce hemen sakinleştirici yapıp odaya yatırdılar.
Aysel'in vefatı mahalleyede duyulmuştu küçük büyük herkes feryad figan ağlıyordu.
Ertesi sabah Aysel'i toprağa verdiler matem vardı mahallede kimsenin ağzını bıçak açmıyor, çocukların bile yüzü gülmüyordu. Can Ali ise evindebir köşeye otumuş gözlerini bir noktaya dikmiş boş gözlerle bir noktaya bakıyordu (sanki sessiz sessiz isyan ediyordu hayata) yemiyor, içmiyor, konuşmuyordu. Çok sevdiği ailesi bile günlerce uğraşmalarına rağmen onu konuşturmayı başaramadı. Can Ali'den çıt çıkmıyor sadece bir noktaya bakıyordu.
Böylece aradan 15 gün geçti annesi erkenden kalkıp oğluna bakmak için oğlunun evine geçti kapıdan içeri girince oğlum ne olur kendine gel hepimiz kahroluyor bu haline topla kendini artık oğlum dedi. Can Ali hiç kıpırdamadan hala bir noktaya bakıyordu annesi Can Ali'nin yanına oturup saçlarını okşamak için elini uzattı daha dokunur dokunmaz Can Ali yana doğru düştü.
Anne: o anda büyük bir feryat etti oğlum oğlum kendine gel uyan diye bağırıyordu annenin bu feryadı sokakta çınlamıştı herkes sokağa fırladısokğa çıkan ne oldu kim bağırdı diye birbirine soruyordu o anda annesinin sesini tanımış hemen oraya koştu mahallelide peşinden geldi hemen Can Ali'yi bir arabaya koyup hastaneye götürdüler ama (Can Ali çok önceden ölmüştü acıya daha fazla dayanamamış kalbi durmuştu) Doktor hemen bir sedyeye koyup acile götürdüler doktor Can Ali'ninvücuduna dokunur dokunmaz başınız sağolsun bu kişi öleli çok olmuş vücudu buz gibi olmuş dedi. Kocaman bir feryad koptu o anda hastane inledi sanki. Bu arada uyanan herkes hastanenin bahçesine doluşmuştu içerden gelen sesi duymuşlar içeriye doğru hucum ettiler Can Ali'yi hastaneye getiren kişilerin ağladığını görünce anladılar Can Ali'nin öldüğünü, kocaman bir feryatta daha koptu arka arkaya çok sevdikleri 2 kişiyi kaybetmek çok ağırdı nasıl dayanacaklardı allahtan sabır diliyordu herkes.O gün öğleyin toprağa teslim ettiler çok sevdikleri Can Ali'yi yoktu artık.
Can Ali öldükten yıllarca sonra bile konuşuldu her çocuğa Can Ali'nin yaptıkları anlatıldı artık her çocuk ben büyüyünce Can Ali olacağım diyordu..

Ali Avlamaz
Kayıt Tarihi : 12.7.2010 23:52:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Herkesin olmak istediği mükemmel bir karakter Can Ali. [ Bazı kardeşlerim bu öyküyü benim hayat hikayem sanıyor ahh keşke böyle bir hayat hikayem olsa! ! ! ]

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Aşık Alemi
    Aşık Alemi

    Hos bir oyku okudum Ali bey keyifle :) kaleminiz daim olsun guzelliklerde kalin saygilar *** Tam Puan *** + Antolojim

    Cevap Yaz
  • Aşık Alemi
    Aşık Alemi

    Hos bir oyku okudum Ali bey keyifle :) kaleminiz daim olsun guzelliklerde kalin saygilar *** Tam Puan *** + Antolojim

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (2)

Ali Avlamaz