Ne sevmesini bildi bu gönül, nede vermesini.
Öyle sevmiş ağacı,
Öyle okşamış yağmurları…
Teni değince toprağa,
Anlamış acıyla yoğrulduğunu,
Anlamış anlamsızlığın kelimelere dökülmeyişini.
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten



