Neler gördük öyle.
Camın ardında sıkışmış bir akvaryum dünyasında,
Minik balıkların donuk ve bulanık gözlerinden baktık hayata.
Her şey titreşiyordu;
Suyun içinde dağılmış toz zerrecikleri,
Işığın altında altın tozu gibi parlıyor ama nefesimizi boğuyordu.
“Keşke görmeseydik” dedik.
Belki de suyun temizlenmesi gerekiyordu.
Bir gün,
Can suyumuzu çekip aldılar.
Bizi, ince bir kum tanesi gibi
Avuçlarının arasından akıttılar.
Tane tane böldüler:
Hayallerimizi,
Gerçeklerimizi,
Ruhlarımızı
Bir bütünken,
Bin parçaya çevirdiler bizi.
Gözlerimize ışık tuttular,
Ellerimize umut kırıntıları bıraktılar.
Vaatlerle kandırdılar;
Kimimiz ise yalnızca tatlı bir sözün,
İnce bir gülüşün tuzağına düştük.
Çaldılar…
Bilmem kaç bin kişinin düşlerini,
Kendi düşleriymiş gibi giyinip karşımıza çıktılar.
Şarkılardaki melodileri kirlettiler,
Sevincin yerine nefret,
Huzurun yerine pişmanlık koydular.
Aldılar bizi bizden,
Kimi zaman tek bir mısrada,
Kimi zaman yarım bir hecede tutsak ettiler.
Geriye ne kaldı bizden?
Çatlamış duvarlarıyla yıkık bir harabe.
Üzerinde ot bitmeyen, yeniden inşası asla olmayacak bir enkaz.
Hayallerimi çaldılar benden,
Geriye, musalla taşının soğuk yüzeyine bırakılmış bir beden kaldı.
Bir mezar taşı.
Kenarından kırılmış, yosun tutmuş,
Sessizce unutulmuş bir mezar taşı.
Ve bize gülüyorlar hâlâ.
“Bunun da hayalini çaldık” diye.
Öyle düşünüyorum;
Gelecek kaygımı unutturacak tek hayali bile çaldılar.
Ama bilmek istemiyorum artık,
Kaldıramıyorum bu yapılan haksızlığı.
Kime suç bulmalı?
Kâinata mı,
Yoksa kâinatın içindeki varlıklara mı?
Kararı kim verecek?
Görünen mi, görünmeyen mi?
Ahlaklı olmak.
Suç mu şimdi?
Kayıt Tarihi : 27.12.2025 22:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!