Bir avuç çakıltaşı topladım,
Geçenlerde sahilde.
Kimi beyaz kimi siyahtı,
Kimi de kahverengi.
Yıllardır, dalgalarla,
Bir yukarı bir aşağı,
Yuvarlanıp durmuşlar.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bir avuç çakıltaşı topladım
Geçenlerde sahilde
Kimi beyaz kimi siyahtı
Kimi de kahverengi
Yıllardır dalgalarla
Bir yukarı bir aşağı
Yuvarlanıp durmuşlar
Karlar Yağmurlar yağmış üstlerine
Şekillenmişler
Kimi yuvarlak kimi yassı
Zaman içinde renklenmişer
Rüzgarlardan güneşten
Pek etkilenmemişler
Uzun süre oynadım onlarla
Bir çocuk gibi
Pek de güzeldiler atamadım
Hala saklıyorum kendimce
*********
ŞAİRİMİZİN YÜREĞİNDEN NE KADAR HOŞ BİR TABLO GÖZLERİMİZE SERİLİYOR...TAM PUAN.TEBRİKLER.YOLUNUZ AY IŞIĞINDAN OLSUN...
Severek okudugum bir şiir oldu
gerçekten geçiş baglantıları çok iyi olmuş şiir okuyucusuna bıkınlık vermiyor ayrca sözleri yürekdeki kor ateşlerin bıraktıgı yanık kokularıyla süslenmiş anıları anlatıyor....... şiiri ve şairi kutlarım eline..... yüreğine saglık
SAMİMİ,TERTEMİZ İÇTEN GELEN DUYGULARLA YAZILMIŞ HARİKULADE DİZELER.KUTLUYORUM GÖNLÜMDEN.TAM PUAN VE SAYGILAR BENDEN....................HALİLŞAKİR
ÇAKIL TAŞLARI,
DENİZİN EMEKLERİ.
DENİZİN ÇOCUKLARI.
DENİZİN KURTLARI.
ÇOK GÜZEL İŞLEMİŞSİN.
TEŞEKKÜRLER PAYLAŞIMINA AMA,
BENİM ÇAKIL TAŞLARIMI ALTINA ASRSAM KUSURA BAKMAZSIN DEĞİL Mİ.
BU ŞİİR BENİM KİTABIMIN ADI OKTAY'IM.
Çakıl Taşları
Türlü rengi, renge katmış Yaradan
Oynaşır denizde, çakıl taşları
Hiçbir yaratılış olmaz sıradan
Kaynaşır denizde, çakıl taşları.
Yunus heybesinde alıçlar gibi
Şerefle çarpışan kılıçlar gibi
Dip vurgunu yemiş dalgıçlar gibi
Ağlaşır denizde, çakıl taşları.
Yüce Mevlâ’sına şükür eder de
Alem-i Berzah’ı fikir eder de
Doksan dokuz ismi zikir eder de
Çağlaşır denizde, çakıl taşları.
Sürünür, inleşir, en dipte yüzer
Kırk bin düğüm olsa, anında çözer
Sahil şeridinde el ele gezer
Bağlaşır denizde, çakıl taşları.
Tuzlu tuzsuz içer, atar narayı
Varoluş sırrıyla yapar sarayı
Koca dalgalarla döver, karayı
Dağlaşır denizde, çakıl taşları.
Necati söylerken nazar etmesin
Balıklarla, enfes dansı bitmesin
Rütbeler içinde yitip gitmesin
Soylaşır denizde, çakıl taşları.
Necati Ocakcı
YAA İŞTE BÖYLE CAN DOSTUM.
BU YÜZDEN ÇOK SEVERİM ÇAKIL TAŞLARINI.
ONLAR BENİM İLK GÖZ AĞRIM.
SELAM VE SEVGİLERİMİ GÖNDERİRİM SANA.
NECATİ OCAKCI
ANTALYA
kalemine sağlık hocam şu sdoğuk kış gününde sahillere götürdün okurken dinlendim selam ve dua ile
Gerçekten çok güzel bir şiir olmuş.İnsanı alıp götürüyor...Tebrikler!
sevgili oktay abim insanın içinden atamadığı ne çocuksu dıuyguları vardır..o çakıl taşları bana neleri çağrıştırdı neleri...bir yanımız hep çocuk kalıyor.. sevgi hürmet ve muhabbetlerimle koca yürekli şairim..
Güzeldi sevgili dostum tıpkı giden ömürler gibiydi şiirnin an teması kalemin daim olsun sevgi ve dostluğum ile kalınız.
Güzeldi şiiriniz.
Kutlarım.
Şiirlerinizde meramınızı iyi ifade etmektesiniz... kaleminiz daim olsun.saygılarımla..
EVET o çakıl taşları ile cocukken toplar beştaş oynardık cok guzel bır anlatıımkutlarıım selamlarımla
selami
Bu şiir ile ilgili 72 tane yorum bulunmakta