Çağdaş düşüncelerim vardı beynimin bir köşesinde
Yüreğim cahil kaldı sürdüğü sevda yelkeninde
Biraz ezik biraz bezgin bir o kadar da yalnız halleri vardı
Murgul’un akan bakır renkli suyuna benzer şimdi
Hani narçiçeği manalı gözlerin
Hani pudra pembesi dudaklarım kar taneleri okşar gibi şimdi
Mantığını kaybetti çağdaşlığını yitirdi
Bulup ta koyamıyorum yerine
Yenilikler yok, genç kalışlar manidar kalıyor
Yılların zamana yenik düşüşüne
Azmettiriciler arıyorken hazmına uğruyorum, yürek hırsızının
Manyetik alanları kaldırıp sıyrılamıyorum…
Kaptırışlarından divane gönlümün…
Varlıkla yok arası, açlıkla tok arası bir his,
Daimi kullanıcısı…
Ne adı ne sanı belli ne de sima yansıması…
Adını koyamadığım bir şeyler var
Benliğime tapan…
Kapanlar kurmuş düşlerimin kumsalında
Ulaşamıyorum deryalara…
Boynumdan çıkarıp sallıyorum al oyalı puşiyi
Ne gören oluyor ne duyan haykırışların yansımasını
Yine cahilliğime sövüp küfrediyorum
Bilmiyorum günahını
Canı yanışında alamadığı yakamadığı
İntikam ateşini cahil kalışına isyankâr oluşu
İşte sahipsizliğimin çareler arayışındaki mantığı…
Zennehar Yılmaz
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta