Saklanan sözden de sır
Sürtünen deri nasır,
Sazdan camiye hasır
Bulgurdan güzel kısır
Olur olur!
Çalıp çırpsam
(Bölüp çarpsam)
Başkasından alsam
Kendime katsam
(Çıkarıp toplasam)
Olacakta dirensem
Boştan boşluk
Hoştan hoşluk
Baştan başlık
Kıştan kışlık
Anlamak için bunu gerekmez ince hesap
Ancak içindekini sızdırır dışa bir kap.
Ya gitme benimle kal
Gidersen beni de al!
Ölme/öldür
Gülme/güldür
İkisi farklı yoldur.
Bıktım inanmadan söylenen sözlerden,
İnanılmayacak sözlerden.
Yalanlardan
Dolanlardan
Yıldım-usandım.
Savaşmaya verip ebedi ara
Dinime söven kendisi olur kâfir
Bana sövseydi sözü olurdu küfür
Kâfir yanar vaat edilen cehennemde
Küfredeni yaşatmazdım zaten ben de.
Bu mudur?
Elimde bir gül saklıyorum
Yüz versen sana verilecek;
Tomurcuk daha, biraz da solgun
Evet demen suyudur, nasıl da dirilecek.
Bayrak gibi kan kırmızısı rengi…
Adım gibi biliyorum,
Diyeceksin ki “Bu laflara karnım tok! ”;
Olsun! Yine de söyleyeyim:
Et tırnaktan ayrılmaz
Ben etim, sen tırnak
Başka sözüm yok!
Yeter Artık!
Bizim oluşturabileceğimiz bir şey olabilirdi barış,
Ama biz, işi zeytin dalı ile güvercinlere bırakmışız!
Bombalar düşerken ev, hastane ya da camilere,
Torpiller atılırken yiyecek taşıyan gemilere
Ağızlar bir karış açık ve aptal aptal bakmışız.
Millette iş yok,
Milletin işi-gücü yok,
Ayrıcalıklı bir durum şimdi iş sahibi olmak;
Bu şartlarda çok akıllıca olmasa gerek
Sandıkta milleten güç almak;
Herkes buna talip nedense!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!