Alplerin suskun zirvesinde,
donmuş bir kader duruyordu.
Kırk beş yıllık bir ömür,
buzun alnına mühürlenmişti.
Henüz bilmiyordu,
ölümün ansızın geleceğini.
Az önce payına düşen avı yemiş,
dağın kalbine doğru yürümüştü.
Başında ayı derisi bir başlık,
ayağında geyik derisinden çarık.
Üzerinde çağların yükü,
yalın ve kadim bir insan.
Taş baltası elinde,
gergin yayı omzunda,
bir bilinmeze doğru yürüyordu.
Teninde işli dövmeler,
acıyla yazılmış işaretlerdi;
ne bir zafer,
ne de bir yenilgi,
yalnızca hayatta kalmanın dili.
Ve sonra…
dağın gölgesinde saklı
iki soğuk göz
nefesini tuttu.
Uzaktan fırlayan bir ok
omzuna saplandı.
Kar, diz çöktürdü onu.
Beyaz, canını aldı sessizce.
İnce bedeni sardı örtü,
zaman durdu orada.
Buz, onu mumyaladı,
bin yıllık bir tanıklık gibi.
Bir iz kaldı geriye,
çağları aşan bir sessizlik.
Sonsuzlukta hâlâ yankılanır
Ötzi’nin çığlığı
donmuş,
acıdan yapılmış
bir sesle…
Mesut Yüksel
Kayıt Tarihi : 18.12.2025 21:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!