Büyüklerimiz Şiiri - Sıcak Rüzgar

Sıcak Rüzgar
428

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Büyüklerimiz

BÜYÜKLERİMİZ

Bir zamanlar göklerde çınar gibi duran,
Kökleri toprağa, dalları semaya uzanan…
Onlar ki suskunluğunda bir alem saklı,
Bakışlarında sabır, sözlerinde haklı.

Bir dokunuşla dindirirdi sızımızı,
Bir dua ile açardı yolumuzu.
Yorgun omuzlarında yükü ağırdı,
Ama şikâyet etmezdi, sabrı bağırdı.

Bir çay demleyip koyarlardı sofraya,
Bir lokma ekmekte saklıydı duaya.
Gülüşleri sessiz bir bahar gibiydi,
Gözleri maziden miras bir sır gibiydi.

"Evladım, saygıdan ayrılma!" derlerdi,
"Bir selamda bin huzur gizliydi."
Ama biz büyürken unuttuk o sözleri,
Sanırdık ki zaman hep bizimleydi.

Şimdi köşelerinde sessizce beklerler,
Bir selam, bir tebessüm umut ederler.
Bir bayram sabahı kapı çalınsa,
Bir evlat, torun sesiyle kalpler ısınsa…

Ama biz hayatta neredeyiz? Hangi telaşta?
Bir selamı bile unuttuk bu yaşam savaşında.
Ellerinde titreyen dualar var hâlâ,
Bir gözyaşında bin ah saklı oysa.

Bir nasihat yeterdi yolu bulmaya,
Bir el dokunsa huzur duymaya…
Ama biz kulaklarımızı kapattık,
Onlar konuştu, biz sustuk, unuttuk…

Şimdi çınarlar devriliyor birer birer,
Kökler kuruyor, dallar titrer.
Dualar eksiliyor gök kubbede,
Sevgisiz kalıyor yürekler bedende.

El öpmek ağır geliyor bu nesle,
Bir "hal hatır" sormak zor geliyor kalbe.
Ama onlar hâlâ bekliyor sessizce,
Bir söz, bir bakış, bir dua beklemede…

Ah büyüklerimiz, affedin bizleri,
Unuttuk size borçlu olduğumuzu.
Bir selam, bir tebessüm kadar basitken,
Nasıl da zorlaştı vefamızı sunmamız.

Şimdi anlıyoruz ki, geç olmadan,
Dönmeli o eski bayramlara yeniden.
Kapınızı çalmalı, dizinize oturmalı,
Bir çay içip gözlerinize bakmalı…

Varsa hâlâ vakit, geç kalmadan,
Tutmalı ellerinizi bir daha bırakmadan.
Çünkü siz varsanız, huzur var evde,
Siz yoksanız, eksik kalır her şey gönülde.

Ey büyüklerimiz, dualarınızla büyüdük,
Bir selamla şifalandık, bir sözle yürüdük.
Şimdi biz diz çökelim önünüzde,
Affedin bizi, yetişemedik vefada size…

Bir eliniz başımızda olsun daima,
Bir duanız yoldaş olsun kalbimize.
Siz varsanız biz varız; kökümüz sizde,
Yolumuz sizden, duamız sizinle…

Ah büyüklerimiz, affedin bizleri,
Çocukluk masumiyetimizi geri verin.
Dualarınızla yüreğimizde büyüyelim,
Sizden öğrendiklerimizi biz de öğütleyelim…

Çünkü sizsiniz geçmişin emaneti,
Sizsiniz geleceğin duası, teminatı.
Bir eliniz başımızda olsun daima,
Dualarınızla bulalım yolumuzu yeniden, Allah’a…

…………………………………………………

Büyüklerimiz vardı, çınar gibi sağlam,
Gölgeleri huzurdu, dalları merhamet.
Bir sözleri bin nasihat, bin ferman,
Onlar bilirdi, biz susar, dinlerdik elbet.

Çocukken ellerimizden tutan onlardı,
Yorulmazdı, bıkmazdı, hep yanımızdaydı.
Bir gözyaşımızı silmek en büyük doydu,
Yüreğindeki sevgi, dualarında saklıydı.

"Saygı göster," derlerdi, "hürmet et, sus."
Sustuk, diz çöktük, başımızı eğdik.
Onların varlığıydı evimizdeki pus,
Kırılan kalplerini dualarla eğdik.

Bir lokmayı bölüştük, bir çayla ısındık,
Bir tebessüm yeterdi dünyaları unutmaya.
Onların dizinin dibinde sevdaya tutunduk,
Bize bıraktıkları miras; saygı ve sevdaya.

Zaman geçti, büyüdük, söz geçer sanırdık,
Ama büyümekmiş meğer içten bir sızı.
Onlar gibi olamadık, bunu bilirdik,
Eksik kaldı sevgimiz, yetim kaldı nazı.

Şimdi yalnızlar, şimdi sessizler,
Bir odada beklerler eski bir hatırayı.
Bayramlar eski neşesinden izsizler,
Bir kapı sesi, bir torun sesi umarlar hâlâ.

Dalları kırılmış çınarlar gibi,
Kökleri sarsılmış, rüzgâra teslim.
Duaları sessiz, bakışları derin,
Bir söz, bir selam bekler hâlâ isim isim.

O eski sözler çınlıyor hâlâ içimizde,
"Büyük sözü dinlemeyen, yolunu şaşırır."
Ama biz büyüdük, koptuk özümüzden,
O nasihatler şimdi sessiz duvarlara çarpıyor.

Bir büyüğün elini öpmek,
Bin yılın duasını almak gibi.
Onların duası gökleri delerken,
Biz nereye koşturuyoruz böylesine deli?

Unutulmuş bayramlar, sahipsiz sofralar,
Bir köşede boynu bükük bir dede, bir nine…
Oturup dinlemek mi zor, bir elini tutmak mı?
Kalplerini kazanmak mı zor, bir selam sunmak mı?

Ah büyüklerimiz, özür dileriz sizden,
Size layık olamadık, öğütleriniz kaldı yerde.
Şimdi biz nasihat verirken gençlere,
Sizin gibi bilge, sizin gibi sabırlı değiliz işte.

Ama hâlâ aklımızda sesiniz var,
Hâlâ kulağımızda nasihatleriniz.
Gözümüz yaşlı, kalbimiz yarım,
Gölgede huzur bulduğumuz o çınarlarımız…

Ellerinizden öperiz, dualarınıza muhtacız,
Yalnızlıkta değil, varlıkta yoldaşız.
Bir selam yeter size, bir gülümseme,
Siz varsanız, biz varız; kökümüz sizde…

............................................................

OUR ELDERS

Who once stood like a sycamore in the heavens,
Its roots reach to the earth, its branches to the sky…
Those who hide an orgy in their silence,
Patience in his looks, he is right in his words.

He would relieve our pain with a touch,
He would open our way with a prayer.
The burden was heavy on his tired shoulders,
But he would not complain, his patience cried out.

They would brew a tea and put it on the table,
A morsel of bread was hidden in the prayer.
Their smile was like a quiet spring,
His eyes were like a secret inherited from the past.

"My child, do not leave out of respect!" they would say,
"A thousand serenities were hidden in one greeting."
But we forgot those words when we were growing up,
We thought that time was always with us.

Now they wait quietly in their corner,
They hope for a greeting, a smile.
If there is a knock on the door on a festive morning,
If the hearts are warmed by the sound of a son, grandson…

But where are we in life? In what hurry?
We even forgot a greeting in this battle of life.
There are still trembling prayers in your hands,
A thousand ah are hidden in a tear.

One piece of advice was enough to find the way,
If a hand touches to feel peace…
But we closed our ears,
They spoke, we fell silent, we forgot…

Now the sycamores are toppling one by one,
The roots are drying up, the branches tremble.
Prayers are falling in the sky dome,
The hearts remain loveless in the body.

Kissing hands is hard for this generation,
It is difficult to ask a "hal remember" to the heart.
But they are still waiting quietly,
A word, a look, a prayer is waiting…

Oh, our elders, forgive us,
We forgot that we owe you.
When a greeting is as simple as a smile,
How difficult it has become for us to offer our loyalty.

Now we understand that before it's too late,
He should go back to those old holidays again.
He should knock on your door, sit on your knee,
He should have a cup of tea and look at your eyes…

If there is still time, before it's too late,
He should hold your hands without leaving them again.
Because if you are there, there is peace at home,
Without you, everything will be missing in the heart.

O our elders, we have grown up with your prayers,
We were healed with a greeting, we walked with a word.
Now let's kneel down in front of you,
Forgive us, we could not catch up with you in loyalty…

Keep a hand on our head always,
May your prayer be a comrade to our heart.
If you exist, we exist; you have our root,
Our path is from you, our prayer is with you…

Oh, our elders, forgive us,
Give us back our childhood innocence.
Let's grow in our hearts with your prayers,
Let us also recommend what we have learned from you…

Because you are the relic of the past,
You are the prayer of the future, the guarantee.
Keep a hand on our head always,
Let's find our way again with your prayers, to Allah…

…………………………………………………

We had big ones, strong as sycamores,
Their shade was peace, their branches mercy.
A thousand words of advice, a thousand edicts,
They would know, of course, we would shut up and listen.

They were the ones who held our hands when we were children,
He was tireless, tireless, he was always with us.
Wiping away a tear is the biggest satiety,
The love in his heart was hidden in his prayers.

"Show respect," they would say, "respect, shut up."
We fell silent, knelt, bowed our heads.
Their presence was the haze in our house,
We bowed their broken hearts with prayers.

We shared a bite, warmed up with a tea,
A smile was enough to forget the worlds.
We held on to love at the bottom of their knee,
The legacy they left us; respect and love.

Time passed, we grew up, we thought the word would pass,
But growing up, it turned out to be a sincere pain.
We couldn't be like them, we knew that,
Our love is missing, nazi is orphaned.

Now they are alone, now they are silent,
They are waiting in a room for an old memory.
The holidays are trackless of their former joy,
They still hope for a doorbell, a grandson's voice.

Like sycamores whose branches are broken,
The roots are shaken, surrendered to the wind.
His prayers are silent, his gaze is deep,
A word, a greeting is still waiting for a name, a name.

Those old words are still ringing in us,
"He who does not listen to the great word goes astray."
But we have grown up, we have broken away from our essence,
Those words of advice are now hitting the silent walls.

Kissing the hand of an elder,
It's like receiving the prayer of a thousand years.
When their prayer pierces the heavens,
Where are we running to, so crazy?

Forgotten holidays, unclaimed tables,
A grandfather with his neck bent in a corner, a grandmother…
Is it difficult to sit and listen, or to hold a hand?
Is it difficult to win their hearts, to offer a greeting?

Oh, our elders, we apologize to you,
We were not worthy of you, your advice remained on the ground.
Now while we are giving advice to young people,
We are not wise like you, patient like you.

But we still have your voice in our minds,
Your advice is still in our ears.
Our eyes are old, our heart is half,
Those sycamores where we find peace in the shade…

We kiss your hands, we need your prayers,
We are comrades not in solitude, but in existence.
A greeting is enough for you, a smile,
If you exist, we exist; you have our root…

Sıcak Rüzgar
Kayıt Tarihi : 25.3.2025 15:11:00