-Saltanat Kapı’da bir akşamüstü…
Bir daha akşam oldu; aştı gün dağların ardından
Gelmeyeceksin biliyorum, sana tüm kapılar ram
Yaram en derininden sızlamakta şimdi, ama küsmedim
Saltanat Kapı küstü mü bilmem, bekliyorum işte
Bu gidişle haykırırsa gökler yere, senin yüzün bulutlanır
Gidersem buradan ve yüzünden dökülünce yağmur
Cümle azamı ve tüm varlığımı sel basar
Somuncu Baba’dan kalma bir hamur
Emir Sultanları sarsar.
Gelmeyeceksin biliyorum sana yeşil ram
Ağlasam bulutlar dağılır mı Uludağ’dan?
Belki de yola revan olmanın en soylu makamıdır hüzzam
Hangi kervan derman için şarkılar söylerse kınarlar
Bir “Ahh! ”a gark olan cümle kuşlar kapıda birikir
Zikir çeken kumrular, yusufçuklar ve turnalar
Bursa şadırvanlarında kırlangıçlar ve serçeler hemfikir.
Deli Aysel’den caddelere dökülen şefkate bile muhtacım
Hıncım yok, ahım yok ağlamanın yaşlı tarihine
Kuşlar söylediyse, ağlamak ikimize de helal şimdi
Koza Han da, kaç ikindi şadırvana aktı kollarımdan
Yarından tezi yok gözlerine küsmeli yeşil kubbeler
Kelebekler Bursa’ya ağsalar da sen görmemelisin
Gelmedin, gelmeyeceksin madem, söz vermemelisin
Sesin gelmekte Gökdere vadisinden, Uludağ’dan nefesin.
Camilerin hangi kubbesine baksam, yeşil gözlerin bakar
Bense kaybolmuşum tarihte, zamanımı bilmeden
Uludağ’ın soğuk suları aksa da içime, sensizlik hep yakar
İner kalkar kuşlar, bulutlardan izini silmeden
Dilimden düşmeyen namelerle gözlerine akar yeşil türbe
Gel! Gülçiçek Hatun söylesin sana tarihini kuşların
Yanında mukim yoldaşların hatırına bir akşam
Paşam Timurtaş Gazi, Muhittin Uftade’ye kavuşursam
Yokluğun var olur bana, varlığın yok
Hangi yok vardan da çok? Çokluğun yok?
Şeyh Edebali bilir, cümle cevabını soruların
Senin varlığınsa karışır tarihine kuşların.
-Samanlı Nilüferi seyrederken olanlar…
Nilüfer’i seyrederken Samanlı Dağı, oradaydım ben
Minarelerden efil efil esti saba makamı ve başladı hayat
Heyhat! Sen görmedin cümle olanları, Osmangazi yolları
Kolları açık bekledi yolcuları; Pınarbaşı’nda Soğukkuyu’da
Kervanlar, ipek yükleriyle girdiler şehre, ipekten düşüncelerle
Minarelere ve duvarlara değdi tekrar ulu bir ses
“Essalât-ı hayrın minen nevm! ” üzre doğruldu herkes
Nefes nefes yükseldi yeşil bir ışık göklere ve yere
Kubbelere değdi önce sonra bütün şehre.
Yiğit bir ses yükseldi tepenin birinden
“Beni oraya gömün! ” Ve Bursa titredi derinden
Yerinden doğrulmadan Bizans, emri aldı oğul
Osmanoğlu, bir Bizans’a, bir obasına baktı
Çaresi yok, Bursa’yı alacaktı…
Başımı kaldırıp baktım ki ufuklara
Semayı kaplamıştı binlerce atlı
Çekirge’den Alemdar’a olanların hepsini gördüm
Adalet’de, Hamzabey’de her bir yetim için
Doğruldu bir daha Bursa. Buyursa buyuracak olan
Emir bu güne gelip ulaşır ve yaklaşır tarih ile zaman
Her an kollamakta mermerler, çinisini yeşilin
Yine emir yerine gelirdi, şimdi bir daha buyrulsa
Dilin döndüğünce haykır şimdi ey aşk karşında yeşil Bursa.
Bir daha gün doğarken tepeden yeşil Bursa’ya
Ay’a el salladı çocuklar ve ay gördü ellerini çocukların
Dünya çocuklarının ve Bursalı çocukların
Boncukların ve oyuncakların hasretine batmış olsalar da
Şehzade yiğitliğiyle koşuştu Bursalı çocuklar, sultan kızlar
Yıldızlar karıştı gülüşlerine; Zafer’de, Gülbahçe’de.
Mavisi cümle denizleri; yeşili Bursa ülkemin
Hamitler’de sevinen çocuklara karışırım bir an
Sonra Şehzade Mustafa Türbesi’ne bakar ağlarım
Acıların en acısını yaşamış, sevinci yarım milletimin
Çektiklerine bakıp, en acı ağıtları ben yakarım.
“Kasarlamakla ak olmaz baht karaysa” derdi ninem
Reşat Oyal’da gülüşen çocukların bahtını ak edenlerin
Bahtına dualar yükselir Şehreküstü’den, İnkaya’dan
Banaysa; onlara selam durmak düşer Bursa Kalesi’nden.
-Beklemek…
Bir daha akşam oldu; aştı gün dağların ardından
Hangi pınardan içtimse kandırmadı beni sular
Her gün bir noktasında bekleyeceğim Bursa’nın
Hanların, camilerin, türbelerin kapısını ezber etti ayaklarım
Her bekleyişimle birkaç mısra düşer de yüreğime
Seni mısra mısra beklerim.
Tuz Hanında esnaflar çekilmekteler birer birer
Ellerinde poşetler dolusu sebzeler meyveler
Sevince koşarlar adım adım; oysa benim varlığım
Varlığına muhtaç, sana muhtaç şimdi
Her ikindi, her akşamdan sonra
Bursa Ulu Cami avlusunda, benden muhtaç dilenciye
Nasıl imrendiğimi bilemezsin
Görmeliydin karısıyla koşuşturmalarını…
Yarını çağırsam imdadıma gelemez misin?
-Yine beklemek…
(Kandil gecelerinde
yol bağlayan çocuklara
kızarken önceleri
şimdi onları gözlüyorum
özlüyorum adeta
laf ata ata
pazarlıklarına
yaramazlıklarına
bahşiş için koşuşmalarına
ne kadar hasretim bilsen
Birinci Parentez içi: bir de sen gelsen
çocukların yanından
birlikte ayrılsak
bahşişlerini vererek
muradımıza ererek
bir tek senin gelişin eksik
kesik kesik öksürmemin dışında
iyi bile sayılırım
yarım ne varsa tamamlansa
hayatımda, hayatımızda
ben ancak ayılırım.)
(Kapalı çarşıdan geçtim dün
seni gördüğüm
o günkü gibi
İkinci Parentez içi: yine güvercinler gülüyor gibiydiler
tüm yorgunluğumu sildiler
ancak kuşlarda benim gibi
buralarda olmadığını bildiler.)
(Her yerde sen varsın
Bursa’nın her yerinde
Tophane’nin merdivenlerinde
sana rastladım rastlayacağım sanırım
türbelere, mezar taşlarına
bakar, şefaat dilenirim
Üçüncü Parentez içi: hangi türbeye, hangi mezar taşına
baksam imrenirim
beni ıslatan yağmur
seni çağırır mı bilmem
türbelerden yayılan nur
Somuncu Baba’nın yoğurduğu hamur
mayamızla karıştıysa eğer
biliyorum
seni beklemeye değer.)
Kayıt Tarihi : 4.4.2012 11:12:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!