Ordasin biliyorum
Yanıbaşımda
Nefesini hisseder gibiyim
Ağır ağır geçen zaman yaklaştırırken sona
Seninle yaşlanmak da güzel
Bazen fısıldarsın kulağıma bir azeri dilinde
Sür kayıkçı zamanın içinden
Seyre dalalım yıllar içinden
Yavaş sür kaçırmayalım anları
Mutlu güzel zamanları
.....
En çok gez çocukluğumda
Yirmi beş sene önce doğdu bugün
Evvelki sene yaptı düğün
Ayşe den doğma Ahmetten olma
Yusuf sanki yüzüne bakmaya doyma
Annesinin aslanı üç kilo elcecik
Kim der koca adam olacak bu kedicik
Sonu hep vuslat olan hayaller biriktirdim sana
Gökyüzü kadar büyük uzay kadar derin
Zaman beni damla damla eritirken
Yüzümdeki çizgilere inat uslanmaz umudum var
Aklımda her yaştan sen ve karşılaşmamızin binlerce kombinasyonu
İlle de sen ille de sen diyen lanet gönlüm var benim
Bir kadın gözüktü uzaktan
Belli ki savaşlardan yalnız çıkmış
Yalnız çıkmış tuzaklardan
İki zorba karşısında
Yol kesmiş iki eşkıya
Tüm derdi azcık dağıtmak kafayı
Tüm edebiyat ım ondandır
Kadınları onun derin dehlizlerinde öğrendim
Günahlarım onla başladı
Beni karanlığa gömüp unutandır o
Beğenilen her yanımı o süsledi
Ben onu arıyorum her an
bir mihnet mi duyduğun bana
yoksa ruhun mu esir
beni senden mahrum eden aklına inat
bu bahar gelmeliydin bana
Kalbine vurduğun kilit
yıllardır gömdü beni karanlığa
Yüzüm çöl saclarım sonbahar
Kalmadı ilk çağımdan izler
Zaman tutmus elimden sürüklerken
Fotoğrafta kalmış eski yüzler
Ah bu somon balıkları varya incitir ruhumu
Onlar gibi arıyorum çocukluğumu
Böyle mi kazanacaksınız
Merak etmeyin hak ettiğinizi alacaksınız
Garbın bin yıllık habis tohumları
Allah düşmanı Nemrutun çocukları
Bilin ki biz pegamberle aynı saftayız
Oğuz un kanından Hamza ile akrabayız
Zalim zaman sarmış tüm vücudunu
Kıpratmıyor elini kolunu
Kararsız kaygılı gözler almış yerini
Haşin bakışlardan
Beyaz kıllar örtmüş tenini
Sicim saçlarından




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!