Örtü
Yüzümde,bir kamyon yükü
Sevi sakladım
Olmadı,yeni sevdalara örtü
Dağıldı hayallerim
Salıverdi ay
Salıverdi ay kendini
Sonsuz boşluğa
Dönmesi mi gerekliydi?
Bu dünyanın etrafında
Oyunun adı
Ağır, ağır iniyor
Bu oyunun perdesi
Seyirci ayakta
Alkışlar henüz duyulmuyor
Rahibe Dudaklı
Ay ışığı / sonatına
Karar kıldığı zaman
Gri mavi hüzün düşer
Tavuk gezintisi akşamlara
Okuyoruz
Okumuyormuşuz,kim demiş! ..
Öyle bir okuyoruz ki
Sokağa tükürenlere
Yerlere çöp atanlara
Romantika
Gözüm gözüne değdiğinde
Rehin alırdı beni...
Ellerim bağlanırdı
Yazamazdım bir şiir
Tohum ek
Boş durmasın toprak
Bir tohum ek
Kaf dağının ardında
Bir bulut..
Tekno-mono-toloji
Değişiyor dünyamız dostlar,küreselleşiyoruz,yakında kürek gibi olacağız belki de bir tutanımız olmayacak böyle gidersek,dostluklarımızı farkın da olmadan çürütüyoruz,aile hayatımızı,yakınlarımızı bile arayıp sormaz olduk,tam bir tekno-monolog oluyoruz.Bilgisayarlar,cep telefonları,digital tv,vcd,dvd ler derken
evden bile çıkamaz olduk,her tarafımıza sanallık bulaşmakta,belki de en güzel günlerimiz bu günlerdir,sular hala berrak akabiliyor,gökyüzünü hala mavi,görebiliyoruz,yeşilin tonu fazla değişmedi,kelebekler henüz yok olmadı,ateş böceklerini uzun zamandır göremiyorum,çeşit çeşit kuşlar vardı bir çoğu yok oldu,üzüldüğüm tarafı bizden öncekiler en güzellerini gördüler,bizde bazılarını gördük,ya bizden sonrakiler?
Elektriksiz köyümüz vardı yıl bin dokuz yüz yetmişler ve hala var uzaklarda bir yerlerde bilmediğim ama bazen yaşamak için özendiğim,televizyonsu evler,mutfakta tel dolaplarda saklanırdı yiyecekler, ama öyle güzel sohbetlerimiz vardı ki kandil ışığında,mum ışığın da,akşamları etrafında toplanır sohbetleri beklerdik dedelerimizin masalsı anlatımları başka diyarlara sürüklerdi bizi,hani anka kuşu vardı gak et,guk su,Atatürk ü anlatırlardı eeeee yakınen görmüşler,harpleri anlatırlardı demli çay nezaretinde bir farklı tat alırdık yaşamışçasına.Şimdi parçalandı ailelerimiz bir bir başına buyruk özgürce yaşamak niyetine
Tekno-monolog olup çıkılıyor,bir çoklarımız artık yolda yakın akrabamızı görsek yanımızdan geçse tanımaz durumdayız,biz belki zurnanın son deliğiyiz,ya bizden sonrakiler bir kardeşim vardı ama yüzünü görsem tanımam diyecek duruma gelecekler sanıyorum,yeni nesil bu tatları üzülüyorum ki alamayacaklar,bir çok şeyi sanal olarak bilecekler,karasabanı,ibriği belki de MÖ den önceden kalma sanacaklar ama hala bir yerlerde kullanılmakta,gidip görmeleri lazım şu bilgisayarın başından bir kalkabilseler, Hani beyinler büyüyor diyoruz ya
Temmuz Akşamları
Anarım hep el ele gezdiğimiz Temmuz akşamlarını
Gün batımında,ruhumu okşayan ılık yaz rüzgarlarını
En güzeli de beraber yıldızlara baktığımız anlarını
Ben çok severim Temmuz akşamlarını
Tahta
Gün doğarken kapından
Unutma bakmayı pervaza
Belli olmasa da
Taze bir iz vardır tahta da




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!