TERENNÜM
Bağışlayın dostlar
kahmin ediyorum neler düşündüğünüzü.
Oysa bilmelisiniz ki
karşınıza çıkarken nasıl utandığımı.
Zira yazılmış milyonlarca dizeler arasında
papağanca öylesine söylemlerdir benimkiler. Biliyorum.
Ancak bir tutkudur beni size getiren.
Bazen bir şeyler adına çıkarım yola
aptalca kurgularım cahilliğimi ele verir.
Halbuki sözde şair geçinirim.
Bazen simgeler arkasına sığınırım
Puşkin gibi
bakır atlara biner
Çingeneler arasına kaçarım
yasa koruyucudan.
Bedenim zayıf, cebim delik
Donkişot’luk ederim.
Yüreğim sessiz kahramanlıklar üretir
beyaz atlı prens olur rüyalarında
Haramilerle savaşırım.
Bazen Spartaküs gibi özgürlük adına
Roma’ya kılıç sallarım.
Tarihler yazarım Fatih’ler gibi
fethedilmiş yerleri yeniden fethederim.
Bazen hümanist geçinirim
Mevlana gibi
ilahi aşkı terennüm eder
sonra ihanet ederim O yüce sevgiliye.
Öyle ki
Helvadan putlar yapar
acıkınca onu yerim.
Romantik ve nostaljik takılırım çoğu kez.
Kardeşlik adına kurtla kuzuları seviştiririm.
Beşeri aşkın yokluğunda
kadında Leyla’yı
erkekte Mecnun’u ararım.
Fuzili’ye inat
Şeyh Galip gibi aşkı yeniden yazarım.
Güvercinler gibi kanat çırparım
soluk aldığım ülkemin göklerinde.
Ağzımda zeytin dalı
yeryüzüne kırmızı karanfiller dağıtırım.
İnsanca dirim adına emeği, alın terini savunurum
kimse kimsenin ayağına basmasın
herkes hakkını yesin derim.
Ortalık talan yerine, yangın yerine dönüşmesin.
Derim
Derim de
Bazen deve kuşu gibi gömerim başımı toprağa.
Kendimi sorgularım.
Maskeli balolarda görünüyorsun
kıvrak şen şakrak dans ediyorsun
güzel şeylerin kanına giriyorsun
yıkılmışlığını zoraki zaptediyorsun
otur oturduğun yerde behey adam
kahramanlık senin neyine.
Yine kendimi sorgularım bazen
Behey imlenmiş adam
bendine vur balyozu
tutmuyorsa ellerin bırak söylenmeyi
gelen geçsin beyaz kanlar içinde
erdemi buysa diriliğin.
Dedik ya
Ruhumuzu özgür kılmak için
hamız henüz
Yunus’ca dergahta pişmek için.
Sözde şair dağıttın yine kendini
kompozisyonun param parça
gönül coğrafyan gibi
neyi yorumluyorsun kendince.
Bağışlayın dostlar
Dedik ya
bir tutkudur
özlemini duyduğumuz şeyleri
dizelerde terennüm etmeyi
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!