bir büyük burgu
bir fabrika belkide durmadan üreten
kilden topraktan kumdan civadan
sarkaçları bakır paslı
dişlileri mumdan alevden
çamurları balçık biraz batıp çıkıyorsun
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




harika bazen eylemlerin yapamdığını ustaca söylenmiz sözler yapar bu da böyle bir şey yüreğinize sağlık diyorum kutlarım
BURGU
bir büyük burgu
bir fabrika belkide durmadan üreten
kilden topraktan kumdan civadan
sarkaçları bakır paslı
dişlileri mumdan alevden
çamurları balçık biraz batıp çıkıyorsun
yağlı cümleler kuruyorlar sana
aklın başında ama şaşıp kalıyorsun
elmasları parlıyor dilinin
bir konuşsan bir anlatsam
bir dinleseler diyorsun
canavar gibi yürüdüğün dünya
kocaman pençeleri , alevden nefesi
oturuyorsun buzdan bir banka
yadırgamıyorsun
ellerinle başını tutup
olmaz ya olsa olsa masal bu diyorsun
yedi başlı dev
üç ayaklı dinazor
ellerin terliyor korkudan
bildiklerini de unutuyorsun
meçhul cinayetler işleniyor yanıbaşında
bahçene kan sıçratıyorlar
göldeki ceset senin
postacı getiriyor son vedayı
başın eğik
sorgusuz sualsiz
onu da kabulleniyorsun
S.BENİCE
**********************************
Merhaba Değeri şair arkadaşım ve sevgili meslektaşım..
Hayatın çarkının kelimelrele bu denli güzel resmedildiği,tarif edildiği inanın vaki değildir.
'''bir büyük burgu
bir fabrika belkide durmadan üreten
kilden topraktan kumdan civadan
sarkaçları bakır paslı
dişlileri mumdan alevden''' dizeleriniz üzerinde saatlerce düşünmek ve fikretmek gerekir inanın..
Ben şahsen yıllardan beri şiirle iştigal etmekteyim ama sadece düz şiirler yazdığımı anladım sizin bu mükemmel şiirlerinizi okudukça..Kısaca şapka çıkarıyorum yani her şiirinizle...
Evet değerli şair,,inanın ki şu an içim içime sığmazcasına duygulanmış bir durumdayım..
Şiirinizi okuyunca ' güzel yazmaya başlamışsınız' veya ' hergün biraz daha yi yazıyorsunuz ' demek bile
şahsen bana ukalalık geliyor..
Böyle bir cümleyi yazabilmem için sizden daha güzel irdelemem gerekir hayatı ki heyhaaaat..Evet çünkü siz mükemmelsiniz...
Sözün özü MUHTEŞEM BİR ŞİİRDİ ARKADAŞIM...
Bu muhteşem şiiri okuma zevkini veren size nasıl teşekkür etsem azdır..Güzel gönlünüzü ebrik ediyor,başarılarınıızn bir ömür boyu devamını diliyor ve en derin saygılarımı sunuyorum...
Mustafa EROL
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta