Bu kıldan ince ve zahmetli yolda, şu dünyaya en uzak ve en yakın olduğum alemde; şiirlerdeyim.
Aman yarılmış yüce dağın bağrı;
Körpe bir kızın sevdasında,
Aşkını yitirdiği eşkıya'da,
Umudun tükendiği arafta.
Aman unutulmuş verilen sözler;
Altın sarı bir bahar günü sevgilim
Maviliğin boy gösterdiği
Beykozlar'da bir yerde duruldum.
Güneş bile yakamıyor bugün beni,
Senin yaktığının yanında
Saatlerce yanan mum misali
Eriyor, özüme dökülüyorum.
Doğru ya, ben o mumum;
Ben de yandım ama
Etrafımı aydınlattım bir zamanlar.
Durgunum
Gecelerce derdimi anlattığım duvarlar,
Sıkı sıkıya sarıldığım yorgan gibi.
Durgunum
Bahtına küsmüş dullar gibi
O büyülü akşamda,
Pencereden sızan soğuğun tuzunu hissederken iliklerime dek;
Masada yanan mum,
Gök açmışken kanatlarını sonsuz
Ana gibi, yar gibi şefkatle
Kanlıca'da her gün bir adam aynı yerde
Her kelime birbirine benzer.
Renkli saksılar güne güzellik katarken
Geminin düdüğünün öttüğü yerde
Kahve fincanının zarif belini kavrayışımda
Özgürlüğün ve tutsaklığın ince kederinde
Her kelime birbirine benzer.
Ümitvari yetişen her çiçekte ve
Hissetmemek
Gerçeği ve mutlağı,
Kudretle yoğrulan hakikati.
Sırt çevirmek
Yeni umutlara ve doğacak güne
İffetli bir kadının memelerinden coşan kaynakta
En az ana sütü kadar temiz
Bir halat, bir de kuyu
Ama çekmek zor yeryüzüne rikkati.
İçtiğim o süt göğsüme sıcaklığı yaydı
Bir öksürsem de,
Yerinden çıksa ciğerim;
Tüm o muallak, grilik
Dökülse yüreğim önüme.
Lale inceliğinde ruhta,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!