Yığılmış radyolar ve saatler içinde yanlızım
değişik sesler çıkarıyor her biri
saat tik takı unutmuş
radyo 1944 ten kalma bir savaş haberi okuyor
ve ben yüzelli yıl önce yaşanmış bir aşkın
yasını tutuyorum elimdeki kitapta
yemek pişiyor ocakta
Çocukluk, o derin ırmak çağrısı
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman
Devamını Oku
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman




Bense o buğulu penceyeye onu ne kadar çok sevdiğimi yazmıştım,
gülen bir yüz eşliğinde,
Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu o an,
Bulutların kaybolup güneşin çıktığı o an,
Adı ve sevdası buharlaşıp,
siliniverdi,
o buğulu camlardan...
Artık ne ondan bir eser var ne de onun kendine bile yar olmayan aşkından,
Yüreğim mi,
somayın,
o şimdi bana ondan kalan anılarla başbaşa,
makberde bana yorgan...
Tavsiyem sakın o penceyi acmayın bırakın öyle kalsın,
Güneşi görünce eriyecek bir aşkın kime ne faydası var ?
Tebrikler şair,
Duygulara gem vurmayınız,
Bırakın onları kendi başlarına,
gidecekleri yere sizsizde varırlar,
Yeter ki yazacak kalemi ,
karalayacak benbeyaz bir sayfaları bulunsun ....
Çok güzel ve duygu yüklü bir şiirdi, öyküsü de ilginç...
Yüreğinize sağlık dost.
Mustafa Sami
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta