Saatler durdu, yelkovan intiharında…
Zaman, yırtık bir kâğıt gibi savruluyor rüzgârda.
Gördüğün bu kalabalık, aslında koca bir tenhalık,
Herkes bir başkasının aynasında kiralık.
Eski bir şarkı sızıyor kapı altlarından sessiz,
Ben bu şehirde bir gölgeyim, isimsiz ve izsiz.
Açılan her kapı, aslında kendine kapanır,
İnsan en çok, en yakınında yanılır.
Yükle ruhunu o eski, o yorgun gemiye,
Gidiyoruz işte, geri dönmemek üzere geriye.
Dönüyor dünya, koca bir yalan!
Kim kalmış baki, kimmiş o kazanan?
Bir avuç toprak, bir avuç rüya,
Daldık en sonunda en derin suya.
Vur kalbim vur, bu vals bitmeden,
Ruhun bu tenden sessizce gitmeden!
Duvarda bir çatlak, sızıyor o kadim ışık,
Zihnim bir labirent, her köşesi karmaşık.
Bir bahçede solmuş son bir karanfil gibi,
Toprağın altındaki o sese kulak ver, eğil.
Bak…
Herkes gidiyor.
Şehir susuyor, kuşlar susuyor.
Sadece senin kalbin,
Hiç bilmediğin bir dilde bir şeyler fısıldıyor.
Ölüm dediğin, hayatın en büyük şakasıdır;
Ve bizler, o şakanın en hüzünlü kahramanlarıyız.
Dönüyor dünya, koca bir yalan!
Kim kalmış baki, kimmiş o kazanan?
Bir avuç toprak, bir avuç rüya,
Daldık en sonunda en derin suya.
Vur kalbim vur, bu vals bitmeden,
Ruhun bu tenden sessizce gitmeden!
Vur kalbim vur…
Rüya bitmeden…
Kayıt Tarihi : 4.1.2026 10:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!