Sözüm ona öfkeliydim. Geçeceğini biliyordum ama bu kadar çabuk değil. Sevgimi karıştırma sakın bunlara ona dokunmuyorum. Kırgınlık dağılan bir vazo gibi duruyor aramızda, toplayıp yapıştırmak gerek. Eskisi gibi olacak mı? Gözlerinin ötesindeki cümlelere buruk bir gülümsemeyle cevap verdim sadece. Teşekkür ettim sonra seni bana getiren dost yüreğe. Dağılmış halini, karışık kafanı ve acıyan gözbebeklerini görmedim sanma sevgilim. Gördüm.
Kızgınlığım sana gözyaşı içinde çaresizliğimi anlattıktan sonra geçti. Evime gelip yorgun bedenimi uykuya bırakmadan önce ettiğim dualarda, başımın secdeye değdiği yerde bıraktım kırgınlığı. Hayırlı bir zaman vardı dualarımda. Seni seviyorum ve bunun biteceğinden korkmuyorum çünkü sende biliyorsun koşulsuzluğumu, süresizliğimi. Bunu sana söyledikten sonra uykuya daldım. Ta ki senin aramana kadar. İzin istemene gerek yok. Evime, yüreğime hoş geldin sevgilim derim sadece. Anahtarım sonsuza dek bir tek sende olacak.
Sadece zaman demiştim, gitmek için erkendi. İnsanların karşıma geçip iyi düşün deyişlerini, bana verdikleri kıymetin önemini gördükçe arkamda bırakmayı diledim tanrıdan yalan değil. Dilime ahlar da takıldı, yalan değil ahım var. Hastalık, bağımlılık, isyan belki biraz yada çaresizlik. Hepsinden karışık işte yaşadıklarım. Suskunluğuna alışkınım sanıyordum, alışmamışım. Seni anlıyorum, tanıyorum sanıyormuşum, işe yaramıyormuş. Bir tek sen biliyorsun içinden geçenleri, benimkiler tahmin, öngörü. Karmaşık rüyaların ortasında yanımda oluşuna şükrettim yine sonunda, üzüldüm biraz belki. Beni önemseyenleri panik ettim ama ciddi bir durum değildi. Geçecekti değil mi?
Hoyrattım, hırçındım, saldırgandım. İlk kez. Belki önceden de oldu ama bu kadar iplerin koptuğu olmamıştı. Yok saydım belki bunca yılı, ardından sen yaptın aynı şeyi. Çözüm müydü çocuksu kaçışlarımız? Nasıl bir patlamaymış yaşadıklarımız. Düne bakıyorum da ikimiz de acımışız. Ben acımı göremeyecek kadar öfkeliydim. Seni bundan daha çok acıttım. Üzüldün biliyorum, gözlerin öyle söylüyor sevgilim. Beni sevdiğini de biliyorum, kaybetmek istemediğini de. Bunu sadece o kadar acemice ifade ediyorsun ki, gülümsüyorum.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




guzel :)
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta