Bu ses
Yılların arasından sızan
Eski bir radyonun cızırtısı gibi
Adını unuttuğum bir şarkının kokusu..
Akşam oldu
Pencerede perde yarım
Işık sarı
Sokağın başında bir bakkal
Kapanmakla kapanmamak arasında..
Çocukluğum
Hâlâ o dükkânda saklı
Cam kavanozlarda
Kurumuş leblebiyle yan yana..
Babamın sesi geliyor
Sigara dumanına karışmış
“Geç kalma” der gibi
Ama biliyorum
Artık kimse beklemiyor beni..
Bu şehirde
Her köşe başı
Bıraktığımız bir “keşke”ye çıkıyor
Her adımda eski bir ben eziliyor.
Sessiz..
Gülüşlerimizden geriye
Sadece duvarlarda yankı kaldı
Dokunsam dağılacak sanki
Toza karışmış bir masal gibi..
Bir zamanlar
Aynı kaldırım taşına
Kaç kez yorgan yapmıştık düşlerimizi
Sabaha kadar üşüyen kelimelerle..
Senin adın
Artık dudaklarımda bir titreyiş
Ne söylesem eksik
Ne sussam fazla geliyor geceye..
Bir kahve fincanının dibinde
Unutulmuş telve gibi kaderimiz
Okuyan kimse kalmadı
Yoruldu gözler
Kapandı kapılar..
Bazı geceler
Eski sokakların sesini açıyorum içimde
Kırık kaldırımlar
Paslı kapı zilleri
Hepsi adımı hâlâ ezbere biliyor
Ama kapıyı çalmıyorum
Çalacak elim kalmadı
Döndüğümde bulamamaktan korkuyorum
Dönmezsem
Belki hâlâ oradalar..
İçimde bir sandal
Kuru bir denizde salınan
Ne su var
Ne rüzgâr
Sadece senin yokluğunun ağır sessizliği
Ve ben
Her nefeste
Biraz daha eskiyor
Biraz daha ufalıyorum
Bir fotoğrafın solan kenarları gibi..
Ahmet Gürkan
Ahmet GürkanKayıt Tarihi : 22.2.2026 21:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!