Hüzünleri ben bu kadar sevmezdim eskiden,
Hele yalnızlığı hiç,
Yalnız gezen sokak köpeklerini bile
Sevmezdim
İlkokullu aşklarımızla
Küçük kaçamaklar yapardık,
Sahilde balık tutar
Tutamazsak da ekmek atardık,
Akşamları mutlu hayallerle uyur
Hüzünleri doğan güne satardık…
Neden bu kadar çabuk büyüdük sanki
Çocuk kalsaydık ne vardı,
Tanımazdık o çağlarda ihaneti,
Hele vefasızlık nedir bilmezdik,
Üç kuruş menfaat için,
Beş kuruşluk eğilmezdik,
Dizlerimiz yorulmazdı koşarken
Aksaray’dan Sultanahmet’e
Bir de harçlık bulduk mu Pinokyo bisiklete,
Vız gelirdi rüzgâr fırtına,
Harçlığımızı limonata satıp çıkarır
Yük olmazdık anamızın sırtına.
İlk vurgunu yüreğimize sevgi vurdu,
Sevince değişti dünya
Zaman durdu.
Sanmıştık ki, yürek hep böyle sevdalı
Gözlerimiz hep güleç kalacak,
Hiç bükülmeyecek taze fidanların dalı,
Hep kulaklarımızda çınlayacak
Mutluluk masalı…
Umutlarımız küheylan atlar gibi,
Düşlerimiz en deli mor,
Avuçlarımız ne tatlı sıcak,
Unuttuk mu şimdi gülüm,
Unutulduk mu çabucak…
Hangi kanun yasakladı seni bana ilk,
Kaç kuruşum eksik diye gidemedik sinemaya,
Oysa ne de güzel koşardık kırlarda el ele,
Meydan okurduk koca dünyaya…
Lale Devri Çocuklarıyız biz,
İçtik hicran şarabını doya-doya,
Gözlerimizden aksa da gecenin rengi,
Meydan okurduk uykuya.
Ser verir, sır vermezdik aşkımızdan,
İlk bakışta arkadaş görünürdük dıştan,
Şimdi sonbaharın son demindeyiz,
Yol görünüyor kıştan…
Kaçıncı dönemecinde boynu bükük zamanın
Kaç kez pişmanlıktan acıdı canın,
Kaç kez göç yaşadı yüreğindeki martı,
Bu yüzden mi gün ortasında
Ufkundaki karartı?
Dünya küçük sığmadı bu sevdamız,
Ben deli bir çocuk, sen uçarı bir kız.
Tarih yazacak bu yanık kokulu öyküyü,
Biz yaktık gidemediğiz hayallerimizdeki
Kasabayı, köyü…
Bizi sarıyorsa da en koyu sisler,
Her bulut ardında yağmuru gizler,
Her yağmur damlası meleklerle iner yere,
Gözyaşlarına karışıp
Döner göklere,
Gökler ağlıyor deriz bu yüzden hep,
Oysa sevgilerin gözyaşlarıdır bunlar
Seven yürekler anlar,
Kim bilir belki de bir yağmur damlasıydık
Biz de bir zamanlar…
Aklım siliyor zamanın izlerini
Fikrim eşlik ediyor sinsi planına,
Bir çığlık at,
Avazın çıktığı kadar bağır,
Boşalt içinin zehrini,
Okumuşuz zalim feleğin canına…
Köşe başlarında beklese de yalnızlık,
Üflese de mumlarımızı tek-tek,
Aydınlanırız gülüm,
Başın omzumda seheri bekleyerek,
Sonra çıkıp çıplak ayaklarımızla sahile,
Kıskandırırız yakamozları bile.
Haydi, yum gözlerini
İçinden bir dilek tut bu gece,
Bak ay ışığı da süzülüyor saçlarına
Gizlice.
Ne yaşanmış, yaşanmamış ne yazar,
Bir hoş sedadır bütün sevdalardan kalan,
Bu gönül bendeki seni sevdi,
Sendeki sen yalan… Sendeki sen yalan…
Murat Nail Güney 25 Aralık 2009 Saat: 01.49 İstanbul
Murat Nail GüneyKayıt Tarihi : 25.12.2009 02:07:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Hikayesi özünde gizli.Hisseden yürek anlar...sevgimle...

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!