Bakın bu adamın yüzüne, okuyun satır satır,
O çizgiler rastgele değil, bir ömürlük hatırdır.
Alnında terden bir nehir, gözlerinde bin keder,
Bu adam sessizliğiyle dünyaya meydan okur, hükmeder.
Bu adam benim babam; dili sükût, kalbi kor,
Bize hayatı sevdirdi, dağ gibi ardımızda durur.
Laf cambazı değildir o, süslü söze yel vermez,
Dürüstlüğü miras diye, ruhumuzdan el çekmez.
Akşam eve dönerken paltosunda saklı haysiyetiyle,
O fırından yeni çıkmış ekmeği sarışı vardı ya iliğiyle...
İşte o an anlardım; sevda bağırmak değil, korumaktı,
Sevda, evlat üşümesin diye kendi ateşinde yanmaktı.
Bilirim baba, senin sevdan gürültüsüz bir sızıdır,
Alın terin bu evin en helal, en ak yazısıdır.
Dünya lüks peşinde koşarken, sen onur peşindeydin,
Karanlık kış sabahlarında, rızık nöbetindeydin.
Varsın dünya başka dönsün, yollar dumanlı kalsın,
Sen varsan fırtınalar gelip kapımızdan geri yansın.
Yarın tarih, doğruluğu bir kitaba sığdıracaksa,
İlk harfi senin o nasırlı ellerinle yazacaktır mutlaka.
Şimdi aynada yorgun bir dev gibi dursan da öyle,
Saçındaki her beyaz, bizim için yazılmış bir hikaye.
Sakın boynunu bükme, senin eskimiş o hırkan,
Bize çelikten bir zırh olur, her türlü rüzgardan.
Helal et baba, o uykusuz gecelerin hakkını,
Helal et o bitip tükenmez sabrının saklı arkını.
Bugün başımız dikse bu amansız, bu zor hayatta,
Senin tertemiz adındır bizi tutan en sağlam ayakta.
Çünkü sen...
Benim en mağrur duruşum, en büyük ihtilalimsin!
Bu adam benim babam...
Gölgesi dünyadan büyük, yüreği gökyüzü babam!
Kayıt Tarihi : 12.2.2026 23:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!