Rüyamdan arda kalan tortularınla beraber uyandım bugünde sevgilim. Yokluğunun verdiği ağrılarla beraber yüzümü yıkamaya çalıştım. Bu birazda olsa kendimi iyi hissettiriyor bana. Senin uzandığın koltukta içtiğim kahve kadar olmasa da.. Ettiğim kahvaltıda yediğim şeyler değildi beni doyuran, daha önce senin bu masaya oturmuş olmandı. Birlikte yaptığımız o kahvaltıyı hatırladıkça, açlığımı hissetmiyorum emin ol.
Çayı bile şekersiz içmeye razıyım hani :)
Neyse, öyle böyle geçiyor işte o sıralar. İçeriye geçip vakit öldürürken bir anda büyük bir ağırlık çöküyor üzerime. İşte o an ellerim telefona uzanıp, rehberdeki adını buluyor. E bundan sonrasında sana gelecek olan mesaj Allahın emri zaten.
'Nasılsın' diyorum en masum halimle. 'Ben iyiyim bebeğim, sen nasılsın' diyor, en iki yüzlü haliyle..
Ah be kurban olduğum diyorum içimden, özledim..
Öyle bir özlem ki bu, sessiz halde adını fısıldayan uzuvlarım sanki birden ağzımdan çıkacakmış gibi hissediyorum. Adını içimde tutamıyorum artık, ağzımdan çıkıp dört bir duvara çarpa çarpa çoğalıyor. Ve sonra adeta savaşa hazır bir ordu gibi geliyorlar üzerime. Savunamıyorum kendimi.. Sakınamıyorum gözlerimi.. Çaresizlikten mi bilemem, dua edercesine iki yana açıyorum ellerimi. Gözlerimden utandığı için midir, oraya gelmeden tek tek düşüyor adın ellerime. 'S' Harfiyle başlayan işkence 'T' Harfiyle son buluyor avuçlarımın içinde..
Bu savaştan sağ salim çıkabilirsem sevgilim, attığın mesaja cevap veriyorum. 'Bende iyiyim'..
Tüm bunlardan sonra yorulmuş oluyorum tabi ki. Gidip biraz uzanayım diyorum, birlikte uyuduğumuz yatakta..
Yastığımı en rahat hale soktuktan sonra, tavana dikiyorum gözlerimi.
İşte o anda, bu odada yaşadığımız ne varsa canlanıyor. Her karede gözlerim yaşlı, rimellerim akmış. Bundan olmalı ki akıp yüzüme damlıyor tavandaki boyalar. Arkasında beliriveriyor toprak kahvesi gözlerin, yıldızlardan daha parlak bakıyor. Bulutlar kadar şekilsiz saçların bile güzel gözüküyor o an. Anlıyorum ki bu evren gittikçe sana benziyor sevgili. (Belkide bu yüzden bazen uzay boşluğunda kalmış gibi hissediyorum kendimi kim bilir.)
Hadi hayırlısı derken, kayboluyor hayalin ve sanki tepeme yıkılıyor bu evin çatısı. Nefes alamıyorum..
E haklı olarak biraz sövüyorum sana yataktan kalkarken. Usulca eğilip teki yatağın altına kaçan terliğimi arıyorum. Ve lanet olsun ki onu bulana kadar yine bir sürü vaktimi harcıyorum. Burada olsan gülerdin 'Taktımı takıyorsun aşkım' derdin. Öyle deme sevgilim, yere çıplak ayakla basmamam gerek. Mazallah hasta falan olurum yanına gelemem sonra.
Senin içinde ne büyük kayıp olur ama!
Her neyse..
Daha hava tam olarak kararmadan açıyorum ışıklarımı. Korktuğumdan değil sevgilim yanlış anlama. Fosforlu bir yalnızlık bırakmışsın giderken odama. Ne zaman karanlık olsa dahada belirgin oluveriyor..
Yine aynı yere oturduktan sonra, keşke sesini duyabilsem diyorum. Bunu dedikten yaklaşık 5 dakika geçmeden, dışarıda yağan yağmur yere vuran her damlasında senin ses tonunla bana sesleniyor. Bir sevinçle fırlıyorum dışarı. Ah görsen nasılda mutluyum damlalar yüzüme vurdukca. Sesinle sırılsıklam olduktan sonra, suratıma yapışan saçlarım ve kıçıma kadar ıslanan kıyafetlerimle birlikte geri dönüyorum bu eve..
Tahmin ettiğin gibi ertesi gün yatak döşek yatıyorum yine. Bu kısır döngü gibi böyle devam ediyor her gün, her ay, her sene.
Ulan yeter artık! Ne ilaç dayanıyor sevgine, nede hastane..
İşte böyle.. İsyan etsem de bir şey fark etmiyor. Sakinleşeyim biraz diyorum, senin şiddetinden kurtulmak için senin şarkını dinliyorum.
Yine O'nu anlatıyorsun..Baştan aşağı tüm iğrençliğiyle, sesin boğuk bir ton alıyor tüm acizliğiyle.
Benim içimde bıraktığın piç, günden güne büyürken senin onlara duyduğunda Aşk mıdır be!
Onu doğuracağım. Evet öldüğüm gün onu doğurup senin kapına bırakacağım. Bakalım içimde bugüne kadar marazlarla büyüyen sevgine sahip çıkabilecek misin.
Belkide salarsın sokaklara.. Ama olmaz adam yapma. Gözlerinle terbiye ettiğim bu sevgi, bir köpek gibi kokundan tanır seni!
Gelir bulur, yapışır yakana. Hani belki olurda utancından ağlarsın o anda, gözyaşların düşmesin sakın sevgimize, akmadan yanaklarından yakala..
Bana anlatmıştın ya hani şarkıda da söylemişsin. Aşk - uçak falan filan işte. Düşündüm de, Aşk cidden uçak gibi olsa onca insanın arasında senin boşluğuna yakalanıp, anasını satayım yine ben ölürüm..
Kayıt Tarihi : 30.5.2011 17:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Çayı bile şekersiz içmeye razıyım hani :)' Burası pek yavan olmuş emmi.
'Gözlerinle terbiye ettiğim bu sevgi, bir köpek gibi kokundan tanır seni! ' WOOOWWW .... Kuvvetli ambians barındıran bir kişilik olmalısın ... Total olarak , oto-terapik bir anlatı yapmışsın galba ...
TÜM YORUMLAR (1)