Böyle Bir Güzelin Var Bende Derdi

Samet Sultani Yıldırım
63

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Böyle Bir Güzelin Var Bende Derdi

BÖYLE BİR GÜZELİN VAR BENDE DERDİ

​Halden anlamayan, dilden anlamaz;
Dikenden anlamayan, gülden anlamaz.
Bir yâr severim de, kimse anlamaz;
Böyle bir güzelin, var bende derdi.

​Aman da yanarım, kurudu yanım,
Geçtikçe bu ömür, çürüdü canım.
Bir güzeli sevdim, yandım ha yandım;
Böyle bir güzelin, var bende derdi.

​Güzel mah yüzüne, sürmeler çekmiş,
Mevlam güzelliği, sana mı vermiş?
Yürek kıvılcımı, kora karışmış;
Böyle bir güzelin, var bende derdi.

​Güzelliği benzer, ahu ceylana,
Bakışı bir başka, benzer canana.
Sönük kalır güller, çıksan meydana;
Böyle bir güzelin, var bende derdi.

​Bitmiyor bu sevda , tükendi ömür,
Bir güzeli sevdim, gözleri kömür.
Sanki bu aşk bende, iyileşmez tümör;
Böyle bir güzelin, var bende derdi.

​Sultani’yim yanar, boşu boşuna,
Herkesin sevdiği, gider hoşuna.
Tutuldum sevdiğim, yandım aşkına;
Böyle bir güzelin, var bende derdi.

​Samet Yıldırım Sultani
12.03.2026

Samet Sultani Yıldırım
Kayıt Tarihi : 12.3.2026 18:36:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


GÖNÜL DAĞINDAKİ MÜHÜR ​Vakit akşama süzülürken, Samet elindeki eski kalemi masaya bıraktı. Pencerelerden giren Mart serinliği, odadaki kağıt kokusuna karışıyordu. Dışarıda dünya kendi telâşında dönüyordu; kimi ekmeğinin, kimi neşesinin peşindeydi. Ama Samet’in dünyası, bir ismin etrafında daralıp genişleyen o gizli gurbette asılı kalmıştı: Selma. ​Köyü Hacıveli’den İzmir’in gürültüsüne geldiği o çocukluk yıllarından beri, hayatı hep bir "inşa" üzerine kuruluydu. Kabloları döşerken şehirleri aydınlatmıştı, master eğitmen olmuştu ama kendi gönlündeki o karanlık köşeyi aydınlatacak tek bir güneş vardı. O güneş ise hiç batmıyor, ama bir türlü de doğmuyordu. ​Kendi kendine mırıldandı: "Bitmiyor bu sevda, tükendi ömür..." ​Eline yeniden kalemi aldı. Aklına "halden anlamayanlar" geldi. Sokakta yürürken ona bakanlar, sadece bir master elektrikçi, bir usta, bir şair görüyorlardı. Kimse o elektrik devrelerinin arasından geçen o asıl akımın, yürekteki o sızının farkında değildi. Dikene bakıp sitem eden çoktu ama o dikenin beklediği gülü kimse anlamıyordu. ​Selma’nın hayali, odanın içinde bir ahu ceylan gibi süzüldü. Samet, onun gözlerini düşündü. Hani o mısrasındaki gibi; kömür karası, insanın içine bir kor gibi düşen gözleri... Bu sevda onda bir dertti ama öyle sıradan bir dert değil. Vücudun bir parçası olmuş, söküp atsan canı götürecek, bıraksan her gün biraz daha büyüyecek bir "tümör" gibi yerleşmişti göğüs kafesine. ​"Sultani," dedi kendi mahlasına seslenerek. "Herkes sevdiğine kavuşur, herkesin sevdiği hoşuna gider de; senin payına neden hep bu sessiz yanış düşer?" ​Masanın üzerindeki takvime baktı: 12 Mart 2026. ​Bu tarihi bir mühür gibi vurdu şiirin altına. Çünkü biliyordu ki; hakikat bir gün zuhur edecek, o gün ne diller konuşacak ne gözler görecek, sadece o yaralı kalp ve Allah konuşacaktı. O güne kadar bu dert, onun en kıymetli hazinesi olarak kalacaktı. ​Ceketini omzuna attı, sokağa çıktı. İzmir’in kalabalığına karışırken, dudaklarında hala o son mısranın tınısı vardı: "Böyle bir güzelin, var bende derdi..."

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!