Ben boşluğun içine düşüyorum sanmıştım ama boşluk benim içime düşüyordu. Ürküyordum. Hatta korkuyorum bile denebilir. Hemde hiç korkmadığım kadar korkuyordum denebilir. Ve dediler.
Yanlışım beni yaka paça bir doğrunun eşiğine sürüklüyordu. İçimdeki boşluk yanlışlarımla doğru bir şekilde ahenk ile doluyordu.
İçinden çıkılmaz bir durumdu ve ben içimden çıkamıyordum.
Gözlerimin bağlandığını anımsar gibiyim. Ufak bir çocukken karanlıktan korktuğumu hatırlar gibiyim. Çocukluğumdan korkar gibiyim. Göz bebeklerimin rengine denk bir karanlık sarılıyordu gözümün beyaz kalan kısımlarına da. Ben gözlerimdeki bebekliğimde karanlık bir kundakta ölür gibiyim.
Sırtımda, taşınmaz yükü göklerin;
Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem!
İsterseniz hayat aşını verin;
Sayılı nimetler bal olsa yemem!
Ey akıl, nasıl delinmez küfen?
Devamını Oku
Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem!
İsterseniz hayat aşını verin;
Sayılı nimetler bal olsa yemem!
Ey akıl, nasıl delinmez küfen?




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta