Erik çiçek açmış da bahçenin kıyısında
Sen ona hiç bakmadan geçmişsen oracıktan
Leylek dansa durmuş da bacanın tepesinde
O baharlım laklakını durup dinlememişsen
Şakır şakır bir tren bir gece köprüsünden
Islıkla dalmamışsan gurbet türkülerine
Akasya mor akasya ak akasya sarı sarı sarkmış da bahar mavilerinden
I
Hüznüm; süngülü yalnızlıklara itilmiş bir Dersim gecesi,
açlığım; bir deri bir kemik,
sabrım; altı aylık unutulmuşluğuyla bir Bahçesaray'lı
ve korkum; yollarına sinmiş bir çakal
ya gidenler evin yolunu bir daha bulamazsa Anerka!
Devamını Oku
Hüznüm; süngülü yalnızlıklara itilmiş bir Dersim gecesi,
açlığım; bir deri bir kemik,
sabrım; altı aylık unutulmuşluğuyla bir Bahçesaray'lı
ve korkum; yollarına sinmiş bir çakal
ya gidenler evin yolunu bir daha bulamazsa Anerka!




bir oğlum olacak adı temmuz
uykusuz
korkusuz
beter mi beter
ben beynimi satarak yaşıyorum
o benden proleter
bir oğlum olacak adı temmuz
karataşın göbeğinde aşk
karataşın göbeğinde barış
karataş çatladı çatlayacak
bende bitmeyen kavga
onda yeniden başlayacak
bir oğlum olacak adı temmuz
öfkede benden fırtına
sevgide deniz
ne samanyollarının ulu kervanları susuzluğumun
ne kutupşafaklarında tanrılaşması ilkelliğimin
temmuz gibi sıcak ve bereketli
temmuz gibi uçsuzbucaksız
bir oğlum olacak adı temmuz
dilinde en güzel sesi türkçemin
kulağı en yiğit şarkılarla delik
korkak bir merakla değil yıldızlı karanlığı
vivaldi'yi dinler gibi okuyup anlayacak
ve belki de sütdişleri sürerken balaban bir bursa şaftalisine
ay'dan kendi sesini dinleyecek
vahşi bir çiçek gibi açılmış gözleriyle
ben ki yalınayak bastım kızgın dişlerine açlığın
iri bir çizme gibi balkanlar'a basarken faşizm
dağlarda silah atmayı sevdim
ben ki silah taşıdım gizli gizli
dünyanın bütün devrimlerine
boşuna dönmüyor bu rotatifler
boşuna bağırmıyor bu kara
boşuna dinlemiyor bu korku kapımızı
anamın aksütü gibi biliyorum ki
doyumsuz günlere doğacak temmuz
doyumsuz günler görecek
hani şu hep andıkça sızlatan yüreğimizi
hani şu hep dalıp dalıp gittiğimiz andıkça
beklediğimiz beklediğimiz beklediğimiz
ve tam görecekken göçüp gittiğimiz günler gibi günler
ama mutlaka
karataşın göbeğinde aşk
karataşın göbeğinde barış
karataş çatladı çatlayacak
ben direndim yorulmadım
o yorulup yıkılmayacak
Kurallı şairler soyluların sofrasında
kralların sultasında
bir soytarıydı.
Şimdi kuralsız soysuz şairler,
kral.
İçinden hece saymaz küfür saymaz
direk yazar.
Kelimeleri değil olguları uyarlar ve redifler.
Biçime bakmaz saçı başı sakalı bir birine karışmış
içine bakar içeriğe yazar.
Yolda değil hayat içinde insanlığı kapsar.
Su gibi yayılır hava gibi sarar.
Hesapsız kitapsız borçlu şiir.
Kuralsız, uyaksız, redifsiz ve üslupsuz yazılmış
deyimler silsilesi. Kuralsız akışan trafiğe benzemiş...
yaşama sevincini yitirmişsindemektir.
dul
ki özleyiş yaz öncesinde,
baharın orta ertesi gemini deminde,
farklı şehirlerin/ayrı kıtaların/zıt kutupların,
ayrı gayrı evlerinde de olsalar,
muhipler,
aslında birliktedir her daim…
tuhaf olan şudur ki;
bu düş ikizleri,
göz kapaklarının üstüne,
perdeler çeker uyumadan önce,
tam üç kat ve
her gece, hiç bıkmadan
ve perdeler çekilir çekilmez
en nihayetinde,
hep aynı düşü görürler…
düş düşü doğurur,
artık sığmaz olur uykulara
ve ayrı gayrı şehirlerde azizim,
göz kapaklarımız açılır kapanır;
mevsim yaza döner…
elleri boğum boğum bir çocuk uçurtma uçurur
ve mavi uçurtma, pamuk bir buluta aşık olur,
yüzü kırış kırış bir adam erik toplar,
bir nine eriği tuza banar,
kalbi; yamamaktan yorulmuş bir iffetli dul,
kabristan ziyaretinden çıkar…
düş buya,
bir ormanın içindeki mezarını bul dediğin,
anacığım şiir yazar,
ki garipsenmesin;
böylesi özlemek ve böylesi sevmek…
Şimdi daha borçlular ustam
Hiç olmadıkları kadar borçlular...
ayır çalınırsa lüğatından ....
Zor zanaattir sevmek
Aklın uçkurunda değilse
Tek gecelik . Tek nefes
Çekmşiyorsan hayatı Burun deliğinden
Parayı ve statüyü öldürürsen birgün
Uzak ihtimal sende hatırlarsan
İnsan olabildiğini
Ve çok basit
Bir merhaba ya veyahut günaydın diyen bir çift gamzeye
Cevabı gönülden verirsen
Merhaba derken .... İHTİMAL ....
Minik minik öldürüyorlar bizi
Ufak ufak kopartıyorlar küçük kesiklerle
bedenimizden üstelik üfleyerek mutlusun diye
Etimizi
Kanımızın rengi yok
O kadar acı ki
Gözyaşımızın tuzu artık yanaklarımızı işgal eden bir uyarı değil ki
Susuyoruz büyük kocaman bir suskunluk ve kendimize susuyoruz sustuk ....
Ölüyoruz en ağırından
kısık ateşte pişirirken Ruhumuzu ... Birileri
Hikaye uzar anlatacak gerçekten çok şey vardır
Ve süslemek icap eder AMA
Sağına ve soluna bakınca
Kimdir saırldığın ve hiçbir beklenti olmadan
sarıldığın insan Kaldı Mı ki Ve O Nerede ...
Bir Baba’ya
His Kaybı 18.04.2025 ..... 18.04.1995
reklamların arasına insani duyguların yerleştirildiği
Ve Çaresiz olduğumuzu sürekli klavyeye gözlerimize aklımıza sokuşturulan bir yerdeyiz .... Yapay yaşamaya önceden alıştırıldık uzaklaşarak birbirimize .. ŞİMDİ ZEKAMIZIN yetersizliğinden söz ediliyor...
Bizden alınan ŞEY
RED ETME HAYIR Dediklerimiz ...
His Kaybı Mk
Komik .. Hayat Anlamak ile algılamak arasındaki o bahsettikleri nüansta kendini öldürüyorsa eyvallah aksi ... Sanırım artık bu dünya günümüz İmdi yaşadığımız ki ... Yaşadık mı yaşayacakmıyız ya da yaşandı ve bi haber mi ... Kaleminiz daim olsun ...
Bir mezar taşındaki yazı :
“İyilik,iyidir.”
Rahmet ve saygıyla,Üstad
Komik .. Hayat Anlamak ile algılamak arasındaki o bahsettikleri nüansta kendini öldürüyorsa eyvallah aksi ... Sanırım artık bu dünya günümüz İmdi yaşadığımız ki ... Yşadık mı yaşayacakmıyız ya da yaşandı ve bi haber mi ... Kaleminiz daim olsun ...
Bu şiir ile ilgili 22 tane yorum bulunmakta