sakalına ak düşmüş toprağın çoban yeli
eşkıya bir türküdür dilinde nasır
kavalın sesi yok sırtımda dağ ölü
güneşe nasıl inanır
zindanda büyürken gece
aşka sağır gönlümle emzirdiğim sürü
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




Ve ölüm ara sıcaktır, tanrıyı bilenlere...
güzeldi
'ört beni Muhammed..'
ve...
kazma kürek sesleri..tahtama düşen toprak sesi..soğuk sesi ve dahi karanlık sesi!
'hani yüzme biliyordun'(bu da bir enayinin* sesi..!)
eeyyy rabıta-ı mevt!
bknz 'enayi' için;kendi güvertesinde boğulan deniz...
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta