Yaşamayan nerden bilsin
Şair değil esin gelsin
Biz yazalım, el söylensin
Yeni nesil de öğrensin
Cumhuriyet başlarında
Yurdun hali pek virandı
Ocaklara ateş düşmüş
Aileler perişandı
Beş-on değil, on bin değil
Kırk bin köyde duman vardı!
Yaşanan şey bolluk değil
Yokluk-kıtlık..acılardı,
Her ocakta birkaç yetim
Öksüz kalmış çocuk vardı
Ağaçların gölgesinde
Malûl insanlar yatardı
Savaşlardan çıkmışlardı
Var olan şey kıtlıklardı
Devlet fakir, köy çoraktı
Yollar bozuk, toz-topraktı
Hastalık çok, doktor azdı
Okur-yazar bulunmazdı
Evlâdına mektup yazan
Ana-baba hiç olmazdı
Her ilçede birer tane
Daktilolu adam vardı
İnsanların mektubunu
Bunlar yazıp okurlardı
Bütün yurtta tüm köylüler
Yoklukları yaşarlardı
Ama düşman def edilmiş
Tüm kalplerde umut vardı
Bundan sonra herkes için
Gereken şey çalışmaktı
Toprak susuz ve çoraktı
Ayaklarda çarık vardı
Karasaban, taş değirmen
Öküzlerle tarla süren
Orak ile ekin biçen
Döven ile harman döven
“Deh!Deh! “diye davar güden
Çatlak eller, yanık bir ten
Öküzlerle saman çeken
Samanlığa saman döken
Zorluklara göğüs geren
Yanık tenli canlar vardı.
Geceleri karanlıktı
Çokluk değil, darlık vardı
Ama komşu açsa eğer
Tok uyumak köyde ar’dı
İmeceyle yaşarlardı
Paylaşmaktan korkmazlardı
Duvarlara ocak yapar
Meşe ve çam yakarlardı
Elektrik , yol, su yoktu
Cırcır böcekleri çoktu
Televizyon, cep telefon
Hayallerde bile yoktu
Yaşamayan nerden bilsin
Bizim köyler bir masaldı
İbrik ile abdest alıp
Testi ile suyun içen
Parmağıyla terin silen
Buğday tenli canlar vardı
Kadınları çalışkandı
Başörtüsü takarlardı
Sağı-solu süpürürler
Ana-baba bakarlardı
Geceleri, odalarda
Yağ kandili yakarlardı
İp eğiren yaşlılar'sa
Beyaz tülbent takarlardı
Karasaban, öküz, döven
Orak-çekiç, yaba, diren
Parmağıyla alnın silen
Nasır tutmuş eller vardı
Hava temiz, su temizdi
Düşünceler tertemizdi
Suni gübre bilinmezdi
Hiç kimseler dilenmezdi
Atçe Nine ebe idi
Diplomasız hemşireydi
Birkaç dua üfürerek
Gönülleri örerlerdi!
0ttan ilâç yaparlardı
Hastalara verirlerdi
Bir muskayla bir kaç dua..
Erken yaşta ölürlerdi
Bu kusuru örtmek için
Okullara gerek vardı
Bunun için ulu önder
Millet için devrim yaptı
Cumhuriyet rejimiyle
Nice büyük zorluk aştı
0kur-yazar artsın diye
“Millet mektepleri” açtı
Eğitmenler yetiştirip
Aydınlanmayı başlattı
Daha sonra enstitüler
Ve köylerde okul açtı
Genç öğretmen yetiştiren
Enstitüler hep çoğaldı
Cumhuriyet gemisine
Fener gibi ışık saçtı
Yetişen genç öğretmenler
Köylülerin önün açtı
Hizmetine bahşedilen
Bir binayı kovan yaptı !
Badanasız duvarları
Elleriyle kireç yaptı
Kadın-erkek ayırmadan
Okur-yazar kursu açtı
Köylülere yol gösterip
Beyinlerde ampül yaktı
İmeceyle okul, köprü
Duvar, bahçe ,çeşme yaptı
Bir de bunu çekemeyen
Kafasızlarla uğraştı
Bundan sonra yavaş yavaş
Köylerimiz mâmurlaştı
Arı gibi oğul verip
Köylerdeki nüfus arttı
Ama toprak çok kuruydu
Doğal gübre az olurdu
Topraktaki tohumların
Canlanması zor olurdu
Tarlaları suyla değil,
Terleriyle sularlardı
Ellerini açaraktan
Bulutlara bakarlardı
Bu nedenle tüm köylüler
Sık sık dua yaparlardı
Damlar sazdı, evler kerpiç
Bahçelerde çalıdan çit
Eşinirken tavuk-piliç
Çomar derdi: “Buradan git! ”
Lâk-lâk ederdi leylekler
Vak vak! derdi tüm ördekler
Meler dururdu keçiler
Avlularda cıvıl cıvıl
Pembe yanaklı bebekler
Kedilerle-köpeklerle
Gezinirlerdi beraber
Ah bilseniz, bir görseniz
Ne güzeldi bizim köyler
Tavuk çöplükte eşinir
Ördek paytakça gezinir
Burma bıyıklı keçi bile
Bilmecelere dökülür
“Dağdan gelir,taştan gelir”
Bil bakalım gelen kimdir?”
Minik kuzu meler durur
Anasını emer durur
Bazan toklu kızar durur
Toslaşacak bir koç bulur
Yorulunca kavga durur
Gün gelir su durulur
Kavurması güzel olur
Ne güzeldi bizim köyler
Çoluk-çocuk genç ihtiyar
Çalışırdı birer birer
Bir kaç kuşak bir arada
Yaşarlardı hep beraber
Kimi evi süpürürdü
Kimi suyu getirirdi
Kimi iplik eğirirdi
Taş değirmen döndürülür
Buğday una çevrilirdi
Kimi hamur yoğururdu
Kimi dokuz doğururdu
Kimi susam kavururdu
Gece erken uyunurdu
Ne güzeldi bizim köyler!
0rak-tırpan,; ekin biçer
Başakları döven döver
Çoluk-çocuk hep ter döke
Çuval çuval ekinleri
Ambarlara öküz çeker
Baba, yolda “deh-aa! ”
…………………………..çeker
Ambarına ekin döker
Sonra ekin una döner
Fırınlarda ekmek pişer
Ekmeklerden duman tüter
Domatesle güzel gider
Ne güzeldi bizim köyler!
Şapka takardı adamlar
Şalvar giyerdi kadınlar
Bakraçlarla su taşırlar
Derelerde yıkanırlar
Yolda gezer sürü kazlar
“Gıd-gıd-gıdak” der tavuklar
Büyüyünce ak kavaklar
Örtülürdü sazlı damlar
Bir âlemdi o zamanlar
Gökte gezer büyük bir ay
Şapkın bakan o yıldızlar
Hep havlardı bizim Çomar
Bir masaldı bizim köyler
Yere saçılır samanlar
“Muuu! Muu!“ çeker
......................... tüm sığırlar
Koyun sesi, horoz sesi
Ne güzeldi o şarkılar
Bazan, kızan haykırırdı
Avaz avaz bağırırdı:
-Abe bubaa, bi baksana!
Dana girmiş be bostana!
Bubalar da seslenirdi:
-Ula hayta çıkarsana!
-Dürttüm dürttüm
Çıkmaz bubaa!
Köyden kente gelen azdı
Çünkü taşıt bulunmazdı
Yetmiş sene yaşayıp ta
Kenti görmeyenler vardı
Susaklarla su dökerler
Testilerden su içerler
Arpa-buğday biçerler
Yerli tohumlar ekerler
Yamalı fistan giyerler
Çorap-kazak örerler
Yırtık-sökük dikerler
Yine de mutlu gezerler
Ne güzeldi bizim köyler
Kalabalıktı oranda
Sabah-akşam hep tarhana
Bulamaç ta var arada
Sekiz nüfus bir arada
Köyde doymak ne güzeldi!
Tahta kaşık bulunurdu
Sofralara konulurdu
Yoğurt konmuş kaçamağa
Tüm oranda yumulurdu
Aynı tastan tüm ev halkı
Ne de güzel doyulurdu
Ekmeğe yağ sürülürdü
Tuzla biber ekilirdi
Varsa susam serpilirdi
Çocuklara verilirdi
Oynuyorken böyle doymak
Ne güzeldi, ah ne güzel!
Köylü, ortak işlerine
İş bileni getirirdi
Cami, köprü ya da yolu
İmeceyle bitirirdi
Mecilerde çoluk-çocuk
Aynı eve üşüşürdü
Kuru mısır koçanları
Birbirine sürtülürdü
Ev sahibi konuklara
Üzümlü zerde verirdi.
Sarı mısır taneleri
Değirmende öğütülür
Tencerede mısır unu
Kaçamağa dönüşürdü
Sedir altı dolar bostan
Kiriştedir mısır koçan
Şıra vardır evde bazen
Pekmez dolar kara kazan
Kaçamakla yenir bazan
Sarmısakla kuru soğan
Can çektikçe yesin kızan
Suyu taşır koca oğlan
Ne güzeldi bizim köyler!
Kilerdeki tahta fıçı
İçi renk renk üzüm dolu
Bulgur pilav arkasından
İçilirdi üzüm suyu
Çuval çuval kuru badem
Baklavaya “gircek” madem
Ye içini, yak kabuğu
Ne güzeldi bizim köyler!
Yaşlılara saygı çoktu
Tüm köylünün karnı toktu
Ev ekmeği, bulgur pilav
Sıcak sacdan gözleme al
Bir tas ayran, biraz da bal
Böyle doymak ne güzeldi
Çok odalı kerpiç evler
Bahçelerde sarma güller
Çardaktaki o üzümler
Ne güzeldi ah güzel l
Sardunyası, fesleğeni
Mor zambağı, ak zambağı
Hanımeli'den duvağı
Gül kokulu bahçeleri
Ne güzeldi köy evleri!
Lâmbaya koyunca gazı
Parlardı fitilin yalazı
Zemheri kışı olsa
Azalırdı ev ayazı!
Yere peşkir konulurdu
Sonra bağdaş kurulurdu
Bismillâh’la başlanılır
Elhamdülillâh’la doyulurdu
Ne güzeldi bizim köyler!
Yoğurt-ayran, kuru soğan
Konu-komşu gelir bazen
Ekmeklerden tüter duman
Tüm oranda, kız ve kızan
Şükür çeker karnı doyan
Ne güzeldi bizim köyler!
Ocak başı sohbetleri
Ninelerin muhabbeti
Masalların o lezzeti
Ne güzeldi bizim köyler!
Her bahçede birkaç ağaç
Erik, badem ve karaağaç
İğde’ye de bir çukur aç
Ahlat-armut gördün mü kaç!
Köy evleri ne güzeldi!
Beyaz dutlar çatal çatal
Kara dutla peşkir batar
Ahırlarda hayvan yatar
Horoz öter, tavuk gurklar
Karasaban toprak açar
Sineklenen manda kaçar
Boyunduruk takmış öküz
Döven çeker nâçar nâçar
Tahta yaba saman atar
Gölgedeki testi bakar
Tüm oranda beşer-onar
Bu işlere katkı sunar
Kavun-karpuz, bamya-biber
Damaklarda tadı tüter
Bir ekersin beş-on biter
Ne güzeldi bizim köyler!
Sığır yürür "muu!"layarak
Koyun gelir "mee!"leyerek
Kaval öter inleyerek
Ne güzeldi bizim köyler!
Camideki ezan sesi
Cırcırların o nefesi
Çobanların “0-haa! ” sesi
Ne güzeldi, ah güzel!
Çeşmedeki köy kızları
Gökyüzünün yıldızları
Paytak gezen o kazları
Ne güzeldi, ah ne güzel!
Çapa yapardı kadınlar
Şalvar giyerdi genç kızlar
Sudan çıkmayan mandalar
Saman yüklü arabalar
Ne güzeldi ,ah ne güzel!
Her evde bir kümes vardı
Tavuklar hep gıdaklardı
Ayran, yoğurt, sebze …doğal
Bizim köyde her şey vardı
Derelerde tahta köprü
Horoz öter: “ü-ürü-üüü!
“Kalkın artık seher vakti”
Ne güzeldi, ah ne güzel!
Harman yeri buğday-saman
Zor olsa da, geçer zaman
Ev ekmeği, kuru soğan
Bir ibrik te soğuk ayran
Böyle doymak ne güzeldi!
Traş eden usturaydı
Pantolonlar bol yamaydı
Saman atan hep yabaydı
Saman çeken arabaydı
Ne güzeldi bizim köyler
Ergen olan köy kızları
Kara bürgü bürünürdü
Ne hikmetse öcü-möcü
Geceleri görünürdü
Yün ipinden çetik-çorap
Herkese bir kaşkol, kazak
Cacaladan, motif motif
Ne kilimler örülürdü
Bir yufkanın üzerine
Tereyağı sürülürdü
Gözleme ve lor birlikte
Dürüm dürüm dürülürdü
Temiz çarşaf, temiz yorgan
Yüklüklere dizilirdi
Bir misafir geldi miydi
Misafire verilirdi
Hıdrellezde bütün köylü
Aynı yerde görülürdü
Kazanlarda bulgur kaynar
Yayık-ayran dövülürdü
Gelenlere tabak tabak
Etli keşkek verilirdi
Salıncakta bebek ağlar
Ninni söyler genç analar
Bulgur pişen o kazanlar
Ne güzeldi, ne güzeldi!
Leyleksiz köy olmaz idi
Yaban gülü solmaz idi
Sevda yüklü çeşmelerde
Boş testiler dolmaz idi !
Dantel ören, ev süpüren
Çeşmelerden su getiren
Ne iş varsa hep bitiren
Kardeşine " ninni" diyen
Yemek yapan, kazak ören
Hayvanlardan süt üreten
Davarlara yemi veren
Köy kızları ne güzeldi
Kına yapar genç kızları
Dare çalar bazıları
Halay çeker oğlanları
Davul çalar kızanları
Cümbüş çalan ozanları
Bayram olan meydanları
Ne güzeldi, ah ne güzel!
"Davulllar çifte vurala
Avluda halay kurula
Düşler hayra yorula
Şen ola düğün şen ola…".
Diye diye oynarlardı
Düğün xdernek yaparklardı
Yeni yuva kurarlardı
Ne güzeldi bizim köyler
Bir kahvede hep yaşlılar
Diğerindeyse bekârlar
Bayramlarda hep beraber
Bayramlaşmak ne güzeldi!
İnsan madalyona benzer
Bir yüz iyi, bir yüz beter
Beter olan suretiyle
Ne ederse kendin eder
*
Bir gün çıktı traktörler
Arkasından biçerdöver
Makineler “trik-trak”
Hem biçerler hem döverler
İşler artık çabuk biter
Boşta kaldı bir çok gençler
Bu nedenle birer birer
Kent yoluna döküldüler
Tarlaları , öküzleri
Koyunları, meraları
Yeşil yeşil çayırları
Bol çiçekli bayırları
Bırakarak tüm bunları
Ayrıldılar birer birer
Boynu bükük kaldı döven
Bitti öküzlere söven
Arabanın tekerleği
Harman döven taşlı döven
Boyunduruk ve de diren
Ahırlara kondu hemen
Tarlalarda biçerdöver
Traktörler toprak sürer
Köyden kente minibüsler
0tobüsler, gelir gider
Artık , işler çabuk biter
Çoban ALİ davar güder
Buzdolabı, elektrik…
Köylülerin yüzü güler
Koyun-keçi katar katar
Güdülmeye çoban arar
Çobanların gözü kentte
Davarların içi yanar!
Öküzlerin işi bitti
Orak ve nal çöpe gitti
Yaba-döven hep çürüdü
Üretim şekli değişti
Traktörler-biçerdöver
Değerleri alt-üst etti
İmeceyi, mecileri
Yaşantıdan siliverdi
Paylaşmanın lezzetini
Yeni kuşak bilemedi
Makineler ve de para
Yeni değerler üretti
Baraj yaptılar mimarlar
Suya kavuştu topraklar
Tarih oldu patikalar
Asfalt oldu ana yolar
Kente göçtü boş kalanlar
Kuru toprak neşelendi
Damarlarına kan geldi
Köyler böyle modernleşti
Şaşakaldı hep köylüler
Bilgisayar ve de TV
Giriverdi her bir eve
Cep telefon taşımayan
Bir tek insan yoktur köyde
Zaman oldu artık asri
Eski yaşam bitti gayri
Çoğu yerde Karasaban,
0rak-tırpan -kara kazan
Müzelere kalktı gayri
İşi yaptı makineler;
Traktörler, biçer döver
İşsiz doldu bütün köyler
Peki napsın şimdi gençler?
Çoluk-çocuk bunu gördü
Şaşkınlıktan gözler döndü
İşsiz kalan kimi gençler
“Ben şehire gitçem!” dedi
Bu gençlerden Çoban ALİ
Ataraktan kavalını
Çarığını, kebesini
Babasına şöyle dedi:
Asri olmak güzel şey de
Beş-on dönüm toprak ile
Biçer döver ve traktör
Nasıl alsın Çoban ALİ ?
-Traktörü almak için
Tarlamıza koymak için
Su ve gübre atmak için
Para lâzım Buba!,dedi
-Makineye evet derim
Yol-su-ceryan...gelse derim
Hele okul, köprü, baraj
Hani nerde, nerde? derim
İşi bilen doğru der de
Benim gönlüm düşer derde
Madolyonun bu bir yüzü
İkinci yüz hani nerde?
Makineler büyük nimet
Olur mu hiç istememek ?
Ama benim gibi olan
Nasıl alsın traktörü ?
Traktörü almak için
Yani ASRÎ olmak için
Tarlamıza daha fazla
Su ve gübre atmak için
Para nerde buba?” dedi
Mazot-gübre çok pahalı
Köylü şaşkın ve yaralı
İki yaşlı öküz ile
Süremedi toprağını
Hipotek etti tarlayı
Bankalara gitti varı
Tohum dersen ona kezâ
Ekemedi toprağını
Napsın baba? Sustu hemen
Dedi : “Evlât , sen bilirsen!”
Zaten nüfus kalabalık
İstiyorsan Hasan gibi
Şehre gidip şansına bir bak!
Ali sattı tarlasını
Alıverdi parasını
Yıllar geçti arkasından
Deyiverdi masalını
“Tarla satıp gittik kente
Evi verdik emanete
Orandayı sağda-solda
Köle ettik elâleme
Kent yaşamı rahat dedik
Tarlaları heba ettik
Köy kıymeti bilemedik
Yazık ettik kendimize
Köyde toprak var demedik
İş zor diye küçümsedik
Evi-barkı terk eyledik
0randayı kuru soğan
Sarmısağa muhtaç ettik
Başkasının kapısına
Kendimizi köle ettik
Boşaldı tüm köylerimiz
Yıkıldı hep evlerimiz
Öksüz kaldı bağ-bahçemiz
Yazık ettik kendimize
Özenenler oldu bize
Yola çıkıp göçtü kente
Tarla gitti bir kaç sente
Hasret kaldık domatese
Eğitim oldu taşıma
Okul nerde? Hiç arama
Köyler kaldı bir imama
Bir de muhtar, birkaç aza
Yazık ettik kendimize
Benim gibi giden oldu
Köy boşaldı kentler doldu
Kente gelen pişman oldu
Baka baka el sözüne
Yazıl ettik köyümüze
Çarık gitti, çayır bitti
Ne var ne yok borca gitti
Yol masrafı , kira derdi
Kazançlar hep boşa gitti
Kente göçen köylü pişman
Kent yaşamı pek çok yaman
Kimse sorma halin falan
Yazık ettik kendimize
Zaman geldi tuhaf hâle
Köyler oldu hep mahalle
Düştük akla gelmez hale
Ne meci var, ne imece
Masal oldu bizim köyler!
Pırıl pırıl yaşantıyı
Dantel ören kadınları
Dare çalan genç kızları
Bayırları, çayırları
Mis kokulu bostanları
Domatayı, kabakları
Bol üzümlü o bağları
Eşsiz yerli tohumları
Heba ettik elimizle
Çeşmelerin yalakları
İşt!..işt! diyen o kuşları
Sığırları , davarları
Davarların o çanları
Ne güzeldi, ne güzeldi !
Böyle idi köyde günler
Pişman oldu göç edenler
Dediler ki hep beraber:
Boşa geçti ahh ömürler!
Ne ettiysek elimizle
Yazık ettik kendimize
Hadi dönek köyümüze
Ne güzeldi bizim köyler!
Kayıt Tarihi : 14.6.2020 11:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Yaşananları sonsuza dek yaşatmak, ve köyde yaşamayı özendirmek için güncellenmiştir...Geçmiş yıllarda "ESKİ KÖYLER" adı ile yayımlamıştım..




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!