Hazır aş, konserve, almış yürümüş.
Ocaklar tütmüyor; Bize ne oldu?
Has bahçeyi çandır güller bürümüş.
Bülbüller ötmüyor; Bize ne oldu?
Ruhlar bir şeye aç; beden tok gibi.
Dostun sözü bile acı ok gibi.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




İşte hakiki gerçekleri dile getiren muhteşem bir şiir.Bize bir haller oldu da ne diyelim üstat.Kutlarım.Saygılarla.
Yine yüreğe dokunan içten sözler şkutlarım.
Üstadım şiirinize bir çalışma cevap vermek istedim.
Dinler senden aşkı,okur dizelerinde,
Gözü başka oynaşta,dili başka sohbette,
Sen anlat dur beyhude ilan eyle aşkını,
Yar başkasına şovda,olmuş gönül şaşkını.
Ah benim İsmail’im Mecnun Leyla ne arar,
Oğlanlarda bin Leyla, Leylalar dağlar aşar,
Dile pelesenk olmuş, aşkım ruhum hayatım
Onlar dünlerde kalmış, Oğlanlar acaip kızlar kaşar..
Emeğinize yüreğinize sağlık..
Hatipler çoğaldı söz belli değil.
Tavırlar yalancı, öz belli değil.
Oğlan belli değil, kız belli değil.
Lafız kâr etmiyor. Bize ne oldu?
'men teşebbehe bi kavmin fe hüve minhüm' (kim kendi istek ve arzusu ile bir kavme benzerse o da onlardandır)/H.Ş./ Yine 'men teşebbehe bi ğayrina fe leyse minna' (kim bizden başksına benzerse o bizden değildir' (H.Ş.)
teşebbüh çok önemli. bir kimse beş vaktini kılar orucunu tutar giyim kuşamında gayr-i müslimlere benzemeye çalışırsa Allah muhafaza buyursun o da onlardan olur. kutluyorum üstadım......selam ile.......
gerçekleri harika bir şiirle dile getirmişsiniz nisari bey, tebrikler
Türk'ün öz kültürünü terk edip ecnebi çakma kültürlerle çocuklarımızı, gençlerimizi yetiştirdiğimiz için kendimiz bile kendimizi tanıyamaz hale geldik. Bu günler hala iyi günlerimiz. Küresel sömürü içimizdeki satılıklarla toplumu bölmeye, parçalamaya, ötekileştirmeye, teknolojinin, tüketimin, üretmemenin, borcun tuzaklarına düşürmeye devam edildiği, ekonomimiz kumar ekonomisinden milli ekonomi kurallarına dönmediği müddetçe bu yozlaşmanın faturasını çok ağır ödeyeceğiz. Çünkü tarihin diyalektiği öyle diyor.
Bu şiir ile ilgili 16 tane yorum bulunmakta