Biz şairler…
Gecenin çocuğuyuz çoğu zaman.
Bir harfin ucunda sabaha direnir,
Bir kelimenin ardında saklı kalırız.
Söz bize verilmez;
Biz sözü çağırırız,
İçimizin en sessiz yerinden.
Ey kelimeye secde etmiş şair kardeşim,
Seninle aynı menzilin yolcusuyuz biz:
İnsanlığın unuttuğu merhameti,
Tarihin unutturmak istediği hakikati,
Bir mısra gibi yerleştiriyoruz zamanın sinesine.
Seninle tanışıklığımız bir masa başı değil—
İkimizin de kalbini delen aynı sızı,
Gözümüze dolan aynı karanlık,
Ve içimizden geçen aynı kıyamet…
Bizi kardeş kıldı.
Necip Fazıl’ın “Tohum”undaki isyan,
Sezai Karakoç’un “Diriliş”indeki sükût,
İsmet Özel’in “öfkesindeki tefekkür” gibi—
Senin dizelerinde de kıyamete uyanan bir çocuk var,
Ve ben onu görüyorum.
Bu antoloji, bir yürek çağrısıdır:
Şairden şaire değil yalnızca,
Susmuş gönüllerden yitik kelimelere,
Mazlumdan mazluma,
Ve Allah’a adanmış mısralardan
Milletin uyanışına kadar…
Ey kelâm ehli,
Ey gönül eri,
Kalemin gitsin hakikatin izinden.
Bir mısra bir milletin sabrına su olur bazen,
Bir dize, bir nesli diriltir.
Yaz, çünkü sustuğun zaman
Sadece sen değil,
Ümmetin vicdanı susar.
Şairden şaire selamlar...
Dizelerinle çağları aşan bir dirilişe vesile olasın.
Kalemin sır, kelimen bayrak olsun.
Ve şiirin, zamanın alnına yazılan bir dua kalsın…
Kayıt Tarihi : 15.6.2025 09:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!