Biz Demek Yalnızlığa Sürülen Merhem

Fatma Avcı 2
226

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Biz Demek Yalnızlığa Sürülen Merhem

Yıldızlarla bezeli gök kubbenin altında artık kim olduğumu bilmiyorum. Pervanenin aleve çekilmesi gibi yok olup tükenene kadar sana yaklaşıyorum. Ateşten fırlayan kıvılcımlar, biraz aydınlık biraz da acı veriyor dokundukça ruhuma. Ben her kıvılcım sıçramasında biraz daha kavruluyorum.

Önemli bir randevuyu kaçırmak istemez gibi telaşlı yüreğim bir koşuşturmanın içinde. Hayatın götürmek istediği yere sorgusuz sualsiz kollarına bıraktım, ya seninle yada sensizlikte yol üzerinde bilmediğim diyarlara yol almaktayım.

Sessizliğin ortak dil olarak seçmiştik, konuşmuyorduk. Gözlerimiz alevin titrekliğinde birbirine dokunduğunda yürek dili açılıyordu. Bir kudümün ritminde söyleşip, bir neyin nağmelerinde ağlaşıyorduk. Dokunmak gözlerinle teninin sıcaklığını hissetmek ve yitik hayallerimize sarılıp ağlamaktı. Gözlerinin delip geçtiği anlarda seninle yok olmaktı, senle dolu zamanlar.

Terk edilmiş hayatlar içindeki görüntülerde herkes yanmaya o denli istekli değildi. Sessizliğe gömülmüş bedenim sessizce nefes alıp veriyordu. Dokunduğu her şeyi alevlendiren coşkulu rüzgar gibi dile getirilemeyen haberlerin habercisi gibiydi. İçimde bir şeyler parçalanıp yırtılıyordu. Yüreğimdeki güller kalpleriyle kanarken, senin gönlündeki güllerin bundan haberi bile yoktu. Kanayan bir yüreği ancak kanayan yürek bulurdu.

Aşk; sevgi ve sabır ilmekleriyle dokunmalıydı. Her ilmek yürek kanamalarının titrekliğinde çığlıkları taşımalıydı, özlemlerle kabuk bağlayan yarları kanatmadan. Kalbim susuz, yüreğim kıraç topraklar gibiydi, aşkının beni gafil avladığında. Bazen mutluluktan şarkılar söylüyor, bazen de çaresiz bir özlemle ağıtlar yakıyordum. Ruhuma dinlik veren sözcüklere sağırdım. Sen geldin, ruhumun kulaklarına tıkalı pamukları açtın aşkının güzelliğinin ritmini duymaya başladım. Hüzün namelerinin saklı olduğu.

Bir sestim önce yükselen, sonra alçalan ve daha sonrada ağıtlar yakıp ardından gülümseten bir nota oldum. Gülü göremiyordum ama kokusunu alabiliyordum. Kapalı havada güneşin var olduğunu bilmek gibi. Gri bulutlar ardındaki güneşin dünyayı aydınlatması gibi. Sen görünmesen de, senin varlığın bedenimi, ruhumu dolduruyordu. Biraz acı, biraz hüzün, biraz özlem olarak. Bu aydınlıklar kadar sıcaklığına da ihtiyacım olduğunu ne zaman öğrenecektin.

Hayatın kitabını hem okuyup hem de yazmak gibiydi senli zamanları yaşamak. Görülmeyen yıldırımlar eşliğinde titremeyle sarsılmak, mutluluğa karışmış susuzluk gibi. Bir rüzgardı yaşam, bazen fırtına, bazen de esinti şeklinde esen. Esintilerde huzur fırtınalarda hüznü ve acıyı yaşatıyordu. Yazılı olan kaderimi yerine getirmeye çalışıyorum, biraz senli çokça da sensiz nefes alışlarımda. Göğsümden firare hazırlanan yüreğime rağmen konuşmaya çalışıyorum ve aklım boşalıveriyor.

Ateşe adım atıyorum, ama sanki buz üzerine düşmüş gibiyim. Beklentilerimin seni sevmeme engel olmasına izin vermiyorum. Oysa mutluluk çok kırılgandı, bir kez ortaya çıkınca rüzgarın sildiği ayak izleri gibi yok oluyordu, yanına özlemi alan yalnızlığın sesine eşlik eden rüzgarın fısıltısı. Mutluluğu elinden tutup götürüyordu.

Yüreğim gökyüzüne bakarken ayaklarım yeryüzüne basmıyordu. Bakışlarının esaretinden kurtulup özgürlüğümü almak istiyordum. Oysa hayat tökezleyerek ilerliyordu, incecik bir ipin üzerinde yürümek gibiydi senli yaşamak ne zaman kopacağı belli olmayan.

Biz demek yalnızlığın yarasına sürülen merhem gibi sakinleştiriciydi. İki bedende tek ruh, tek nefes yol aldığımız hayat merdivenlerinin basamakları kırılana kadar.

Fatma Avcı
15.08.2012

Fatma Avcı 2
Kayıt Tarihi : 15.8.2012 23:01:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Adnan Çatalbaş
    Adnan Çatalbaş

    KALEMİNE
    YÜREĞİNE SAĞLIK
    BEĞENİYLE OKUDUM
    10 + ANT+SAYGILARIMLA ESEN KALIN

    Cevap Yaz
  • Yaşar Aydın
    Yaşar Aydın

    harika bir paylaşımdı...
    duyguların aktarımı çok ahenkliydi..
    tebriklerimle efendim...
    kaleminiz daim olsun
    selam ve saygılarımla

    Cevap Yaz
  • Mustafa Yılmaz
    Mustafa Yılmaz

    Çocuksuydu düşler, çocuksuydu sevinçler, ağlamalar, gülmeler, daraltılmış yaşamın elde kalmış kısmıydı senin varlığınla tutunduğumuz, belki de vazgeçilmiş hayatlara uzanıyordu tüm çocuksu istekler, sade ve hoyrattı yaşamın elde kalan kısmı senin gidişinden önceleri, sadece mutluluğu arıyorduk ve tüm limanlar sığınağımız, kaçaklığımızın saklandığı yerlerdi ve biz yine de gülüşürdük an zamanlarında, senin gidişinden önce…

    Nisan yağmurları düşerdi tozlu asfaltlara, kar kış olurdu ekim sonrası, omuzlarımızın donmalarından anlardık üşüdüğümüzü, senin saçların ıslanırdı gidişinden önceleri ve omuzlarına düşerdi ıslaklıklar ve biz yine gülüşürdük, yılgınlıklardan kaçışır, Temmuz, Ağustos sıcaklarına atardık kendimizi, yıllara dönüşürdü günler, aylar ve biz gülüşürdük, çoğu zaman, kar taneleri omuzlarımızda ışıldarken ve senin gidişinden önceydi mutlu bayramlar, dilimizin altına saklardık karamel şekerlerini, senin gidişinden önce…

    Biz bizi, bizde özlerdik, her an zamanı, hep gidişinden önce yaşanırdı ayrılık korkuları, yeminlerimiz el tutuşmaları ile olurdu ölesiye sevgiye dair ve varlığımız, varlığınla bütünleşecek derdik çoğu zaman gidişinden önceleri…

    Koltuk değnekleri ile bile yürümelere razıydık, yeter ki ellerimiz bitişik kalsın derken ama her geçen günle beraber kara gölgeler, karartılar yapıştı bedenlerimize, gün gün gülüşlerimiz azaldı, gün gün bakışlarımız puslandı, sis ve gecenin karışımı bir yaşamdı artık başlayan, artık başlayan yoksunluklar ve yok oluşlardı, ayrılığa dahil düşüncelerdi bakışlarımızı karartan, senin gitmenden önce…

    Ve gittin ve gittim ve de bittim, ardımızda karanlık geceler bırakarak kaybolduk tekliklerle, sığındığımız şehri karartarak altımızdan yolların kaydığı, ayak basmalarımızın kaypaklaştığı ve kararsız yürüyüşlerle, dengesiz düşüncelerle dar nefes almalar başladı benliğimizde, senin gidişinden hemen önceleri…

    Koyu bir karartıydı artık yaşam, dediğimizde adım atmalarımız…
    Bir ayrılık ayini dansı gibiydi son nefes alışlarımız…
    Mustafa Yılmaz
    ant+10

    Cevap Yaz
  • Bülent Baysal
    Bülent Baysal

    Mutluluklar hep kırılgandır, buna ermek için çok çaba gerektirir, emek ister......Ateşlerde yanarken buza basmalar gibidir.....Kutluyorum çok sürükleyici ve güzeldi....Selam ve sevgilerimle Fatma hanım.

    Cevap Yaz
  • Ünal Beşkese
    Ünal Beşkese

    Sevmeye bu denli açık, sevgiyle bu deli dolu, sevmeyi bu debli iyi bilen bir kadın yüreğinin, bu serzenişleri ancak edebi bir yazı olarak sıraladığını düşünüyorum Fatma Hanım, yani yaşanmışlıkla ilintili olması imkansız bence.
    Zira, hiç bir erkek, bu kadar nankör olamaz....
    Yazınız yine çok güzeldi,
    sizi ve bu güzel yazınızı gönülden kutluyorum,
    sevgimle, saygımla,
    Ünal Beşkese

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (7)

Fatma Avcı 2