Yaz kalemim, dilediğin gibi yaz...
Ben, şuan kendimce bir enkaz; ama kim demiş 'Enkaz, kalem tutamaz! ...'
Tutarım, hissederim ve kalemime yazdırırım, yazdırırım ve sana hissettiririm. Bilirsin kelime oyunlarını çok severim; ama Aşk'ın oyunu olmaz! Şakası olur...
Şaka değil mi tüm bu olanlar? Oyun değil, şaka! Şaka...
Nicedir anlatıyorum sana üstüne basa basa...
Kendi enkazımın, karanlığın içinde elimdeki yanmayan bu mumla, zifiri rengindeki kalemimi ve ondan aşağı kalır yanı olmayan beyaz sayfalarımı arıyorum ve onları buluyorum. Gözlerim belki göremiyor karanlıktan; ama gönlüm aydınlık, bak yazıyorum işte sana...
Sanmaki bu söylediklerim şaka...
Çocukluk, o derin ırmak çağrısı
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman
Devamını Oku
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta