Güneşin sarısıyla saçlarının sarısı denkti,
Gün aydınlığıma...
Bir tebessümün bin derdime dermandı,
Gamzeli yanaklarınla karşıma çıkan en güzel yoldun;
Yürüdüm ilelebet sonuna.
Güneşin doğmadığı bir gün olur mu hiç, seninle uyanılmayan?
Gökyüzü yıldızsız, gece aysız, toprak susuz kalır mı?
Erguvan renksiz olur mu? Söylesin biri bana...
Mezar ölüsüz, kefen bedensiz, aşk bedelsiz olur mu?
Söyle, ben sensiz... Sen bensiz olur mu?
Şimdi sen düşünüp söyleyebilir misin bana?
Her gün böyle geçmeyecek, biliyorum. Cehennemine düşmüş, alev alev yanıyorum.
Ne kadar tahammül etmeye çalışsam da Aklıma mukayyet olamıyorum;
Seni çok sevmenin kahrıyla yaşıyorum.
Yürüdüğüm her sokakta yankılanan adın var; Hafızamı kaybetsem de unutulmaz mazin var.
Hiçbir şeyin artık ne tadı var ne tuzu var...
Sevilmeyi benden öğrendin.
Umarım benden sonraki de sana sevilmemeyi öğretir.
28.06.2026 01.28 SAMSUN
Aynalar sana küs,
Mevsimin artık hazan,
Bana karşı olan
Bu bîvefa duruşun kalbini çürütmüş,
Yarını olmayan bir hicran...
Uyanırsın bir gün bu gaflet uykusundan,
Öyle bakma güzelim, gözlerin yeşili kıskandırıyor,
Sen sustukça içimde bir devrin hükmü sallanıyor.
Hangi mevsime aldandın da döndün sırtını?
Şimdi o mağrur bakışın, gitgide yabancılaşıyor.
Öyle bakma güzelim, gözlerin yeşili kıskandırıyor;
Ne zaman sokaktan geçen bir eskici sesi duysam,
Hemen çıkarıp vermek istiyorum bu kalbi.
Zira ne eskilere tahammülüm var artık,
Ne de yaşadıklarıma...
Sanki eski bir hikâyeydin okuduğum,
Kitaba başlarken aslında sonumu bulduğum...
Zamanın sürekli değişen kavramında savrulup,
Deniz kıyısına uyandım bir sabah, ansızın vurduğum;
Bir yalnızlıktı takdire isyan etmeden kabul bulduğum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!