Suskun yağmurlu İstanbul gecesinde;
Dar sokak aralarının uzayan kaldırımlarında, gölgesi düşen yalnızlığımla dolaşırken!
Düş düşkünü kalbimle; duygularımın peşinden gidiyorum...
Sözcüklerin içinde, çözmediğim düşüncemle tartışıyordum.
Sensizliğe takılı kaldığımdan beri; sırdaşım olmuş satırlarımla başbaşa dertleşmek için döndüm..Sürgün sarayım olan evime!
Islanmış bedenimi ısıtmak için soyundum... O an! çırılçıplak bedenimi saran; ruhunla rastlaştım.
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Devamını Oku
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan




:)
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta