'İnsanı, sıradan bir materyalden farksız gören Batılı, onu hemen menfaati için harcamaktan, feda etmekten geri kalmamıştır. Dostoyevski'nin hikâyesindeki gibi? Onu yalnız timsahlara yem etmekle kalmamış, asrımızda makineye, bilime, tekniğe paraya tutsak etmiştir. Büyük Rus yazarının aç gözlü vahşi hayvanı bir bakıma tanktır, toptur, bombadır, füzedir, gazdır... Sevgili 'Tek dişi kalmış canavar' çıkarının söz konusu olduğu her yerde insanları gözden çıkarmıştır' (s. 11)
'Batı'nın çizdiği yolda yürüdükçe, manevi değerlerimize dönmedikçe, kendimiz gibi yaşamadıkça daha timsahlara çok kurban vereceğiz' (s. 13)
'Hicri ikinci asırda yaşayan Hatom şöyle der:
Bu yola giren dört ölüme razı olsun: “Birincisi beyaz ölüm, açlık... ikincisi siyah ölüm, sabır... Üçüncüsü kızlı ölüm, nefse karşı gelmek. Dördüncüsü yeşil ölüm, gönül elbisesini yamalardan dikmek, küçülmek' (s. 19)
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta