Bir hüsran bulutu yükseldi göklere
Parmak uçlarım dan döküldü ''Aşk''
Kalbimi sundum Nil'e....Almadı
Dağlar'a haykırdım...Duymadı.
Bir..Sen..Ki bilirim,tutarsın ellerimden..
Dirhem dirhem döktüm nefreti benliğimden,
yıldızları avuçladım gökyüzünden.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Nasıl içten, nasıl yüreğin en derinden bir haykırış, yakarış.
Şiir okuru dalgalı bir denizde gibi ordan oraya savuruyor adeta
Çok akıcı ve son dizeye kadar bitmeyen bir ahenk.
Çok beğendim.
Tebrikler size...
Duyguların içtenlikle dizelere yansımasıydı...Nilgün Hanım, Yüreğinize sağlık...kaleminiz daim olsun.
Yüreğinize kaleminize sağlık..Sevgiler
Yuregınıze sağlık nılgun hanım saygılarımla
AŞKTAN ÖTE KEŞİF Mİ VAR.. SÖYLE.. YÜREĞİNİZE SAĞLIK NİLGÜN HANIM.. BU ŞİİR MEVLANADAN EL ALMIŞ BELLİ Kİ..
AŞKTAN ÖTE KEŞİF Mİ VAR..MEVLANADAN EL ALMIŞ BU ŞİİR BELLİ Kİ.. DOSTLUKLA..
Kıymetli kardeşimizin şiirini okurken duasının kabul olduğu ümidini yaşamak isterim..Kabul olmayan dua yoktur. Bu olmadıysa kadere boyun eğmek inancın gereğidir..
Yusuf Suresini bilen biri olarak çok duygulandım...Hele Musa AS. ' ı annesinin sepet içerisinde Nil nehrine bırakması daha bir hazin...
Saygı dua ve 9 puanla.
Son dönemde okuduğum en güzel şiirlerden bir tanesi; canı gönülden kutluyorum. Kaleminize, yüreğinize sağlık.
'Bırakma Ellerimi'de bitmiş olsa bile gerçekte yürekte kronik bir yara gibi varlığını capcanlı sürdüren efsanevi bir aşkın muhteşem ifadesini adeta kainata yüksek sesle haykırılışını buldum....Öylesine ki böyle bir aşk sevda sevgi hala günümüzde yaşanıyor mu diye de derin düşüncelere daldırdı beni'Bırakma ellerimi'..İşte aşk işte sevda işte sevgi işte vefa ,işte hasret işte hüzün bu dedirtti bana...İnsanları sağlıklı besleyen sevgi dediğimiz duygu adına çok sevindim bu şiiri okuyunca...Amma bu denli severken ayrılığın yaşanması da çok hüzünlendirdi beni ve de acıttı yüreğimi...
Sevgiliye o kadar içten bir sitem bir çağrı var ki yerin kulağı olsa duyar ve de duyup da geri gelmemek dönmemek için de taş olmak gerekir bence...Sevgili şaire dizelerinde aşkını isyanını öylesine sade yalın sözcüklerle haykırıyor ki anlamamak için yaşamıyor olmak gerekmez mi sizce?
Kıymetli Şairemiz,sevmek ve de sevilmek fiillerinin en duygulu en değerli iki eylem olduğunun da altını kalınca çiziyor mısralarında ki unutulamayan sevgiliye'Gitme' çağrısı da bunun en önemli işareti bence.ya sizce?Öyle değil mi?
Şiirde sade dil seçimi kullanılan sözcüklerin tercihleri ve içi dolu oluşları şiirdeki duyguların yüreğimize okur okumaz nüfuz etmesini sağladığını düşünüyorum...
İçinde okyanus derinliğindeki sevgiyi aşkı sevdayı hasreti özlemi sitemi isyanı acıyı hüznü umudu mutluluğu barındıran'Bırakma Ellerimi'nin çok kıymetli şairesini yürekten tebrik ediyorum ve de ayakta alkışlıyorum....Bu alkış seslerimi taa uzaklardan sizler de duyabiliyorsunuz değil mi?Hürmetimle...Savaş GÜRSOY
De ki:''Seni terketmedim,darılmadım da'',
Kanatlanıp semâ ya uçmazmıyım..
Kimse sen gibi tutmadı ellerimden
Kimse sen gibi saramadı ruhumu
Ey sevgili!
En sevgili!
Ben tek/bir seni bilirim
Bırakma ellerimi..
Bu sesleniş nilden bile duyulur.. Sevda işte nil kenarında,mezapotamyada,istanbulda her nerde yaşanırsa orayı güzelleştirir..Sayın Öztürkün..Yüreğine sağlık.
Bu şiir ile ilgili 157 tane yorum bulunmakta