Bir zamanlar Çamlıca Tepesi’nden İstanbul’u izlerken,
Sevgilimin Üsküdar vapuruna el sallamasını unutamam.
Şehir o gün başka sessizdi,
Martılar bile yavaş uçuyordu.
Kalabalığın içinden,
Sadece onun elini seçebiliyordum,
Zaman durmuş gibiydi.
Vapur ağır ağır ayrılırken iskeleden,
İçimden bir parça da binmişti.
Dumanla karışan sesler arasında,
Kalbim tek bir yere bakıyordu,
Gözlerime.
Rüzgâr saçlarını savuruyordu,
Ben uzaktan ezberliyordum yüzünü.
Bir el sallayış,
Bir veda değil de,
Bir söz gibiydi.
İstanbul o an büyüktü ama,
Aramızdaki mesafe daha büyüktü.
Koskoca şehir,
İki insanın arasına girip,
Sessizce duruyordu.
Çamlıca’dan bakınca her şey güzeldi,
Ayrılık bile zarif duruyordu.
Oysa aşağıda,
Kalpler daha hızlı çarpıyor,
Daha çok acıyordu.
Vapur uzaklaştıkça küçüldü silueti,
Elini seçemez oldum.
Ama ben hâlâ,
O hareketi tamamlamış saymadım,
İçimde kaldı.
Şehir akşam rengine dönerken,
Işıklar bir bir yanıyordu.
Benim içimdeyse,
Bir pencere kapanıyordu yavaşça,
Kimse fark etmeden.
O gün anladım,
Bazı vedalar yüksekten izlenir.
Ne ağlamak yakışır,
Ne bağırmak,
Sadece susmak.
Üsküdar vapuru çoktan karşıya varmıştı,
Ama ben hâlâ tepede duruyordum.
İstanbul akıyordu altımdan,
Ben bir anın içinde,
Takılı kalmıştım.
Şehir değişti sonra,
Vapurlar, iskeleler, yüzler…
Ama o el sallayış,
Hiç eskimedi,
Aynı yerde durdu.
Şimdi ne zaman yüksek bir yerden baksam,
Bir vapur arar gözlerim.
Belki yine el sallar diye,
Belki bir an geri gelir diye,
İçimden.
Çamlıca hâlâ duruyor yerinde,
İstanbul hâlâ kalabalık.
Ama o gün,
Bir el sallayışıyla,
Bütün şehri susturmuştun.
Kayıt Tarihi : 20.1.2026 15:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Anılar




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!