Bu bir Yusuf meselidir
Uzak rüyasıdır can çekişen kadim kentlerin
Ve üryan dağların biricik süsüdür bu
Sevdamızın göğsünden emzirilmiş kurtların türküsüdür bu
İlla ki yutkunarak söylenmelidir
Bilirsin
Sevgim seni yurduna getirdi:
tuzak ev,dilsiz baba,yenik anne...
İşte hepsi bu...
Hayallerini yak,evi ısıt.
Gideceğin en büyük oda arka odan.
İçerden sesleri geliyor annenle babanın,
Devamını Oku
tuzak ev,dilsiz baba,yenik anne...
İşte hepsi bu...
Hayallerini yak,evi ısıt.
Gideceğin en büyük oda arka odan.
İçerden sesleri geliyor annenle babanın,
Kaleminize yüreğinize sağlık.
Kaleminize yüreğinize sağlık.
daha önceki yıllarda da günün şiiri yapılan bu şiire biz gereken yorumu o zaman yapmışız. Dediklerimizin aynen arkasındayız.
"Sevda", yeni dilde ve tıp dilinde, adına "Melankoli" denilen çok tehlikeli bir akıl ve ruh hastalığının eski dildeki adıdır ki, daha ziyade "Kara sevda" diye tesmiye edilir.
Rızay-ı İlahiyi kazanmak ameli, deli, mecnun ve meczuplar için değil, akil ve reşit- buluğa ermiş- insanlar içindir. Zira hadis-i şerifte, "Delilerden, çocuklardan ve uykuda olan kişiden kalem (mükellefiyet) kaldırılırmıştır." buyrulur.
Leyla'nın aslı, Leyli'dir ki, mana olarak geceye ait( yatsı namazı, teheccüt ve sabah namazı gibi)ibadetleri ifa ederek gecesini ihya eden kimse demektir. Bu gibi ibadetleri yapmak istemeyenler, Leyli'yi Leyla yaparak ve yanına da bir Mecnun koyarak hak ve hakikat olan bir şeyi masala dönüştürmüşlerdir.
Ne mutlu, mükellefiyetlerini hakkıyla ifa eden akil ve reşit mü'minlere ki, onlar için sonu gelmez mükafatlar vardır.
Yusuf (as) Mısır sokaklarında ihtişamlı bir şekilde gezerken, yanına yaşlı ama dilenci
Kılığında bir kadın yaklaşır, şöyle seslenir ben nefsimin kurbanı sen mısırın sultanı
Oldun! Der ve döner gider. Yusuf (as) saraya vardığında derin düşüncelere dalar.
Bu kadın ne demek istedi, diyerek tekrar kadını bulmaya çıkar kadını bulur. Ey kadın!
Bana ne demek istedin diye sorar. Kadın tekrar ben nefsime oydum böyle oldum sen
Allahın emirlerine uydun sultan oldun. Beni tanımadın mı? Ben züleyha yım der.
Yusuf (as) sana ne oldu güzeldin zengindin bu hale nasıl geldin? Kadın şöyle der.
Sana ağlaya ağlaya gözlerimi yitirdim, senden haber getirenlere servetimi dağıttım bitirdim Allah kerimdir kuyusu derindir herkes kuyusundan çıkamaz kimseyi düşürmesin
cumanız mübarek olsun
Ses ver zindanların sultanı ses ver ki,çoraklaşmış gönül topraklarında Yusuf çiçekleri açsın.
Yoksa kaktüslerle yaşamak zorunda kalacak bu nesil ve can çekişen kadim kentler.
tebrikler şairim.
kıskandım,kuyusu olan Yusuf'u!:)))ben de bir kuyu isterim,bana ne!..hem de içi yılan-çıyanla dolu bir kuyu...yiyin beni börtü böcekler...
'elbet bu denizin de bir kıyısı olacaktır' dizesi kazdı kuyumu...ama dizedeki 'bir' fazla gibi duruyor bence...farzedin kıtalar arasına yerleşmiş bir denizse bu;neden bir tane olsun kıyısı!..de mi yanim:))
neyse,,pek bir şey kalmadı aklımda bu şiirden...diyerek kutluyorum şairi...
bir konu daha: 'şiir, tariften uzak durmalıdır' demişti birisi,unuttum kimdi!:))bence doğru bir tanımlamaydı bu.tamamen katılıyorum kendilerine efendim...
yine neyse!.
Bu şiir ile ilgili 7 tane yorum bulunmakta