Bir an ki öyle durgun, öyle nefessiz zaman
bakışları enginde sanki asılı kaldı
hudutsuz ufka doğru genişleyen asuman
hızla çarpan kalbine, daraldıkça daraldı
ürpertiyle dinledi acziyetin sesini
yokladı can kuşunun kilitsiz kafesini
gözleriyle şöyle bir ölçtü mesafesini
iki dünya arası, kısaldıkça kısaldı
toplanıp yürüdüler hatıralar üstüne
güneşi eğilirken bitmeyecek bir güne
elemle bakıverdi sendeleyen ömrüne
yorgun göz kapakları, kısıldıkça kısıldı
sanki tutacak bir dal arıyordu boşlukta
ne lazımdı bu çetin, z/amansız yolculukta
günün nihayetinde kızıllaşan ufukta
hayat bir nokta gibi, ufaldıkça ufaldı
telaşla koşuyorken hülyasının peşinde
takılmıştı saati ikindinin beşinde
tenini buz kestiren ölümün ateşinde
eriyerek nefesi, azaldıkça azaldı
doğudan üzerine doğan sanki son gündü
aralandı perdeler, kim bilir ne göründü
varlık ince ve silik bir çizgiye büründü
göğsündeki ağırlık, çoğaldıkça çoğaldı
ve sonra bir serinlik dokundu dudağına
sonsuzluk fısıldandı duymayan kulağına
aldırmadı havayı son kez soluduğuna
yaşamanın ağrısı, sağaldıkça sağaldı
çağlayarak akarken çarptı ecel bendine
dolaştı ayakları hiçliğin kemendine
bir yerdeki haline, sonra dönüp kendine
bakıp kalan ruhunu, göğün ardına saldı
bir eli tam göğsünde, yanındaydı öteki
tanımsız bir ifade kasılan yüzündeki
hayat adı verilen tüm macerası sanki
mazisine gömülen yaşanmamış masaldı
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 23:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Ölüme dair.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!