Bir vakitler içimde
bütün insanlara yetecek kadar gökyüzü vardı.
Yabancı bir çocuğun ağlayışı
gözlerimi doldurur,
yolunu kaybetmiş bir kuşun telaşı
yüreğime dokunurdu.
İnsan dediğin şey,
birbirine görünmez iplerle bağlı sanırdım.
Sonra acı geldi.
Kapıyı çalmadı.
Bir gece,
evimin duvarlarına içeriden büyüyen bir karanlık gibi yayıldı.
Ne ateşe benziyordu,
ne de fırtınaya.
Daha beteri…
Sanki bütün mevsimler aynı anda ölüyor,
ve insan bunun sesini duyuyordu.
Günlerce onunla aynı odada kaldım.
Kendi gölgemin bile yabancısı oldum.
Bir aynaya baktım,
yüzüm duruyordu yerinde,
ama içimdeki insan
çoktan başka bir yere göçmüştü.
Acı öyle bir kuyuydu ki,
biraz daha derine inseydim
güneşin varlığına inanmayacaktım.
Biraz daha kalsaydım,
çiçeklerin açtığına,
annelerin dua ettiğine,
çocukların güldüğüne dair ne varsa
hepsini bir masal sanacaktım.
Çünkü bazı kederler
insanın yalnız kalbini değil,
insana dair bütün inancını yaralar.
Orada uzun süre kalınmaz.
Kalınırsa,
bir ekmeği ikiye bölene de,
bir yetimin başını okşayana da,
sevdiği için bekleyene de
aynı gözle bakmaya başlar insan.
Ve işte bundan korktum.
Yaramdan değil.
Taşa dönüşmekten korktum.
Canımın yanmasından değil.
Başkasının canının yandığını unutabilecek biri olmaktan korktum.
Sonra bir sabah,
nereden geldiğini bilmediğim küçücük bir ışık düştü içime.
Bir çocuğun kahkahası kadar hafif,
bir annenin duası kadar görünmezdi.
Anladım ki;
Acı,
insanı insanlıktan çıkaracak kadar güçlü olabilir.
Ama merhamet,
küllerin altında kalan son kor gibi,
en uzun gecelerde bile sönmemeyi bilir.
Ve ben o gün,
acıdan değil,
acıya rağmen insan kalmaya karar verdim.
Samira SamiraninsiiriKayıt Tarihi : 16.06.2026 06:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!