Ilık bir yaz gecesinde
alabildiğine kimsesizliğimi yaşarken
küçücük penceremden
caddedeki akışa karışıyordum
bölük pörçüktüm
boşluklarda savruluyordum
kalabalıkların ortasında
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




'Ilık bir yaz gecesinde
alabildiğine kimsesizliğimi yaşarken
küçücük penceremden
caddedeki akışa karışıyordum
bölük pörçüktüm
boşluklarda savruluyordum
kalabalıkların ortasında
ve çok uzaklarda
yaşamın sevincini özlüyordum
apansız telefon çaldı
dost sesin yağmur yağmurdu
yıldızlar indi yeryüzüne
bir tutam mutluk ektin yüreğime'
öykü diline yakın bir dize ve söyleyiş kurgusu var. karışıyordum, savruluyordum, özlüyordum... biçimindeki söyleyişler okumayı ve şiirin müziğini zorluyor. tabi bunu derken; 'caddedeki akışa karışıyordum' dizesinin kendi içinde bir müzik (-ş- sesiyle) oluşturduğunu belirteyim. fakat azlaca fiil olmasının ve fiillerin dize sonlarında kullanılmasının şiiri konuşma ve öykü diline dönüştürdüğünü düşünüyorum.
'..
apansız telefon çaldı
dost sesin yağmur yağmurdu
yıldızlar indi yeryüzüne
bir tutam mutluk ektin yüreğime'
bir telefondan duyuluyor olsa bile sevgilinin (belki de dostun) sesindeki dost sıcaklığının yağmur yağmur olarak betimlenmesi, yeryüzüne yıldızların indirilmesi çok güzel imgeler. ve görülüyor ki; bir tutumdan fazlası ekilmiş yüreğe.
yüreğine ve sevdana sağlık. dostlukla
apansız telefon çaldı
dost sesin yağmur yağmurdu
yıldızlar indi yeryüzüne
bir tutam mutluluk ektin yüreğime..
Evet bir telefonla bir sesle dünyamız değişir ne güzel yazmışsın gönlüne sağlık...
yureginize saglik,guzel bir serbest siir.
ne guzel kucuk seylerle mutlu olabilmek. mutlulugunuz
yureginiz ve kaleminiz daim olsun.
saygilar
Bir Tutam Mutluluk
Ilık bir yaz gecesinde
alabildiğine kimsesizliğimi yaşarken
küçücük penceremden
caddedeki akışa karışıyordum
bölük pörçüktüm
boşluklarda savruluyordum
kalabalıkların ortasında
ve çok uzaklarda
yaşamın sevincini özlüyordum
apansız telefon çaldı
dost sesin yağmur yağmurdu
yıldızlar indi yeryüzüne
bir tutam mutluluk ektin yüreğime
Nilgün Acar
canım benim .. harika bir şiir seni yürekten kutluyorum.. özellikle şu dizelerin beni çok duygulandırdı ...bir telefon bile nasıl mutluluk
veriyor o güzel yüreklere.. kutlarım canım.. hayatın hep mutlu geçsin..yaşamın sevinç ve çoşku ile dolsun..
ekiyor ..
yaşamın sevincini özlüyordum
apansız telefon çaldı
dost sesin yağmur yağmurdu
yıldızlar indi yeryüzüne
bir tutam mutluluk ektin yüreğime
Nilgün hanımefendi,serbest şiirin hep biraz kolaycılığa kaçma riski taşıdığını düşünmüşümdür.şiirlerinize okudum.başarılısınız.kutlarım.
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta